Mutlak Ahlak var midir?

Arayis
Mesajlar: 102
Kayıt: Prş Nis 05, 2018 9:45 am
Görüş: Capitalism/ Liberty
Edilen Teşekkür: 11 kere
Alınan Teşekkür: 11 kere

Mutlak Ahlak var midir?

Mesajgönderen Arayis » Pzr Nis 15, 2018 10:32 am

Baslik acmayi sevmiyorum. Fakat bu konuda bir alan gormedigim icin acmak mecburiyetinde kaldim. Daha once acildiysa arzu edilirse birlestirilebilir. Yada taktir size kalmis..

Bir kac soru ile baslamak istiyorum.

1- Ahlaki nasil tanimlarsiniz?
2- Sizce genel gecer- mutlak ahlak kurallari var midir yoksa ahlak kulturel bir oge olup kisiden kisiye, toplumdan topluma gore degisir mi?
3- Iyi ve kotuyu belirleyen sey nedir?

Ahlaki, kulturel toplumsal normlar duzeyinde ele alirsak bazi problemler ortaya cikmiyor mu? (cikar demiyorum) Mesela bir cografyada belirli bir sey normal iken, farkli bir cografyada ayni sey anormal karsilanabilir. Hirsizlik gibi. Hirsizligi biz ''kotu'' olarak nitelendiriyoruz. Fakat o arkadaslarin cografyasinda son derece normal diyelim. O halde hirsizlik bize gore kotudur, o topluma gore degildir diyebilir miyiz? Yada bir diger ornek ile ifade edeceksek, Adam oldurmenin cesaret gostergesi olarak karsilandigi bir cografya dusunelim. Birileri cocuklari oldurmeyi daha kolay buldugu icin, cocuklari olduruyor. O toplumda normal karsilaniyor diyelim. O halde o kisiyi kinayamayiz cunku o toplumun normatif sartlarina gore davraniyor diyebilir miyiz?


Bakisiniz nedir?

Kullanıcı avatarı
Firavun
Moderatör
Mesajlar: 197
Kayıt: Pzt Şub 01, 2016 5:39 pm
Görüş: Dinsiz
Edilen Teşekkür: 86 kere
Alınan Teşekkür: 127 kere

Re: Mutlak Ahlak var midir?

Mesajgönderen Firavun » Pzr Tem 01, 2018 8:05 am

İki veya daha fazla kişinin olduğu her eylem sosyal bir davranıştır ve her sosyal davranışın altında insanların kendini güvence altına almak için uyguladıkları gizli bir sözleşme vardır. Bu sözleşmenin koşulları toplumdan topluma değişse de temelinde bireysel güvence ihtiyacı yatar.

"Ben sana zarar vermiyorum, sen de bana zarar verme" düşüncesi ahlakın temelini oluşturur.

Her bireyin en önemli sosyal ihtiyacı, toplum ve çevre tarafından kabul görmektir. Bu, daha çocukluk yıllarında anne ve babanın çocuklarını takdir etmeleriyle başlar. Çocuk kendini güvende hissetmek için kendisini annesine ve babasına kabul ettirmesi gerekir. Bu yüzden her takdir onu mutlu edecektir. Anne ve baba bu takdir (ödül/ceza) mekanizmasıyla kendi doğrularını çocuklarına öğretir. Burada da anne ve babanın kendi amacı (1) çocuğunu gelecekte toplum tarafından kabul edilen bir birey olarak yetiştirerek hem kendilerini hem de çocuklarını güvence altına alma (2) ahlaklı bir çocuğa sahip olarak kendilerinin toplum içinde yerlerini sağlamlaştırma olarak açıklanabilir.

Herkesin hırsız olduğu bir toplumda çocuk en iyi hırsız olarak kendisini kabul ettirmek isteyecektir.
Herkesin savaşçı olduğu bir toplumda ise en cesur savaşçı olarak toplum tarafından beğenilmek, kabul edilmek isteyecektir.

Bu istek, aslında anne ve babanın çocuğa küçük yaşta dayattıkları ödül/ceza şartlanmasından gelir. Bugün kendimizi iyi hissettiren pek çok davranışın temelinde aslında çocukken aldığımız bu eğitim gelir.

Yukarıda kabaca açıklanan "karşılıklı olarak zarardan sakınma" güdüsünün altında yatan bir öğe de insanların empati duygusudur. Başkasının göreceği zararın kendi başına gelebilme ihtimali her zaman için insanı korkutur. Bu da ayrıca incelenebilir. Yine de, empatinin temelinde güvende olmak, başına bir şey gelmesinden korkmak ve sakınmak gibi doğal güdüler yer aldığı düşünülebilir.

Kısacası ahlak, bireylerin hem empati hem de sosyal ilişkiler üzerinden güvence ihtiyacını karşılayan gizli bir sözleşme olarak görülebilir.

Bu tanımdan sonra diğer soruları da yanıtlayalım:
2. Genel geçer ahlak kuralları, toplum bazında farklılıkların dışında tüm insanları için ortak olabilecek güdüler/istekler paydasında tanımlanabilir. Örneğin, başkasının yaşamına ve malına saygı duyma, herkesin kendi malını ve canını güvence altına alma ihtiyacı tüm toplumlarda ortak bir ahlak zemini olarak görülebilir. Zaten bu tür ahlak anlayışı olmayan toplumlar ilerlemeye dönük sağlam temeller üzerinde olmayacağından yok olmaya mahkum olur.
3. İyi ve kötü, bu sözleşmenin tek taraflı uygulanmasıdır. Karşı tarafın yararına gerçekleştirilen karşılıksız edimler "iyi", karşı tarafın beklentilerini hiçe sayan, zarar verici edimler "kötü" olarak değerlendirilebilir.

Hırsızların, rüşvetçilerin takdir edildiği bir toplumda çalmayan veya rüşvet almayan insanlar enayi olarak; savaşçı toplumlarda savaşmak istemeyen, barışı savunanlar korkak olarak değerlendirilir. Ancak korkaklık/enayilik gibi olumsuz etiketlerin kendiliğinden kötü olması gerekmez. Toplumun güçlenmesini ve uzun vadede varlığını daha güvenli bir şekilde sürdürebilmesini sağlayan edimlerin "iyi", toplumun yapısını bozan, toplumu zayıflatan edimlerin de "kötü" olduğunu söylemek, aslında iyi-kötü kavramına bilimsel olarak ölçülebilir açıklama getirmeyi de sağlar.


Kullanıcı avatarı
antimuslim
Mesajlar: 36
Kayıt: Cum May 04, 2018 11:11 am
Görüş: deist
Edilen Teşekkür: 1 kere

Re: Mutlak Ahlak var midir?

Mesajgönderen antimuslim » Cmt Tem 07, 2018 1:42 pm

bence konu başlıgından mantık hatası var, mutlak ahlak var mıdır? diye bir kavram mantıksız bir kavramdır. ahlak kavramı tabiki var. olmasaydı bu konuyu açmazdın? öyle değil mi? Bu kavram yerine ahlak kavramı,
tanrı icadı mıdır yoksa insan aklının bir ürünümüdür? insan aklı cografı kosullara ve evrımsel bir takım olgulara göre kendını gelıştirerekmı? ahlak kavramını yaratmıştır.dersek1
mantık yerine oturucaktır.
şimdi başlıyalım. ahlakı ne? oluşturdu. tanrısal bir metafızıkmı??? yokda biyolojık bir akılmı?
Ahlak varmı? yokmu? ahlakın tanrısal ispatı nedir? bana göre tanrısal bakıldığında dinler nasıl? insan icadı ise ve bunun ispatları

var ise ahlakın olmadığınında ve tanrı için ahlakın tıpkı dinler gibi bir anlam ifade etmediği herşekilde ortadadır.işte ahlakın olmadığının temel ispatları.

1: ahlak kavramı gerçek olsaydı. ilk insanların varoluşuyla beraber ahlakla ön plana çıkardı. ama tam tersi oldu. ilk insanlar ahlakın ne? olduğunu bilmiyordu. çünkü ahlak kavramı insan aklının bir ürünüdür. tanrısal bir vergi değildir.

2: ahlak olsaydı. tanrının ahlak yasaları olurdu. hayvanlar ahlaka uygun eşleşirlerdi. ulu ortada değil.

3: saygı sevgi ve akıl ahlakla ilgili kavramlar değildir. ahlak yalnızca cinsel bir kavramla özdeşleşir.

4: ahlak kavramını icat eden (cinsel ahlak) dinlerdir. ama yine aynı dinler ahlaksızlık yapmanın helal olduğunu savunur. cennette hurilerden harem kurmak dinsel olarak helaldır. ama bu dünyada zina yapmak dinsel olarak günahtır. ahlak bozuklugudur. ama bana göre dinin kendisi bozuktur. çünkü cinsel ahlak kavramı tanrı için bir anlam ifade etmez.

5: Bence evrensel ahlak yasaları yok. Ama onun yerine yerel, bölgesel ve dinsen ahlak yasaları var.
Örneğin buralarda dilencilik iyi birşey görülmezken, hinduzimin yaygın olduğu yerlerde hayattan bağını kesip herşeyini dilenci gibi başkalarından dilenerek karşılamak erdem olarak karşılanıyor.bu çok yanlış bir kavramdır. insan aklıya ahlak kavramını ispatlıyamayız. :)

6: tanrıya göre cinsel ahlak gerçekten olsaydı. :) hayatın başlangıcından itibaren adetler ve gelenekler olurdu. insanlar evlenirdi. namus kavramı iilk andan itibaren insan içgüdüsüne entegre olurdu ama asıl gerçekler öyle olmadığını ispatlıyor.nedir? bu gerçekler
bir bakalım. :)
7: başlangıca gidelim. 1: evlilik yok. akıl yok. onur yok. amaç yok. evilik yok kariyer yok.namus yok. ama cinsel olarak hayvanca
bir eşleşme olduğu gerçegi var. buda ahlakın tanrısal olarak bir anlam ifade etmediğini ispatlar.

"Ben sana zarar vermiyorum, sen de bana zarar verme" düşüncesi ahlakın temelini oluşturur.

çok ama çok yanlış bir düşünce bu tamamen şiddete yönelık bir ahlakı düşünce yapısıdır halbukı ahlak kavramı bu dar kalıba sıgmıyacak kadar genış bir kavramdır. ahlak kavramı cinsel ahlak olarakta almak zorundayız.ahlak kavramını vicdanın ve onurun ahlakı olarakta almalıyız. ahlak kavramını temel olarak alırsak bireylerın tüm aklı fonksiyonlarının bir nedenı? olarakta almak zorundayız. aksi halde ahlak varmı eksık bir kavram olarak anlamsızlasır. ben sana zarar verıyorsam . bu ahlak değil. aksine ahlaklı oldugum
için de zarar verıyorum demektır. bir insan onurlu ve vicdanlıysa kötülüğü önlemek içinde birilerine zarar verebilr.kı oldukçada mnantıkldır bu kavram bu yüzden ahlak kavramı şiddte yönelık bir eylem oluştugunda savunma algısı üzerindne yorum yapmak ahlakın temelını değil sadece

Çatı katındakı bir tuglanın parcası olabilir ancak.

Bu istek, aslında anne ve babanın çocuğa küçük yaşta dayattıkları ödül/ceza şartlanmasından gelir. Bugün kendimizi iyi hissettiren pek çok davranışın temelinde aslında çocukken aldığımız bu eğitim gelir.

ahlak kavramını bu şekılde tarıf edersek ahlakın oluşturan degerlerın tamamını almamış oluruz. anne ve babnın egitim anlayısı odaklı ahlak kavramı çocuga ahlak kavramını belll ıbir
zamandan sonra etkısını yitirir. resit dönemınden sonra bireyler cinsl ahlak konusunda kendı içgüdüsunun dogru oldugunu farkeder
ve her türlu ahlaksızlıgı ahlakmış gibi algılar.
özellıklede erkek bireylerde bu süreç çok etkilidir. erke reşit oldugunda onaters bir mantık oluştugunda hemencecık şiddete yonelık
bir ahlak kavramı oluşturu. biz bu kavramı yargılayamayız. biz bu kavramı yargılarsak dogru oldugunu düşündüğümüz şiddetı yok etme
olgusu yanlış bir kavram olucaktır.
dolayısiylede ahlak kavramı önce tanrısalmı? yoksa insancılmı? bunu ispatlamak gerekır. eger insancıl bir takım faktörler ise bu kavram
şiddet yanlış bir eylemdır. yok eger tanrısal bir hediye ise işte ozaman işler karışır.
tanrının verdıgı özgür irade bize göre yanlış bile olsa tanrıya göre mutlak dogru ahlaktır.

Kullanıcı avatarı
antimuslim
Mesajlar: 36
Kayıt: Cum May 04, 2018 11:11 am
Görüş: deist
Edilen Teşekkür: 1 kere

Re: Mutlak Ahlak var midir?

Mesajgönderen antimuslim » Cmt Tem 07, 2018 2:22 pm

Ahlak nedir? Tanımlıyalım.

1: iyi ahlak.
2: kötü ahlak.
3: tanrısal ahlak.
4: biyolojık ahlak.
ahlak kavramının biyolojık bir kavram oldugunu varsayalım.
peki? mutlak dogru ahlak hangi? ahlaktır.
1: kötü ahlak mutlak dogru ahlaktır.
2: mutlak dogru ahlak iyi ahlaktır.
bana göre her ikiside yanlış ahlak tanımı.dır
gerçek ahlak kavramı hem iyidir hemde kötüdür. biri eksık olursa ahlak kavramıda eksık olur ve anlamsız hale gelır.
demekkı ahlak kavramının bir anlam ifade etmedıgını ispatlamış olduk. çünkü ahlak kavramı sonuç elde ettıgınde anlamlı.. hale gelır.
iyi ahlak veya kötü ahlak ahlak kavramının bir bütünüyse işte o zaman bireyler kötü ahlaklıda olsa iy iahlaklıda olsa sonucta..ahlaklı olucaktır. ahlak diye bir kavram sadece biyolojık bir sınırsel akıldır diyebiliriz. yanı anlamsızdır.

Kullanıcı avatarı
Firavun
Moderatör
Mesajlar: 197
Kayıt: Pzt Şub 01, 2016 5:39 pm
Görüş: Dinsiz
Edilen Teşekkür: 86 kere
Alınan Teşekkür: 127 kere

Re: Mutlak Ahlak var midir?

Mesajgönderen Firavun » Pzr Tem 08, 2018 9:03 am

antimuslim yazdı:Ahlak nedir? Tanımlıyalım.

1: iyi ahlak.
2: kötü ahlak.
3: tanrısal ahlak.
4: biyolojık ahlak.
ahlak kavramının biyolojık bir kavram oldugunu varsayalım.
peki? mutlak dogru ahlak hangi? ahlaktır.
1: kötü ahlak mutlak dogru ahlaktır.
2: mutlak dogru ahlak iyi ahlaktır.
bana göre her ikiside yanlış ahlak tanımı.dır
gerçek ahlak kavramı hem iyidir hemde kötüdür. biri eksık olursa ahlak kavramıda eksık olur ve anlamsız hale gelır.
demekkı ahlak kavramının bir anlam ifade etmedıgını ispatlamış olduk. çünkü ahlak kavramı sonuç elde ettıgınde anlamlı.. hale gelır.
iyi ahlak veya kötü ahlak ahlak kavramının bir bütünüyse işte o zaman bireyler kötü ahlaklıda olsa iy iahlaklıda olsa sonucta..ahlaklı olucaktır. ahlak diye bir kavram sadece biyolojık bir sınırsel akıldır diyebiliriz. yanı anlamsızdır.


Tanımlayalım diye başlanan yazıda tek bir tanım yok.

En anlamsızı da, iyiyi ve kötüyü belirleyen kurallar bütünü olarak ele alacağımız ahlak için iyi ahlak ve kötü ahlak gibi ifadelerle anlamsız olduğunu iddia etmek.

Sayın antimuslim, iyi ahlak ve kötü ahlak diye bir şey yoktur. Ahlak zaten (kendince) iyiyi ve kötüyü tanımlayan kurallar bütünüdür. Dolayısıyla iyi ahlaklı ve kötü ahlaklı birey olabilir ancak. Yani tanımlanan kurallara uyanlara iyi ahlaklı (ya da genel olarak yalnızca "ahlaklı"), uymayanlara kötü ahlaklı denir.

Kurallara uymayıp kötü ahlaklı olanlar için sonuçta onlarda ahlaklı olacaktır ifadesi epey saçma olmuş.

Birisi sana gelip "Ahmet bey ahlaklı bir insan" diye bir cümle kursa, ona "iyi ahlaklı mı kötü ahlaklı mı peki" diye sorma ihtiyacı duyar mısın? Kastedilenin, toplum normlarına ve ahlak kurallarına uygun birey olduğu aşikardır, değil mi?

Kötü ahlak diye acaba kötü huy veya kötü davranıştan mı bahsediyorsun diye düşünüyorum, ama ahlakı tanımlamaya kalkışıp onun yerine davranış ve huydan bahsediyor olamazsın.

Buna rağmen ahlakı iyi ahlak ve kötü ahlak diye ayırıp, sonra da bunların ayrı olamayacağını iddia edip, üstüne bir de kötü ahlaklı da zaten ahlaklıdır diyerek konuyu tartışılmayacak kadar saçma bir noktaya taşımış oluyorsun.

Arayis
Mesajlar: 102
Kayıt: Prş Nis 05, 2018 9:45 am
Görüş: Capitalism/ Liberty
Edilen Teşekkür: 11 kere
Alınan Teşekkür: 11 kere

Re: Mutlak Ahlak var midir?

Mesajgönderen Arayis » Çrş Nis 03, 2019 7:52 am

Tekrar sorayim: Neden ahlakli davranalim sizce? Neden "iyi" insanlar olmaliyiz? Yada tam tersi neden 'kotuluk"ten sakinmaliyiz? Bir cocuga, hayvana iskence etmek neden "kotu"dur? Zamana, topluma veya cografya'ya gore bu kavramlar degisiyorsa Hitler'i yada soykirim sucu isleyenleri nasil yargilayabilir yada yaptigina kotu diyebiliriz? Neye gore? O kisiler de kalkip, "senin iyi ve kotu kavraminla ilgilenmiyorum, bize gore bu iyi yada dogrudur" derse, ne diyebiliriz? Bazen cozum sunmasi icin hukuk kavramindan cikarsama yapiliyor. Hukuk'u belirleyen de bu toplumsal normlari olusturmus olan insan; yani toplumsal bir hayvan. - Ki hukuk da belirli bir dusunce evriminin urunu. Toplumsal sozlesme. Ustelik hukuk ile iyi-kotu arasinda bir iliski de yok.

Soru bu: "Bir cocuga, hayvana iskence etmek neden "kotu"dur?". Bir cezanin olmadigi ortamda, bir cocuk yada hayvana yonelik- iskence yapmaktan hoslanan bireyi durduran sey/gudu ne olmali - neye gore temellendirilmeli? Sizin gorusunuzu de merak ediyorum. Isterseniz bu konuyu konusalim.

Arayis
Mesajlar: 102
Kayıt: Prş Nis 05, 2018 9:45 am
Görüş: Capitalism/ Liberty
Edilen Teşekkür: 11 kere
Alınan Teşekkür: 11 kere

Re: Mutlak Ahlak var midir?

Mesajgönderen Arayis » Prş Nis 04, 2019 1:31 am

Firavun yazdı:İki veya daha fazla kişinin olduğu her eylem sosyal bir davranıştır ve her sosyal davranışın altında insanların kendini güvence altına almak için uyguladıkları gizli bir sözleşme vardır. Bu sözleşmenin koşulları toplumdan topluma değişse de temelinde bireysel güvence ihtiyacı yatar.

"Ben sana zarar vermiyorum, sen de bana zarar verme" düşüncesi ahlakın temelini oluşturur.




Insanlar elbette guvende olmak ve varligini guven altina alip, bu sekilde yasamina devam etmek ister. Gerek bir duygu durumu gerekse de canlilarin temel davranissal ozelliklerinden biri de bu hayatta kalma arzusu yada gudusu veya tehlikeden ve acidan sakinma davranisidir. Bir arada yasamanin temel kurali bireylerin birbirine saygi duymasi ve karsilikli zarar verme davranisindan kacinmasidir. Yani toplumsal bir sozlesme vardir. Her ne kadar devlet, egemenlik, yurttaslik, esitlik, demokrasi, monarsi, egemen gucun faliyet alani ve etkisi uzerine odaklansa da 1762'de Jean Jacques Rousseau’nun kaleme aldigi unlu yapitinda toplum sozlesmesi hakkinda genel bir bilgi sunuyor. Biz daha oznel ornekler uzerinden gidelim.

Bir seye “iyi” yada “kotu” demenin altinda, bireylerin kendi yasam alanini guvence altina alma onlemi oldugunu zannetmiyorum. Toplumsal normlarin insanlara bir arada yasayabilme imkani sunmasi, fenomenleri iyi yada kotu olarak ketegorize etme eylemi ile dogrudan bir iliskisi yok. Yukarida ifade ettiginiz temel davranissal prensibin varligi, beraber yasayabilmenin bir kosulu olarak yadsinamaz olsa da, iyi kavraminin bu prensip ile temellendirilmesi buyuk bir hata olur. Hadi bunu deniyelim. Diyelim ki, hayvanlara aci cektirmekten zevk alan birey (haberlerde bolca goruyoruz bu psikopatlari) zevk aldigi duyguyu tekrar tekrar yasabilmek icin bu davranisina devam ediyor. Yakalanmamak icin (ceza) tum onlemini titizlikle aliyor ve hayvanlara iskence etmeye devam ediyor. Doyuma ulasinca kabuguna geri cekiliyor. Gerceklestirdigi eylemin bir toplum sozlesmesi ile yada sizin de ifade ettiginiz gibi "Ben sana zarar vermiyorum, sen de bana zarar verme düşüncesi” ile bir ilgisi var mi? Yani bir diger ifade ile, karsi taraftan bir zarar gelebilecegi ve bu sebepten dolayi geri adim atip, iskenceden sakinma davranisina rastliyor muyuz? Cevabiniz “hayir”sa devam edelim. Bu sefer, bakti ki oldurme hissi psikopatimizda memnuniyet ve tatmin duygusu yaratiyor, bu sefer de ayni islemi savunmasiz insanlar uzerinde deniyor. Sunu ifade etmem gerekir ki, kisi, karsi taraftan gelebilecek bir zarardan kacinmak icin bu eylemini sonlandirabilir. Ornegin emniyet gucleri tarafindan yakalanma ve omur boyu hapishanede yasama riski karsisnda pragmatist bir tavir alip, bu eylemden kacinabilir.

Fakat bu noktada dahi, eylemin kendisini “iyi” yada “kotu” ile temellendiremeyiz cunku eylem, karsisinda bir ceza durumu oldugu icin sakiniliyordur. Bir karsilik olarak ceza durumu olsun yada olmasin biz eylemi “kotu”olarak nitelendiriyoruz, degil mi? Emniyet guclerinin beni yakalama riski olsun yada olmasin, bu benim umrumda olsun yada olmasin eylemin kendisi “kotu” olarak nitelendirilecektir. Cunku biz her kosulda bebeklere, hayvanlara yada savunmasiz ve sucsuz yasli insanlara zarar vermenin kotu oldugunu soyleriz. Benzer bir yaklasimla, kopege, kediye vs tecavuz etmenin de kotu bir davranis oldugunu soyluyoruz. Zaten ben de bu sekilde anlamlandiriyorum. Fakat insanlar refah ve guvenlik iceriisinde yasasin diye toplum tarafindan kurulan’ ceza/odul ‘ sistemi ile eyleme yukledigim “iyi/kotu” niteligi birbiri ile iliskili degil. Cunku herhangi bir ceza olsun yada olmasin biz yine de bazi seylere kotu diyoruz. Cezalandirma islemi sadece ve sadece belirli davranislardan bazi insanlari sakindirmak amaciyla kurulan bir adalet sistemi ve kaygisidir. Keza cezalandirmanin olmadigi durumlarda ayni eylem iyi olarak da nitelendirilemiyor.

Kisaca diger bir konudan bahsetmek istiyorum. Bir donem, New York’ta istenmeyen bebeklerin dogumlarina cok yakin olsa da kurtaj ile alinip oldurulmesi gundeme gelmis, ozellikle Republican Party tarafindan bu oneriler siddetle kinanmis, bu durum toplum tarafindan da ofke ile karsilanmisti. Bebeklerin dogumdan hemen sonra da oldurulmesini savunan bazi manyaklar dahi cikmisti. Yakin zamanda bu konu tekrar gundeme geldi. Yer yer de bazi eyaletlerde kurtaj yasasi kabul ediliyor hatta bu isin sinirlari, zaman zaman insanlari rahatsiz edecek sekilde zorluyor. Insanlari oldurmenin “kotu” bir eylem oldugunu soyluyoruz. Diyelim ki dogumdan sonra, anne-baba tarafindan istenmeyen bebeklerin oldurulmesine de sicak bakilmaya baslandi. Toplum, bu bebeklerin kesilerek oldurulmesi konusunda uzlasiya vararak bu istek ve kararini mahkemede yasalastirmayi basardi. Ayni zamanda X toplumunun bu davranisi, dunyanin bir baska cografyasinda yasayan Z toplumunu rahatsiz ediyor. Bu durumda Z toplumunun bu eylemi kotu olarak nitelendirmesi mumkun degil. Cunku soz konusu bebekleri oldurme karari toplumsal uzlasiya gore alinmis. Cunku “iyi” yada “kotu” kavrami toplumsal uzlasiya gore nitelendirilecekse, bir baskasinin o eylemi kotulemeye hakki da yoktur. Bu, olayin bir yonu. Diger yonu ise, o toplum bu karari alsa da biz bu eyleme kotu gozuyle bakacagiz.

Bu eylemi bireye indirgersek, bebekleri oldurmekten zevk alan bireyin davranisini nasil kotu olarak nitelendirebiliriz? Cunku kisi ceza odemeyi kabul ediyor ve sevdigi, tatmin oldugu davranisi gerceklestirmek istiyordur. Hukukta bir karsiligi varsa odeyebilir. Kisi kalkip, eylemi kotu olarak adlandirabilir mi? Ister cezalandirilsin, ister cezalandirilmasin, eylem yine de kotu olarak nitelendirilecektir.

Empati ile iliskilendirmenize yonelik daha sonra yazacagim.

Kullanıcı avatarı
Firavun
Moderatör
Mesajlar: 197
Kayıt: Pzt Şub 01, 2016 5:39 pm
Görüş: Dinsiz
Edilen Teşekkür: 86 kere
Alınan Teşekkür: 127 kere

Re: Mutlak Ahlak var midir?

Mesajgönderen Firavun » Cum Nis 05, 2019 7:43 am

En büyük ceza kişinin toplumdan dışlanmasıdır. Bu dışlanma basitçe görmezden gelme, yoksayma şeklinde olabileceği gibi tecrit etme (hapse atma) ve öldürme (idam) gibi yasal dışlamalar da olabilir.

Dışlanmak istemeyen birey toplumun ortak şartlarına (yazılı veya değil) uymak zorundadır. Köpeklere eziyet eden biri bu yüzden hapis yatmayacak bile olsa toplum gözünde aşağılanacağını bildiği için bu eylemini gizli bir şekilde yapacaktır. Yani, bu eyleminin toplumun beklentilerine uymadığının (başka bir deyişle, yaşadığı toplumda kendisine öğretilen ahlak kurallarının dışında olduğunun - daha da başka bir deyişle aslında kendisinin ahlaksız biri olduğunun) farkındadır. Eyleminden zevk alsa bile bu eylemin kendisine öğretildiği şekilde kötü olduğunu bilir. Yani, öğrendiğimiz ahlak anlayışı yaşadığımız toplumun dayatmasıdır.

Erkeklerin ellerinde silahla gezdikleri, kadınlara tecavüz ettikleri Afrika ülkelerinde, böyle bir erkek grubu içinde büyüyen bir ergen, kendisini kabul ettirebilimesi için aynı kaba kuvveti göstermesi gerektiğini, aksi takdirde ezileceğini ve dışlanacağını, hatta öldürüleceğini bilir. Bu durumda, tecavüz ona ahlaksız bir eylem olarak gelmeyecektir. Güçlü erkeğin, gücünü kanıtlamak için başvuracağı bir yöntem olarak görecektir. Yani, buradaki genç, toplumsal beklenti yüzünden tecavüzü ahlaksız bir eylem olarak görmeyecek, hatta kabul görmek için çevresindeki kişilere bu eylemini övünerek anlatacaktır. İşte bu durum, köpeklere eziyet eden ve bunun ahlaksızlık olduğunu bilen kişiden farklıdır.

Sıradan kişilerin ahlak anlayışını yaşadıkları toplum belirler. İnsan olan her yerde olduğu gibi normal eğrisinin önünde ve arkasında kalan sıra dışı bireyler de vardır. Bazıları diğerlerinden daha saldırgan, bazıları da toplumun yanlış yaptığını düşünerek daha farklı bir ahlak anlayışı arayışında olabilir (bu söylediğim, artık dünyada kabul görmüş "eşitlik", "adalet", "saygı" gibi genel kaideler bugün var olduğu için geçerlidir). Yoksa, geçmişin barbarlığından bugünün medeni ilkelerine giden yoldaki ahlaksal dönüşümde aslında başka süreçler söz konusudur.

Eskiden insanlar yedikleri yemeği bile söylerken "ayıptır söylemesi" diye söze başlarlardı, bugün ise başkalarını kıskandırmak için tabaklarındaki zengin menü yiyeceklerini hiç utanmadan sosyal medya üzerinden paylaşıyorlar, yani artık bu ayıp bir şey değil. Bu kadar kısa sürede bu dönüşüm nasıl gerçekleşti? Toplum nasıl böyle bir evrim geçirdi? Kişiler içsel bir değişim mi geçirdi, yoksa toplumda kabul görmenin koşulları mı değişti?

Empati bana göre insanın en temel duygusudur. Ancak bunu karşısındakinin durumunu anlamak olarak ele almıyorum. Empati, kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyup, sanki kendisi acı çekiyormuş gibi hissederek, bu acıdan kaçış yolu aramasıdır. Yani, genel olarak kabul edilenin tersine, bence empati aslında en bencil duygudur. "Ben" kavramının kendini en çok gösterdiği duygudur. Bu da aslında kişinin ahlak/vicdan kavramlarını oluşturmada rol oynar.

(Empati konusuna girecek olursanız diye bir özet geçeyim dedim = :) )


“Etik - Ahlak Felsefesi” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir