İnananların Ters Mantığı

Tanrı kavramı, dinin tanımı, inanç ve aklın doğası, insan-evren ilişkisi, dini tecrübeler, ahlak, varoluş, bilginin doğası, kapsamı, kökeni ve kaynağı...
Kullanıcı avatarı
Firavun
Moderatör
Mesajlar: 136
Kayıt: Pzt Şub 01, 2016 5:39 pm
Görüş: Dinsiz
Edilen Teşekkür: 70 kere
Alınan Teşekkür: 105 kere

İnananların Ters Mantığı

Mesajgönderen Firavun » Prş Mar 31, 2016 9:02 pm

"B sonucunun olması için A koşulu gerekliyse, A koşulunun oluş nedeni B'nin gerçekleşmesini sağlamaktır"

Bu çok karşılaşılan mantık sorunu ayrı bir konu başlığını hak ediyor.

Birkaç örnek:
"Bir çiçeğin büyümesi için yağmur gerekiyorsa, yağmurun nedeni o çiçeğin var olmasını sağlamaktır"
"Evrendeki tüm hassas düzende katrilyon x katrilyon x katrilyonda bir değişiklik olsa, insanlar var olamazdı. O yüzden bu düzen insanların var olması için hazırlanmıştır".

Ben buna TERS MANTIK diyorum ve inananların çokça kullandığı bir argüman.

Bu argümana göre, kuzey kutbunun soğuk olmasının nedeni kalın posta sahip ayıların sıcaktan bunalmadan yaşayabilmeleridir. Kutuplarda deve yaşayacak olsaydı, o zaman orası soğuk olmayan bir yer olarak tasarlanacaktı.

Doğru mantık ise şudur. B'nin oluşu A'nın varlığına bağlıysa, B ancak ve ancak A koşulu gerçekleştiğinde oluşur. A koşulu yerine A' koşulu olursa, bu durumda B yerine B' oluşur.

Yani Kutup ayısının kalın kürkü, yaşadığı ortamın doğal sonucudur. Kalın kürkü olmayan canlılar o ortamda var olamayacağı için zamanla yok olmuşlardır.

Çay bitkisi için yağmur gerekiyorsa, çay bitkisinin olduğu yerde yağmur yağması bir bilinçli tercih değil, yağmur yağan yerde yetişmeye çalışan suya dayanıksız bitkilerin zamanla yok olmasıdır.

Özetle: Her şey kendisi için elverişli koşulda bulunur, çünkü o koşullara adapte olabildiği için varlığını sürdürür. Bunun için önceden yapılmış bir tasarım gerekmez.

Çölde yaşayacak bitki tasarlamaya gerek yoktur. Kaktüsler çöl ortamı kendileri için elverişli olduğundan çölde gelişirler. Bu bilimsel bir sonuçtur, bilinçli bir tasarım veya tercih değildir.

faith-fatih
Mesajlar: 65
Kayıt: Cum Mar 04, 2016 4:55 pm
Görüş: musluman
Edilen Teşekkür: 2 kere
Alınan Teşekkür: 5 kere

Re: İnananların Ters Mantığı

Mesajgönderen faith-fatih » Cum Nis 01, 2016 2:07 am

galiba biz başlık açamıyoruz.galiba ki yetki lazım.benim sorum,şu yönde olacak;evrim genetik bir kombinasyonmudur. çevre şartlarından etkilenen ve ona göre şekillenen .zira öyleyse matematikte tekrarlı kombinasyon gereği ara ırklar hiç yok olmamalıydı.nasıl ki ileri doğru bir evrim varsa geriye doğru bu evrim sürekli yaşanmalıydı.ikincisi bir üst versiyonu çıksa dahi canlının daha alttaki canlılar hala var.(kurt-solucan-yılan)buda ara formlarında hala yok olmadan yaşayabilme özelliği olduğunu gösteriyor.o halde neden geçiş formları yoklar.üçüncüsü iribaş her zaman ileri safhalarda hep kurbağa oluyor.neden başka bir balık yada canlı türüne evrimleşmiyor. dördüncüsü yarasalar büyüyünce kan emiyorlar.neden bebekken annelerinin kanını değilde sütünü içerek besleniyorlar.memeden süt yerine kan gelse.nasılsa büyünce kanla beslenecekler.beşincisi,çöldeki bir kaktüsün neden sulak alanda bir versiyonu yok.madem hepsi bir hücreden türedi kaktüsünde sulak alan versiyonu olması lazım değil mi.yılanın neden ayı gibi kürklüsü yok.kutuplarda ayı gibi takılırdı.evrim sizin dediğinize göre o kadar esnek bunu yapabilirdi.yılanın metbolizması kış şartlarına neden uyum sağlayamamış.Altıncısı,neden üremek için çiftler var.bir çok memeli üremek için karşı cinse muhtaç.kendi kendine hamile kalsaydı.evrim için avantaj olmazmıydı.yada benim vücudum nasıl oluyorda karşı tarafın vücudunu bilerek bir üreme mekinizması oluşturuyor.hadi oluşturdu diyelim,nasıl oluyorda doğan canlının gıdası için süt oluşumunu sağlıyor.yada sosyal bağı kuran ne ? yada sevgiyi nasıl açıklıyor evrim.hepsini geçtik dünyada en uzun ömürlü canlılar iki yada üç yüzyıl yaşıyor.bu kadar zaman içinde hem cinsel organların,hem rahmin,hem süt oluşumunun hemde iki farklı dişili erkekli olarak nasıl oluyorda gerçekleştiriyor.bu imkansız.siz milyonlarca yılda gerçekleşti evrim diyorsunuz.üreme olmadan genetik bilgi alt nesle nasıl aktarılacak.üreme olması için gerekli materyaller başlı başına bir derya.yedincisi,benim babaannem bile sırf eklemlerinin sıvısı azaldı diye iki basamak çıkamazken,nasıl oluyorda bacakımsı uzuvlarla bu canlılar hayat sürüyor.aynı şey diğer organlar içinde geçerli.sıçrama tezi demeyin.benim için sıçrama tezi demeniz yaratılış demenizle aynı şey.sadece metod farklı o kadar.eğer bütün bunlar yaratılışsa ve doğumlar devam ediyorsa yaratılış devam ediyor demektir.o halde ilk yaratılıştan sonra tanrı intihar etti diyebilirmiyiz.

faith-fatih
Mesajlar: 65
Kayıt: Cum Mar 04, 2016 4:55 pm
Görüş: musluman
Edilen Teşekkür: 2 kere
Alınan Teşekkür: 5 kere

Re: İnananların Ters Mantığı

Mesajgönderen faith-fatih » Cum Nis 01, 2016 2:26 am

birde biyolojik yaşamı kozmolojiden ayrı değerlendirmek ne kadar doğru.şüphesiz kanımızda yıldızlarda üretilen demir mevcut.Bunca şeyi evrim yada yıldız tozu olarak açıklamak.kolaycılığa kaçmak. Peki Yıldız tozu neyin tozu?
maddenin temelinin enerji yada hıcks parçaçığı olduğunu görüyoruz.peki bu evrenin bilinçsiz bir rastlantısal yaşam oluşturması olarak mı algılanmalı? yaratışta kullanılan bir meteryal olarak göremezmiyiz.örneğin robot imal eden robotlar gibi. bir robotu diğer robotlar yapar ;lakin robotuda robot yapımında kullanan mühendisin harikası vardır ortada.

Kullanıcı avatarı
Firavun
Moderatör
Mesajlar: 136
Kayıt: Pzt Şub 01, 2016 5:39 pm
Görüş: Dinsiz
Edilen Teşekkür: 70 kere
Alınan Teşekkür: 105 kere

Re: İnananların Ters Mantığı

Mesajgönderen Firavun » Cum Nis 01, 2016 7:36 am

faith-fatih yazdı:evrim genetik bir kombinasyonmudur. çevre şartlarından etkilenen ve ona göre şekillenen .zira öyleyse matematikte tekrarlı kombinasyon gereği ara ırklar hiç yok olmamalıydı.nasıl ki ileri doğru bir evrim varsa geriye doğru bu evrim sürekli yaşanmalıydı.

Geriye evrim var, ancak geriye evrilen canlıların aynı faunada diğerlerinden üstün gelip soyunu sürdürme şansı olmadığından, geriye evrilen canlı üreyemiyor ve genlerini aktaramıyor. Örnek olarak, her insanın kuyruk sokumu vardır ve bu eskiden olan kuyruğumuzdan kalan yerdir. (Tanrı neden kullanılmayacağını bile bile insana kuyruk sokumu versin?) Neyse, bu örneğin konuyla ilgili kısmı şöyle: Çok nadir de olsa kuyruklu bebek doğumları oluyor. Ya da Hipertrikoz (Kurt Adam Sendromu) yüzünden tüm vücudu kıllarla kaplı bebekler oluyor. Bunlar aslında genetik sorunlar yüzünden geriye evrilmedir. Ama takdir edersiniz ki bu tür sorunları olan bireylerin kendine eş bulmaları ve çoğalmaları diğerlerine göre daha az olasılık olduğundan, genetik uyumsuzluk zamanla yok oluyor. Çift başlı doğan bebekler aslında evrimin ispatıdır. Eğer çift başlı doğmak bir avantaj olsaydı, tercih edileceklerdi ve toplumda çift başlı doğan insan sayısı artacak, hatta kısa zamanda (göreceli olarak tabi) dünya nüfusunda azımsanmayacak oranda çift başlılık olacaktı. Ama bu bebekler genetik sorun yüzünden yaşayamıyor veya yaşasa bile genlerini aktaracak ilişkiler kuramıyorlar.

faith-fatih yazdı:ikincisi bir üst versiyonu çıksa dahi canlının daha alttaki canlılar hala var.(kurt-solucan-yılan)buda ara formlarında hala yok olmadan yaşayabilme özelliği olduğunu gösteriyor.o halde neden geçiş formları yoklar.

Bulunduğu ortama diğerlerinden daha iyi uyum sağlayacak genetik değişikliğe sahip bir birey bir anda tüm toplumu dölleyip değiştiremez. Bu değişim çok uzun süreçte olur. Sizin dediğiniz gibi milyonlarca değil milyarlarca yıl süren bir süreçtir. Bu sırada diğer canlılarda da farklı şekilde evrimleşme olur ya da yaşamını sürdürebiliyorsa evrimleşmeden kalabilir.

faith-fatih yazdı:üçüncüsü iribaş her zaman ileri safhalarda hep kurbağa oluyor.neden başka bir balık yada canlı türüne evrimleşmiyor.

Canlıların büyüdüğünde ne olacağını genetik kodları (DNA’ları) belirler. Bu artık bilimsel olarak o kadar ileri düzeyde çözülmüştür ki, bilim adamları istedikleri gibi genlerle oynayıp çekirdeksiz domates vs. farklı bitkiler yetiştirebiliyor. Yani sorunun cevabı DNA.

faith-fatih yazdı:dördüncüsü yarasalar büyüyünce kan emiyorlar.neden bebekken annelerinin kanını değilde sütünü içerek besleniyorlar.memeden süt yerine kan gelse.nasılsa büyünce kanla beslenecekler.

Tüm memelilerde bebekler için en gerekli besin maddesi anne sütüdür. İçinde bebeği hastalıklarak karşı koruyup bağışıklık sistemini geliştirecek maddeler vardır. Sizin söylediğiniz “İnsanlar büyüdüklerinde et yiyorlar, o zaman annelerinin memesini yesinler” gibi bir şey olmuş.

faith-fatih yazdı:beşincisi,çöldeki bir kaktüsün neden sulak alanda bir versiyonu yok.madem hepsi bir hücreden türedi kaktüsünde sulak alan versiyonu olması lazım değil mi.

Çöldeki kaktüslerin sulak alandaki versiyonlarına kaktüs denmiyor. Her ortamın koşullarına uygun olarak gelişmiş bitki vardır.

faith-fatih yazdı:yılanın neden ayı gibi kürklüsü yok.kutuplarda ayı gibi takılırdı.evrim sizin dediğinize göre o kadar esnek bunu yapabilirdi.yılanın metbolizması kış şartlarına neden uyum sağlayamamış.

Evrimin bir şey yapmak gibi bir amacı yok. Yılanlar soğuk kanlı hayvanlardır. Bu nedenle hayatlarını sürdürmek için belirli bir sıcaklığa ihtiyaç duyar. Soğuk bölgelere göç etmeye çalışan yılanlar şartlara ayak uyduramayıp yok olmuştur.

faith-fatih yazdı:Altıncısı,neden üremek için çiftler var.bir çok memeli üremek için karşı cinse muhtaç.kendi kendine hamile kalsaydı.evrim için avantaj olmazmıydı.yada benim vücudum nasıl oluyorda karşı tarafın vücudunu bilerek bir üreme mekinizması oluşturuyor.hadi oluşturdu diyelim,nasıl oluyorda doğan canlının gıdası için süt oluşumunu sağlıyor.

Üremek için çiftlerin olması evrimin en belirleyici özelliklerinden biri. Aynı bireyden türeyen canlılar birebir aynı genetik yapıya sahip olacaklardı. Aynı genetik yapıya sahip birbirinin kopyası olan topluluklar da hastalık karşısında hep birden yok olurdu. Belirli bir türde çeşitlilik olmaması o türün yaşama olasılığını düşürür. Farklı genlerin karışması ise daha dirençli bireylere olanak sağlar.

faith-fatih yazdı:sosyal bağı kuran ne ? yada sevgiyi nasıl açıklıyor evrim.

Sosyal bağ topluluk olarak yaşama ihtiyacından, bireyin dışlanmak istememesinden, üremek için eş bulma olanağını artırmasından kaynaklanıyor. Aileler çocukların daha sağlıklı gelişmesini sağlıyor ve toplumun (dolayısıyla bireylerin) yaşamlarını sürdürmelerini kolaylaştırıyor. Sosyal bağı olmayan topluluklarda çocuk ölümleri daha erken oluyorsa (daha korunaksız olmalarından), o tür insanlar zamanla elimine olurken, sosyal bağı güçlü topluluklar daha hızlı güçlenmiş ve dünyaya egemen olmuştur. Sevgi de insanların karşısındaki kişiye güven duymasını ve hayatını diğer alanlarda geliştirecek ortamı oluşturmasını sağlıyor.

faith-fatih yazdı:hepsini geçtik dünyada en uzun ömürlü canlılar iki yada üç yüzyıl yaşıyor.bu kadar zaman içinde hem cinsel organların,hem rahmin,hem süt oluşumunun hemde iki farklı dişili erkekli olarak nasıl oluyorda gerçekleştiriyor.

Bu soruyu anlamadım. Evrimin, tüm organların tek bir nesilde oluştuğunu iddia ettiğini sanmıyorsunuz herhalde. Örneğin gözün göz olabilmesi öncelikle ışığa duyarlı hücrelerle başlıyor ve milyonlarca yılda daha kompleks yapılar oluşuyor.


faith-fatih yazdı:siz milyonlarca yılda gerçekleşti evrim diyorsunuz.üreme olmadan genetik bilgi alt nesle nasıl aktarılacak.üreme olması için gerekli materyaller başlı başına bir derya.

Üreme olmadan zaten canlılar var olamazdı. Üreme de öncelikle tek hücreli canlıların bölünmesiyle başlıyor. Sonra bu canlılar farklı işlevlerle bir araya geldiklerinde daha uzun yaşayabildiklerinden bir nevi iş bölümü yapıyorlar. Bunu anlatan kısa bir hikaye yazıp evrim başlığında paylaşmayı düşünüyorum. Umarım vakit bulurum.

faith-fatih yazdı:yedincisi,benim babaannem bile sırf eklemlerinin sıvısı azaldı diye iki basamak çıkamazken,nasıl oluyorda bacakımsı uzuvlarla bu canlılar hayat sürüyor.aynı şey diğer organlar içinde geçerli.

Her canlı ortamına göre hareket yeteneği elde ediyor. Sence maymunlar ağaçlarda gezecek yapıya sahip olup sonra kendilerine ağaçlıklı bir yer mi bulmuşlardır, yoksa ağaçlı bir yerde zamanla ağaçlarda gezebilmelerini sağlayacak şekilde değişim geçirip ortama uyum sağladıkları için mi bu yapıya sahip olmuşlardır?

faith-fatih yazdı:sıçrama tezi demeyin.benim için sıçrama tezi demeniz yaratılış demenizle aynı şey.sadece metod farklı o kadar.eğer bütün bunlar yaratılışsa ve doğumlar devam ediyorsa yaratılış devam ediyor demektir.o halde ilk yaratılıştan sonra tanrı intihar etti diyebilirmiyiz.

İlk yaratılışı bilmiyorum. Bu konuda araştırmalar devam ediyor. Unutmayın: Evrim ilk yaratılışı açıklamaz. O yalnızca türlerin oluşumunu anlatır.

faith-fatih
Mesajlar: 65
Kayıt: Cum Mar 04, 2016 4:55 pm
Görüş: musluman
Edilen Teşekkür: 2 kere
Alınan Teşekkür: 5 kere

Re: İnananların Ters Mantığı

Mesajgönderen faith-fatih » Pzr Nis 03, 2016 10:53 pm

Firavun yazdı:
faith-fatih yazdı:evrim genetik bir kombinasyonmudur. çevre şartlarından etkilenen ve ona göre şekillenen .zira öyleyse matematikte tekrarlı kombinasyon gereği ara ırklar hiç yok olmamalıydı.nasıl ki ileri doğru bir evrim varsa geriye doğru bu evrim sürekli yaşanmalıydı.

Geriye evrim var, ancak geriye evrilen canlıların aynı faunada diğerlerinden üstün gelip soyunu sürdürme şansı olmadığından, geriye evrilen canlı üreyemiyor ve genlerini aktaramıyor. Örnek olarak, her insanın kuyruk sokumu vardır ve bu eskiden olan kuyruğumuzdan kalan yerdir.

bütün canlılar aynı kökten geldiyse ileriyle doğru evrilme potansiyeli onlarda da mevcut.yani evrim için herhangi bir çiftleşmemeye gerek olmamalı.aksi halde ilk evrim kiminle çiftleşsin.burada mantıksızlık var.yani kurt-solucan-yılan üçlemesinde solucanlar neden hala solucan.niçin yılan olmamışlar.
(Tanrı neden kullanılmayacağını bile bile insana kuyruk sokumu versin?)
bunu denek için bir kişinin kuyruk sokumunu cerrahi müdahale ile alıp bakmak lazım.büyük ihtimalle baya bir sıkıntılı olacak.
Neyse, bu örneğin konuyla ilgili kısmı şöyle: Çok nadir de olsa kuyruklu bebek doğumları oluyor.

bunu ilk defa senden duyudum.kuyruklu doğumlar için kaynak yada link paylaşırmısın.

Ya da Hipertrikoz (Kurt Adam Sendromu) yüzünden tüm vücudu kıllarla kaplı bebekler oluyor.
bu önemli birşey değil,bazı insanlar hormon bozukluğu gereği ileri yaşlarda aşırı kıllanma sorunu yaşıyorlar.

Bunlar aslında genetik sorunlar yüzünden geriye evrilmedir. Ama takdir edersiniz ki bu tür sorunları olan bireylerin kendine eş bulmaları ve çoğalmaları diğerlerine göre daha az olasılık olduğundan, genetik uyumsuzluk zamanla yok oluyor.

sizin evrim hipotezine göre canlı başka bir türlede çiftleşebiliyor.örneğin senin kuyruklu doğum bir maymunla çiftleşerek soy sürebilirdi diyor evrim.;lakin,gerçek hayatta bir insanla maymun katiyen çiftleşemiyor.eğer öyle birşey milyonlarca deneme ile mümkünse bilim adamları ispat için bunu gerçekleştirsinler.aynı kökten gelen iki canlı türeyemiyorsa bu diğer türlerde imkansız demektir.

Çift başlı doğan bebekler aslında evrimin ispatıdır. Eğer çift başlı doğmak bir avantaj olsaydı, tercih edileceklerdi ve toplumda çift başlı doğan insan sayısı artacak, hatta kısa zamanda (göreceli olarak tabi) dünya nüfusunda azımsanmayacak oranda çift başlılık olacaktı. Ama bu bebekler genetik sorun yüzünden yaşayamıyor veya yaşasa bile genlerini aktaracak ilişkiler kuramıyorlar.


çift başlılık bir evrim değildir.eğer senin dediğin gibi olsa geçmişte çift başlı insanın yada kökenin geçmişten gelen bir türevi olması lazımdı.;lakin hiçbir çift başlı canlı geçmişi ara formu yoktur.yani çift başlılık geriye doğru evrim değildir.

faith-fatih yazdı:ikincisi bir üst versiyonu çıksa dahi canlının daha alttaki canlılar hala var.(kurt-solucan-yılan)buda ara formlarında hala yok olmadan yaşayabilme özelliği olduğunu gösteriyor.o halde neden geçiş formları yoklar.

Bulunduğu ortama diğerlerinden daha iyi uyum sağlayacak genetik değişikliğe sahip bir birey bir anda tüm toplumu dölleyip değiştiremez. Bu değişim çok uzun süreçte olur. Sizin dediğiniz gibi milyonlarca değil milyarlarca yıl süren bir süreçtir. Bu sırada diğer canlılarda da farklı şekilde evrimleşme olur ya da yaşamını sürdürebiliyorsa evrimleşmeden kalabilir.

evrim canlının kendi tercihi değil.nasıl oluyorda evrimleşmeden kalma gibi bir imkan sunuyorsunuz.üstte evrimleşen türün çiftleşmesine ihtiyaç duymadan kendiside evilebilir.bilim enfazla 400 milyon yıl diyor.bende çoçukluğumdan beri gözlerimin rengini mavi olmasını istedim ;ama hala ela. :)


faith-fatih yazdı:üçüncüsü iribaş her zaman ileri safhalarda hep kurbağa oluyor.neden başka bir balık yada canlı türüne evrimleşmiyor.

Canlıların büyüdüğünde ne olacağını genetik kodları (DNA’ları) belirler. Bu artık bilimsel olarak o kadar ileri düzeyde çözülmüştür ki, bilim adamları istedikleri gibi genlerle oynayıp çekirdeksiz domates vs. farklı bitkiler yetiştirebiliyor. Yani sorunun cevabı DNA.

bende onu diyorum.yaratıcı genetik kodlara kimin ne olacağını yazmış.bak burada hem fikiriz.zira sadece çevresel şartlarla yada canlıların rekabeti olsaydı. iribaş arada bir kurabadan başka şeylere dönüşürdü.ayrıca bilim adamları çekirdeksiz tohumları düşük radyosyana tabi tutarak kısırlaştırıyor böylece çekirdek üretemiyor bazı tohumlar.gen ile oynama sandığın kadar gelişmedi.hazır konu açılmışken buradan bilim dünyasına seslenmek istiyorum: adam kopyalacaz,koyun kopyalıyoruz diye yaygara çıkaran bilim adamları,siz daha dökülen saçımı çıkaramıyorsun gelmiş bana ne vaad ediyorsun. :)

faith-fatih yazdı:dördüncüsü yarasalar büyüyünce kan emiyorlar.neden bebekken annelerinin kanını değilde sütünü içerek besleniyorlar.memeden süt yerine kan gelse.nasılsa büyünce kanla beslenecekler.

Tüm memelilerde bebekler için en gerekli besin maddesi anne sütüdür. İçinde bebeği hastalıklarak karşı koruyup bağışıklık sistemini geliştirecek maddeler vardır. Sizin söylediğiniz “İnsanlar büyüdüklerinde et yiyorlar, o zaman annelerinin memesini yesinler” gibi bir şey olmuş.

benim burda anlatmak istediğim.sudan evrilen canlıların kökeni sütlemi evrimleştiki ileri ki safhalarda gelişimini tamamlamak için süte ihtiyaç duyuyor.

faith-fatih yazdı:beşincisi,çöldeki bir kaktüsün neden sulak alanda bir versiyonu yok.madem hepsi bir hücreden türedi kaktüsünde sulak alan versiyonu olması lazım değil mi.

Çöldeki kaktüslerin sulak alandaki versiyonlarına kaktüs denmiyor. Her ortamın koşullarına uygun olarak gelişmiş bitki vardır.
ama kaktüsle aynı ortak ata gösteremiyor bilim.

faith-fatih yazdı:yılanın neden ayı gibi kürklüsü yok.kutuplarda ayı gibi takılırdı.evrim sizin dediğinize göre o kadar esnek bunu yapabilirdi.yılanın metbolizması kış şartlarına neden uyum sağlayamamış.

Evrimin bir şey yapmak gibi bir amacı yok. Yılanlar soğuk kanlı hayvanlardır. Bu nedenle hayatlarını sürdürmek için belirli bir sıcaklığa ihtiyaç duyar. Soğuk bölgelere göç etmeye çalışan yılanlar şartlara ayak uyduramayıp yok olmuştur.

Evrim söylediğin gibi amaç taşımıyor ama sıcak kanlı yılanlarda genetik kombinasyonlar arasında bir olasılık. sıcak kanlı olarak neden evrimleşememişler.bunun nedeni nedir.balıktan ayı çıkıyor;lakin yılandan sıcak kanlı yılan niye çıkamıyor.

faith-fatih yazdı:Altıncısı,neden üremek için çiftler var.bir çok memeli üremek için karşı cinse muhtaç.kendi kendine hamile kalsaydı.evrim için avantaj olmazmıydı.yada benim vücudum nasıl oluyorda karşı tarafın vücudunu bilerek bir üreme mekinizması oluşturuyor.hadi oluşturdu diyelim,nasıl oluyorda doğan canlının gıdası için süt oluşumunu sağlıyor.

Üremek için çiftlerin olması evrimin en belirleyici özelliklerinden biri. Aynı bireyden türeyen canlılar birebir aynı genetik yapıya sahip olacaklardı. Aynı genetik yapıya sahip birbirinin kopyası olan topluluklar da hastalık karşısında hep birden yok olurdu. Belirli bir türde çeşitlilik olmaması o türün yaşama olasılığını düşürür. Farklı genlerin karışması ise daha dirençli bireylere olanak sağlar.

Birebir aynı yapıya sahip olması sıkıntı olsaydı zaten o canlı var olamazdı;ama var olmuş neden üremek yada hastalıktan korunmak için başka bir canlıya ihtiyaç duysun.ve nasıl oluyorda benim vücudum ben çocukken karşı tarafın bilgi olarak nasıl bir cinsel yapıya sahip olduğunu bilmezken.vücudum bu bilgiye sahip.yine geldik aynı yere,maymunla insan aynı atadan gelmesine rağmen niye çiftleşemiyor.buda senin tezini çürütüyor.Demek ki farklı genler pek karışamıyor.

faith-fatih yazdı:sosyal bağı kuran ne ? yada sevgiyi nasıl açıklıyor evrim.

Sosyal bağ topluluk olarak yaşama ihtiyacından, bireyin dışlanmak istememesinden, üremek için eş bulma olanağını artırmasından kaynaklanıyor. Aileler çocukların daha sağlıklı gelişmesini sağlıyor ve toplumun (dolayısıyla bireylerin) yaşamlarını sürdürmelerini kolaylaştırıyor. Sosyal bağı olmayan topluluklarda çocuk ölümleri daha erken oluyorsa (daha korunaksız olmalarından), o tür insanlar zamanla elimine olurken, sosyal bağı güçlü topluluklar daha hızlı güçlenmiş ve dünyaya egemen olmuştur. Sevgi de insanların karşısındaki kişiye güven duymasını ve hayatını diğer alanlarda geliştirecek ortamı oluşturmasını sağlıyor.

evrimsel çatışma bunun neresinde.bu işlevi ben insan olarak tecavüz yoluylada yapabilirim.niye sevdiğim insan olması benim için o kadar önemli olsun ki.

faith-fatih yazdı:hepsini geçtik dünyada en uzun ömürlü canlılar iki yada üç yüzyıl yaşıyor.bu kadar zaman içinde hem cinsel organların,hem rahmin,hem süt oluşumunun hemde iki farklı dişili erkekli olarak nasıl oluyorda gerçekleştiriyor.

Bu soruyu anlamadım. Evrimin, tüm organların tek bir nesilde oluştuğunu iddia ettiğini sanmıyorsunuz herhalde. Örneğin gözün göz olabilmesi öncelikle ışığa duyarlı hücrelerle başlıyor ve milyonlarca yılda daha kompleks yapılar oluşuyor.


şimdi bir memeli üreyeceği zaman ilk önce cinsel uzvumu gelişmiş.yoksa rahim mi yoksa emzirme için memelerimi.bu üçünden biri eksik olsa üreme olmuyor.üçü aynı zamanda nasıl evrimleşmiş.

faith-fatih yazdı:siz milyonlarca yılda gerçekleşti evrim diyorsunuz.üreme olmadan genetik bilgi alt nesle nasıl aktarılacak.üreme olması için gerekli materyaller başlı başına bir derya.

Üreme olmadan zaten canlılar var olamazdı. Üreme de öncelikle tek hücreli canlıların bölünmesiyle başlıyor. Sonra bu canlılar farklı işlevlerle bir araya geldiklerinde daha uzun yaşayabildiklerinden bir nevi iş bölümü yapıyorlar. Bunu anlatan kısa bir hikaye yazıp evrim başlığında paylaşmayı düşünüyorum. Umarım vakit bulurum.

hadi hayırlısı ben zaten canlılarda bir türleşmeye ve organ körelmesine inanıyorum.;lakin canlıların kendi cinsleri üzeriinden türleştiği ve bu türlerin kökenin yaratıldığına inanıyorum.köpek ve kurtların ve bu türlerin tamamı tekbir atadan gelebilir.ama balıktan bunca canlı çıkaracak bir evrimin neden olasıklar dahilinde bulunan fakat var olmayan canlıları neden evrim çıkarmamış ve neden bunca canlıyı türeten evrim hastalık yada daha basitinden doğum rahatsızlıkları gibi bazı küçük şeyleri çözememiş.

faith-fatih yazdı:yedincisi,benim babaannem bile sırf eklemlerinin sıvısı azaldı diye iki basamak çıkamazken,nasıl oluyorda bacakımsı uzuvlarla bu canlılar hayat sürüyor.aynı şey diğer organlar içinde geçerli.

Her canlı ortamına göre hareket yeteneği elde ediyor. Sence maymunlar ağaçlarda gezecek yapıya sahip olup sonra kendilerine ağaçlıklı bir yer mi bulmuşlardır, yoksa ağaçlı bir yerde zamanla ağaçlarda gezebilmelerini sağlayacak şekilde değişim geçirip ortama uyum sağladıkları için mi bu yapıya sahip olmuşlardır?

ağaç sibiryada da var ama orda neden maymun yok.evrim neden soğuğa dayanıklı maymun çıkaramamış.ama balıktan bunca şey çıkıyor.

faith-fatih yazdı:sıçrama tezi demeyin.benim için sıçrama tezi demeniz yaratılış demenizle aynı şey.sadece metod farklı o kadar.eğer bütün bunlar yaratılışsa ve doğumlar devam ediyorsa yaratılış devam ediyor demektir.o halde ilk yaratılıştan sonra tanrı intihar etti diyebilirmiyiz.

İlk yaratılışı bilmiyorum. Bu konuda araştırmalar devam ediyor. Unutmayın: Evrim ilk yaratılışı açıklamaz. O yalnızca türlerin oluşumunu anlatır.


haklısın ilk yaratılış izah edilemiyor;ama mevcut evrim izahlarıda ilginç.organın işlevini açıklamak; evrimi açıklamak gibi algılanıyor.canlının yaşadığı ortamla uyuşan organ yapısını evrim olarak sunuyor.halbuki dizayn eden onun yaşıyacağı çevre şartları ve elde edeceği besin ve savunma gereçlerini bilerek, buna uygun tasarlaması gayet normal bir düşünce olsa gerek.

Kullanıcı avatarı
Mems
Mesajlar: 138
Kayıt: Pzr Mar 06, 2016 11:21 pm
Görüş: Yıldız Tozu
Edilen Teşekkür: 68 kere
Alınan Teşekkür: 58 kere

Re: İnananların Ters Mantığı

Mesajgönderen Mems » Pzr Nis 03, 2016 11:27 pm

faith-fatih yazdı:evrim canlının kendi tercihi değil.nasıl oluyorda evrimleşmeden kalma gibi bir imkan sunuyorsunuz.üstte evrimleşen türün çiftleşmesine ihtiyaç duymadan kendiside evilebilir.bilim enfazla 400 milyon yıl diyor.bende çoçukluğumdan beri gözlerimin rengini mavi olmasını istedim ;ama hala ela. :)



Şu cümleden sonra tartışmayı sürdürmenin anlamı yok evrim konusunda, forumun veri tabanını gereksiz iletilerle doldurmayalım bence.
Çoğunluk her zaman bir şeylere inanmanızı ister,çok az insan gerçekler den bahseder, çünkü gerçekler zihni rahatsız eder, ama bu haz inanmaktan daha lezzetlidir ve cesaret ister, iki türlüde yaşarsınız biri hakikatle diğeri yalanlarla biter.

Kullanıcı avatarı
AgnostikBey
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 305
Kayıt: Cmt Eki 03, 2015 8:44 pm
Görüş: Agnostik
Edilen Teşekkür: 230 kere
Alınan Teşekkür: 199 kere

Re: İnananların Ters Mantığı

Mesajgönderen AgnostikBey » Pzt Nis 04, 2016 12:04 am

bakalım fatih daha nerelere vardıracak muhabbeti; okuması keyifli oluyor aslında...
"Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır." Mustafa Kemal Atatürk

Kullanıcı avatarı
Mems
Mesajlar: 138
Kayıt: Pzr Mar 06, 2016 11:21 pm
Görüş: Yıldız Tozu
Edilen Teşekkür: 68 kere
Alınan Teşekkür: 58 kere

Re: İnananların Ters Mantığı

Mesajgönderen Mems » Pzt Nis 04, 2016 9:21 pm

Teistlerin bu mantık arama arayışları neden adem ile hava işin içine girince çalışmaz, çalışmayacaksa neden tartışıyoruz bu kısır bir tartışma ortamı değilmi? Bu bilgiye ihtiyacı olmayan insanlara zaman ayırmak yerine bu bilgiye ihtiyacı olan insanlar için zamanımızı harcasak daha iyi olmazmı?? Ve şöyle bir durum var 1+1=2 kadar net olarak evrimi kanıtlasan bile bu adam kendini ayakta tutan dogmalardan vazgeçeçekmi?

Gerçekten bilimsel bilgiye aç insanların olduğu bir yerde yaşamak isterdim bazen bunalıyorum inanın, adama ensest (adem ile havva ve çocukları) bir aileden gelmesini sorgulamıyor, gelmiş burda evrim yoktur yaradılış vardır diyor ispatın nedir diye sorduğunda üzerinde hiç kafa yormadığı ayetleri gösteriyor... Hayatımda kendi fikirleri ile tartışan bir teist görmedim... Olsa idi herhalde teist kalamazdı.
Çoğunluk her zaman bir şeylere inanmanızı ister,çok az insan gerçekler den bahseder, çünkü gerçekler zihni rahatsız eder, ama bu haz inanmaktan daha lezzetlidir ve cesaret ister, iki türlüde yaşarsınız biri hakikatle diğeri yalanlarla biter.

faith-fatih
Mesajlar: 65
Kayıt: Cum Mar 04, 2016 4:55 pm
Görüş: musluman
Edilen Teşekkür: 2 kere
Alınan Teşekkür: 5 kere

Re: İnananların Ters Mantığı

Mesajgönderen faith-fatih » Çrş Nis 06, 2016 8:53 pm

Biz burda tartışmıyor,muhabbet ediyoruz. okumak istemeyen okumasın,zorla mı okutuyoruz. !!! dışlama mantığı.!!!
biz burada birbirimizi gütme amacı gütmüyoruz. o zaman bende senin için 1+1=2 diyerek ne kadar yaratılışın olduğunu ispat etsem yine de inanmayacak diyerek hiç kimse kimseye bişey yazmasın. herkesin düşüncesi kendinde kalsın. ben burada sizin benim fikirlerimi doğru anlamadığınızı düşündüğüm için savunma yapıyorum.gayet insani bir durum.anlatmak istiyorum. müsadenle.herhalde sende buradaki arkadaşlarını fazlasıyla benimsemişsin.dışarıdan gelen yabancılara doğrudan saldırı yapmandan belli ki arkadaşlarını ve düşüncelerini sahiplenmişsin, neyse.

Eğer sen evrim canlının kendi tercihi,istek yada çabası sonucu kazandığı bir donanım olarak görüyorsan bence yanılıyorsun.öyle olsa bu canlılar sudan evrimleşirken nasıl oluyorda uçmak gibi bir fiili gerçekleştirecek.(günümüz kuşları). Bence hiçbir hayvanın hayal edemeyeceği (not:insanları hayvan olarak görmüyorum) halde yada hayal etse bile bunu nasıl yapacağı (kanat yapısı)hakkında fikir dahi yürütemiyeceği kesin.Benim bildiğim evrim.bu işlevin genetik kombinasyonların mevcut olasıklar dahilinde edindiği fakat evrimleşen canlılın bunun bilincinde olmadan çevre şartlarının sağladığı imkanlar doğrultusunda edindiği kabilyet ve fiziksel farklılaşmadır.Ben bunu örneklendirmek için mavi göz espirisini yapıyorum.eğer istemekle olsaydı ben mavi gözlü olurdum dedim.Sen bu lafı nereye çektin bilemiyorum.demekki milyonlarca yıl istemem lazım.ne yazık ki o kadar ömrüm yok. bu evrim nasıl olacak.

önemli not: yukarıda yazdığım mantık arayışında ayet mi var ki bana bu eleştiriyi yapıyorsun.

Kullanıcı avatarı
Mems
Mesajlar: 138
Kayıt: Pzr Mar 06, 2016 11:21 pm
Görüş: Yıldız Tozu
Edilen Teşekkür: 68 kere
Alınan Teşekkür: 58 kere

Re: İnananların Ters Mantığı

Mesajgönderen Mems » Çrş Nis 06, 2016 9:27 pm

Gerçekleri çarpıdan herkese ithafen. Tüm dinlerin mantığı aynıdır, dinden beslenen devletler bilimin ilerlemesine engel olur , din olmadan insanları kontrol etmek zordur.. Bilim olduğu yerde din hakimiyetini kaybeder, o yüzden teistler mantıksız mucizeleri için kanıtlamak yerine sizin cürütmenizi isterler.


https://vimeo.com/145032906
Çoğunluk her zaman bir şeylere inanmanızı ister,çok az insan gerçekler den bahseder, çünkü gerçekler zihni rahatsız eder, ama bu haz inanmaktan daha lezzetlidir ve cesaret ister, iki türlüde yaşarsınız biri hakikatle diğeri yalanlarla biter.


“Varlık, Tanrı, İnanç” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir