Neden Senin Dinin Doğru?

Tanrı kavramı, dinin tanımı, inanç ve aklın doğası, insan-evren ilişkisi, dini tecrübeler, ahlak, varoluş, bilginin doğası, kapsamı, kökeni ve kaynağı...
thalese
Mesajlar: 36
Kayıt: Sal Mar 29, 2016 12:58 pm
Edilen Teşekkür: 4 kere
Alınan Teşekkür: 1 kere

Re: Neden Senin Dinin Doğru?

Mesajgönderen thalese » Cum Nis 01, 2016 9:19 am

Mems yazdı:
thalese yazdı: Lütfen, kutsal kitaplara inanmayanlar bana ayet, hadis delili göstermesin. Ortak bir paydada buluşalım, ortak inandıklarımız ile ortak akıl ile konuşalım"


Sayın Thalese
Demek istiyorsunuz ki benimle inanmayanlar ayet tartışmasın, o zaman burada ne işiniz var buradaki insanlar kolay ikna edebileceğiniz insanlar değil ortak inandıklarınızla ortak akıl fikri ilginç geldi. Bunun için akıl nedir onu tartışmak lazım.


Din adına söylenen şeylerin kanıtı yoktur, isteyen inanabilir, bizi insan yapan şey düşünebilmemiz dir ve sorgulamamızdır. Kanıtı olmayan şeyleri insanlara kesin diye anlatmanın yalan söylemekten farkı yoktur. Altını çiziyorum tekrar inanmak özgürlüktür. Uçan spagetti canavarına bile inanabilirsin, ama inanman onu gerçek yapmaz.



Sayın Mems,
Ortak akıl'dan kastım, en yalın hali ile, hepimizin kabul ettiği bilimsel düşünce ve ahlak ve mantık düzlemidir.
Yoksa,
birimizin inandığı kutsal'lar ile diğerinin inanmadığı bu kutsal'lar, konuşan bu iki kişi için aynı zemin olamaz.
Nihayetinde referans noktaları farklı kişilerin anlaşabilmeleri İMKANSIZDIR. O nedenle, tarih boyunca hep, farklı düşünceler çatışmıştır.

Burada benim dikkat ettiğim tek şey var,
O da insan olarak, nasıl daha mutlu ve mesut ve umutlu yaşabiliriz. Bu yaşantıyı, nasıl bir bakış açısı ile kazanabiliriz.

İşte bu noktada, inançlarımız, özellikle bireysel olarak olası çok problemlerin üstesinden gelmektedir.

En basitinden,
Ahiret inancı.

Bir ateist'in pencerecesinden baktığımda, zaten öte dünya diye bir şey olmadığından, ve gelecek de neler olabileceğini bilmediğimizden ve ölüm ile Herşeyin Hiç olacağınızı gördüğümüzden, bu dünyada yaşarken boşuna yaşadığımızın farkına varıyoruz. Değil mi?
Yarın hiç olacak bir şey için tüm zamanını, emeğini vermek ne kadar akıllıca olabilir.
Zaten mantığa bile ters.
Bu, hiç doktor olmayacağınız bilen birinin tıp okumak için tüm zamanını vermesine benzer.

Ahirete inanan bir insan için durum tam tersi.
Dünya, sadece bu yolculuğun bir anakara'sı hükmündedir. Buradaki emeklerimizin hiç biri boşa gitmeyeceğinden, her ne yaparsam yapayım, kar'dayım demektir. Ahiren inancı taşıyan biri, inanmayan birine göre daha güçlüdür ve umutludur.

En basitinden,
Anneniz öldüğünde, çok yakın dostunuz öldüğünde, ahirete inanan ile inanamayan kendisini nasıl hissedecek?

--//--

Neden Senin Dinin Doğru - soruyu başta duruyor. (Neden Senin düşüncen doğru olsaydaydı farklı cevap verebilirdim).
En son gelen Semavi Din, madem öncekileri de kapsıyor, o halde son gelen din, en doğrudur. derim.
" Lütfen, kutsal kitaplara inanmayanlar bana ayet, hadis delili göstermesin. Ortak bir paydada buluşalım, ortak inandıklarımız ile ortak akıl ile konuşalım"

Kullanıcı avatarı
Mems
Mesajlar: 138
Kayıt: Pzr Mar 06, 2016 11:21 pm
Görüş: Yıldız Tozu
Edilen Teşekkür: 68 kere
Alınan Teşekkür: 58 kere

Re: Neden Senin Dinin Doğru?

Mesajgönderen Mems » Cum Nis 01, 2016 9:41 am

İnanmak veya inanmamak mutluluk ve güçlülük getirmez. Hürileri düşünerek mutlu olunabilir haklısınız. Bir müslüman bir ateisten mutlu tam terside mümkün, sizin mantığınızla cevap vereyim, eğer din diye birşey yoksa size verilen tek ömrü boşa harcadınız bu bile sorgulamaya değer.
Çoğunluk her zaman bir şeylere inanmanızı ister,çok az insan gerçekler den bahseder, çünkü gerçekler zihni rahatsız eder, ama bu haz inanmaktan daha lezzetlidir ve cesaret ister, iki türlüde yaşarsınız biri hakikatle diğeri yalanlarla biter.

Kullanıcı avatarı
Firavun
Moderatör
Mesajlar: 136
Kayıt: Pzt Şub 01, 2016 5:39 pm
Görüş: Dinsiz
Edilen Teşekkür: 70 kere
Alınan Teşekkür: 105 kere

Re: Neden Senin Dinin Doğru?

Mesajgönderen Firavun » Cum Nis 01, 2016 11:53 am

thalese yazdı:Bir ateist'in pencerecesinden baktığımda, zaten öte dünya diye bir şey olmadığından, ve gelecek de neler olabileceğini bilmediğimizden ve ölüm ile Herşeyin Hiç olacağınızı gördüğümüzden, bu dünyada yaşarken boşuna yaşadığımızın farkına varıyoruz. Değil mi?
Yarın hiç olacak bir şey için tüm zamanını, emeğini vermek ne kadar akıllıca olabilir.
Zaten mantığa bile ters.
Bu, hiç doktor olmayacağınız bilen birinin tıp okumak için tüm zamanını vermesine benzer.


Burada tamamen yanılıyorsunuz. Dünyanın yalnızca kısıtlı bir süre için bilinçlilik halinde olmanın tek fırsatı olduğunu düşünen bir insan için yaşamak çok ama çok değerlidir.
Parka giden bir çocuk parka bir daha gelemeyeceğini bilirse, o parktan en büyük zevki alacak şekilde her saniyesini değerlendirmek ister. Her anına önem verir.
Peki babası, parka giden başka bir çocuğa, eğer uslu durup salıncaklara binmezse, kaydıraktan kaymadan öylece oturup beklerse, sonrasında onu Disneyland'a götüreceğine söz vermiş olsa, o çocuk o parkta oynar mı sizce? Hangisi daha çok zevk alır parktan. Son kez geldiğini düşünen çocuk mu, yoksa daha sonra Disneyland'a gitmek için parkta oturup beklemesi söylenen çocuk mu?

Yani bizim için (en azından benim için) yaşam çok değerli. Sonraki hayatı hayal ederek bu dünyayı geçici görenlerden daha değerli, emin olun.

Ayrıca, tüm bunları bir yaratıcının tasarladığını düşünsem, dünya bir mucize olmazdı. Çünkü her şeye gücü yeten bir varlık bunu tasarlamış zaten. Hatta, kusurları göze batardı. Bunu nasıl düşünmemiş derdim.

Ama, tüm bu oluşum kendiliğinden bu noktaya geldiyse, işte o zaman bu mucize bir güzelliktir. Kusurları bile ayrıca değerlidir.

thalese yazdı:En son gelen Semavi Din, madem öncekileri de kapsıyor, o halde son gelen din, en doğrudur. derim.

Bu mantığa göre birisi çıkıp "İslam doğru değil, uydurma din. Muhammed sizi kandırmış. Asıl son din benimkisi, Allah benimle konuştu" dese ona inanmanız gerekecek.

Neden senin dinin doğru sorusu, bu dini neden seçtin anlamına geliyor. Annen baban müslüman olduğu için olabilir mi? Bu durumda tüm dünyada bir dine inananların %99'uyla aynısın. Diğerlerinden farkın yok demektir.

Kullanıcı avatarı
cernomirdin
Mesajlar: 59
Kayıt: Pzt Şub 29, 2016 10:16 pm
Görüş: deist
Alınan Teşekkür: 29 kere

Re: Neden Senin Dinin Doğru?

Mesajgönderen cernomirdin » Cum Nis 01, 2016 12:25 pm

thalese yazdı:Burada benim dikkat ettiğim tek şey var,
O da insan olarak, nasıl daha mutlu ve mesut ve umutlu yaşabiliriz. Bu yaşantıyı, nasıl bir bakış açısı ile kazanabiliriz.

thalese yazdı:Ahirete inanan bir insan için durum tam tersi.
Dünya, sadece bu yolculuğun bir anakara'sı hükmündedir. Buradaki emeklerimizin hiç biri boşa gitmeyeceğinden, her ne yaparsam yapayım, kar'dayım demektir. Ahiren inancı taşıyan biri, inanmayan birine göre daha güçlüdür ve umutludur.

Şuursuzluğun verdiği mutluluktansa,şuurlu olmanın verdiği rahatsızlığı tercih ederim.Böyle bir söz duydunuzmu hiç?Birazda bu açıdan bakmak gerekiyor olaya.Yani sırf bizi rahatlatacak diye dünyanın düz olduğuna inanmayı tercih edemeyiz.Dünyanın yuvarlak olması bizi rahatsız eden bir gerçektir diye dünyanın yuvarlak olduğunu yadsıyamayız.
Belkide insanlar ölümün verdiği fanilik duygusuyla baş edemedikleri için ölüm ötesini uydurma gereği duydular.Bu ölüm ötesinin varlığını değil,bizim eksikliğimizi ve yetersizliğimizi kanıtlar sadece.Yani ölümden sonrasını bilmemek kanıtsız mitolojik iddialara inanmayı gerektirmez.Ölümden sonrasını bilmemek mitolojik hikayelerin doğruluğuna kanıt olamaz.
İnama açısından bakarsak:bu dediğiniz bütün dinleri eşitliyor aslında.Ahiret hayatı sunan bütün dinler aynı işe yaramış oluyorlar ve aynı şeyi sunmuş oluyorlar.Yani hristiyanda müslümanda kendini yatıştıracak kanıtsız bir öte dünya mitosuyla kendini avutmuş oluyor.Her hangi bir dine inanmanın bir ayrıcalığı kalmamış oluyor.Hangisine inanırsan inan hepsi aynı mutlu olma hissini veriyor.Ahiret inancı taşıyan mitolojilerden herhangi birini seçmek yeterli oluyor aynı hissi yaşamak için.Bu durumda hiç bir dinin ayrıcalığı kalmıyor.
Bilimsel açıdan bakarsak:ahiret yok ahiretler var.Avesta da farklı bir ahiret senaryosu var,İncil de daha farklı bir ahiret senaryosu var.Kuran da daha farklı bir ahiret senaryosu var.Gerçek ahiret hangisi?Bundan nasıl emin olacaksınız?Birbirine hiç uymayan farklı ahiret senaryolarından hangisi doğru?Bunu anlamak için ahiretometrenizmi var? :roll:
thalese yazdı:Neden Senin Dinin Doğru - soruyu başta duruyor. (Neden Senin düşüncen doğru olsaydaydı farklı cevap verebilirdim).
En son gelen Semavi Din, madem öncekileri de kapsıyor, o halde son gelen din, en doğrudur. derim.

En son gelen semavi din mi?Geldiğini nerden biliyorsunuz?Geldiğinin kanıtı nedir?Artı Yahudilikte en son ve en mükemmel din benim diyor.Benden sonra din gelmesine gerek yoktur diyor.Hristiyanlıkta en kapsayıcı ve en mükemmel din benim,en son din benim diyor.Benden sonra din gelmesine gerek yok,kıyamete kadar geçerliyim diyor.Yani aynı argümanı diğer dinlerde sunuyor.Artı Kuran'dan sonra yazılan Mormon kitabı da en son ben indirildim diyor.Mormon kitabıda en son din benim diyor.Neden Mormon kitabına inanmıyorsunuz?
https://tr.wikipedia.org/wiki/Mormon_Kitab%C4%B1
TANRI'NIN VERDİĞİ GÜVEN İÇİNDE.ONUN KORUMASI ALTINDA.

Kullanıcı avatarı
raskolnikov
Mesajlar: 128
Kayıt: Sal Mar 22, 2016 6:07 am
Görüş: Agnostik
Edilen Teşekkür: 49 kere
Alınan Teşekkür: 54 kere

Re: Neden Senin Dinin Doğru?

Mesajgönderen raskolnikov » Cum Nis 01, 2016 12:48 pm

thalese yazdı:Nihayetinde referans noktaları farklı kişilerin anlaşabilmeleri İMKANSIZDIR. O nedenle, tarih boyunca hep, farklı düşünceler çatışmıştır....



En basitinden,
Anneniz öldüğünde, çok yakın dostunuz öldüğünde, ahirete inanan ile inanamayan kendisini nasıl hissedecek?


Kant bu duruma aklın eleştirisinde diyalektik nokta der. Yani duyumsama ve akıl kategorileri dığındaki alan, kuruntu ve bir nevi ispatlanamaz anca boş boş akıl yürütme alanı.. Evet tarih boyunca özellikle Platon bu diyalektik yöntemle tartışmalar geliştirdi.. Mesela "ilk neden" tartışması gibi tartışmalar duyumsama ve akıl kategorilerinin alanı değildir. Bu kavram metafizik alana dair uydurmadır. TAnrı yada ilk neden her neyse duyumsanamaz ve dolayısı ile de diğer kategoriler gibi algılanmaz. Bu işte diyalektik alana dairdir. Yani yanılsama alanında bir inananın yada bir ateistin reddetme alanı. BU yüzden tarih boyunca bu alanda senin dediğin gibi İMKANSIZ durum oluşur.. İkisi de tamda senin dediğin gibi farklı kavramlar üretir ve referanslar üretir. Ama bu alanda ki üretim, temelsiz sadece karşılıklı akıl yürütmeye dair bir alan olduğu için boşa kürek çekilir, der Kant.. Modern düşüncenin felsefi temellendirmesi bir noktada..

Bu boşa kürek çekilen alanda, sende kabul eidyorsun ki İMKANSIZ bir durum var.. Oysa birde mantık, bilimsellik falan diyorsun ama bu alanda iddialar ve düşünceler duyumun ötesinde ve deneyimlenemez olduğu için, işte tam burada o İMKANSIZ durum ortaya çıkıyor. Yani felsefi olarak boşa kürek çekilen o kuruntu alanı. Eğer zaten mantığa dayalı olsa, veriye ve duyuma dayalı olsa bu imkansız durum olmaz. Mesela hücrenin yapısını bilen iki bilim adamı "bu noktada uzlaşmamız imkansız" der mi? Hayır çünkü veri ortada.. Ama imkasızlık varsa diyalektik vardır (KAnt'taki anlamda); yani iki düşüncenin cebelleşmesi ama yanılsama alanında olduğu için birbirini yendiğin düşünen düşünceler alanı. Aslında tuhaf ki sende kabul ediyorsun imkansızlığı, ama yine de benimki doğru diyorsun.. Burada yine Kantın dediği ikinci duruma düşüyorsun duyum, kategori alanını denetleyen akıl(benlik) devreye giriyor ve inanmak istediğine inanıyor. Kuruntu alanında olmak bile bu diyalektik alanda olmak bile boşa kürek çekmektir. Bu alanda sadece uydurmalar vardır, uydurduğuna inanırsın yada uydurulana.. Kendini avutma alanı.. İspatsız, temelsiz alan.. Tabi eklemek gerek, bu felsefi olarak aklın diyalektik (kuruntu) alanı başbaşına bir yanılsama olduğu için diğer tarihi vs. kanıtlara ihtiyaç kalmadan zaten dini yada tanrısal deist iddialar havada kalıyor.

İkinci durumda, ahirete inanmıyorum ve ailemden yakın birini kaybettim.. Ama bu durum beni bir zırvaya inanmaya asla itmediği gibi, o zırvanın ne kadar adice bir yalan olduğunu bir kez daha hatırlattı.. Sana diyalektik alanda bol bol kaybolmalar.. Aklın deneyimi öncelemediği anca karşılıklı spekülasyonlar üzerinden birbirini "çürütme" alanında.. Anca "nasıl hissedecek" "ben inanıyorum inanmayan napar? alanında boş boş iyi gezinmeler..
Büyük idealler uğruna önce küçük bir azınlık savaşım vermiştir. (Einstein)

Kullanıcı avatarı
Mems
Mesajlar: 138
Kayıt: Pzr Mar 06, 2016 11:21 pm
Görüş: Yıldız Tozu
Edilen Teşekkür: 68 kere
Alınan Teşekkür: 58 kere

Re: Neden Senin Dinin Doğru?

Mesajgönderen Mems » Cum Nis 01, 2016 2:37 pm

Dogmalar insanların içine o kadar işlemiş gibi din olmadan üzülemeyiz, ağlayamayız din olmadan herşey boş demeye getiriyor hayatını dogmalarla yaşayan insanlar.

Bana biri anlatsın tüm hayatını dine adamak israf edilen bir insan değilmidir? İnsanın sevgi anlayışını bile doğmalarla şekillenmesi hatta cinsel hayatının, bu eylemlerin kalitesini o kadar düşürüyor ki. Üstüne alınan alınsın ben gördüklerim ve çevrem hakkımda eleştride bulunayım, bu aşağılama felan değil gözlemlerim bu yönde.. Ben dogmalarla yaşayan insanlarda ne estetik, ne ruha hitap eden bir davranış geneli ne yazık ki bu durumda, dogmalarla yaşamanın getirisi bu sanırım... Tüm dinler kendini haklı görüyor bir defa durup yanılmış olabilirmiyiz demiyorlar.
Çoğunluk her zaman bir şeylere inanmanızı ister,çok az insan gerçekler den bahseder, çünkü gerçekler zihni rahatsız eder, ama bu haz inanmaktan daha lezzetlidir ve cesaret ister, iki türlüde yaşarsınız biri hakikatle diğeri yalanlarla biter.

merverenay
Mesajlar: 1
Kayıt: Pzt Eki 17, 2016 10:17 pm
Alınan Teşekkür: 2 kere

Re: Neden Senin Dinin Doğru?

Mesajgönderen merverenay » Cum Eki 28, 2016 4:59 pm

"Neden senin dinin doğru?"
Bu soru son zamanlarda düşündüğüm ve beraberinde bir çok sorgulama ve kafa karışıklığı yaşadığım bir konu idi. Kendimi bu zamana kadar müslüman ve kitabımız Kuran olarak bildim. Sonra Kurana ve müslümanlığa inanan çoğu insanın aslında Kurandan, içinde yazandan haberi olmadığını gördüm (tabi o zamana kadar ben de öyleydim) ve bunu eleştirdim sorguladım ve diğerlerinin yanlış yaptığını söyledim ve onları Kuranın gerçekten anlattığı şeye inanmalarına yönlendirmeye çalıştım. Düşünerek, sorgulayarak, Kuranın içine, özüne, detayına indikçe de hepsini şüpheyle sorgular hale geldim. Mesela bu konunun başlığı gibi. Neden benim inandığım din doğru? Düşündüğüm birçok konu var ama şuanda en içinden çıkamadığım bir tanesini sizlerle paylaşmak isterim. Yaratıcının tüm bu düzeni, insanları neden yarattığı sorusunu cevaplayabilmek veya cevaplamaya çalışmak önemli. Çünkü burdan tümdengelim yolu ile bir çok farklı bakış açısı ve hatta bir çok çelişkiyi görme fırsatı çıkıyor karşımıza. Mesela Kurana baktığımızda yaratıcının asıl yaratılış amacını "ben bilirim melekler dahi başka kimse bilemez" deyip kestirip atması bir kenara, Kuranda en çok iyilik yapın, iyilikte yarışın, erdemli olun, adaletli olun, hak yemeyin gibi konular verilir bizi kurtuluşa götürecek olan. Bu dünyada öncülemeniz gereken en önemli şey bunlar geliyor Ama şirk, Allaha ortak koşma günahına girmezsen. İlk şart bu. Başka ayetlerde ise Allaha ortak koşanı, şirki asla affetmeyeceği eğer bunu yaparsa bütün amellerinin boşa gideceğini söylüyor. Yani bir hıristiyan hak yememiş, infak etmiş, iyilikte yarışmış, adeletle hükmetmiş ömrünün sonuna kadar erdemli yaşamış ama İsa Allahın oğludur diye inandığı için Kurana göre cehenneme gidecek. O zaman amacın ne diye sorasım geliyor yaratıcıya amacın iyilikle dünya düzeni kurmak insanların, iyilik ve güzel ahlakta bulunması falan değil iyilikte kötülükte dünyada bize olan ve bizimle ilgili hiçbirşey umrunda değil. Herşey senin egon için var, sen teksin desin, en yücesin desin sadece seni yüceltsin eğer aksi olursa istediği kadar iyilik yapmış olsun senin egona zarar verdikten sonra hiçbirşey umrunda değil. İşte bu çok rahatsız edici bir düşünce. Bir hiç uğruna burdayız, bir hiç uğruna uğraşıyoruz, bir hiç uğruna insanlar ölüyor eziyet görüyor yada mutluluk ve iyilik için uğraşıyor demek oluyor bu. Ya bu elimizdeki Kuran -kendisinin ifade ettiği korunmuş olması iddasının aksine- çok tahrip edilmiş, bir çok yeri değişmiş bir kitap -ki umarım öyledir çünkü en olumlu ihtimal bu- ya da gerçekten böyle egolu, kibirli, hatta sadist bir yaratıcı var. Ya da bonus; bu kutsal addedilen kitapların hepsi uydurma ve insan ürünü ama bütün bu düzeni yaratan bir güç var ama böyle kitaplarda anlatıldığı gibi değil ya da öyle olmamalı. Ama bonus sorusu bile yine "peki ama neden" sorusuna geliyor dönüp dolaşıp. ?


“Varlık, Tanrı, İnanç” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir