Müslüman Kan Eğilimi

İslam dinine getirilen eleştiriler ve yanıtlar ile düzeyli tartışmalar.
Kullanıcı avatarı
NOLAN
Mesajlar: 284
Kayıt: Pzt Eki 05, 2015 7:23 pm
Görüş: Ateist
Edilen Teşekkür: 97 kere
Alınan Teşekkür: 77 kere

Müslüman Kan Eğilimi

Mesajgönderen NOLAN » Pzt Eyl 10, 2018 12:43 pm

Kitabın adı; Ateist manifesto.
Yazarı; Michel Onfray
Yurt kitap. 2011 baskısı.
Sayfa 254-255-256
Hiç yorum yapmadan olduğu gibi bu 3 sayfayı buraya aktarıyorum.

İslam kendinden önce gelen iki monoteist dinin iyi bir sentezi olarak, aşiret ve feodal ilişkiler sistemi ile yönetilen arap çöllerinin ortamına alıştırdığı yahudi ve hristiyan söylemlerinin en beterlerini kendi hesabına geçirir; Seçilmiş cemaat, üstünlük duygusu, globale dönüştürülmüş yerellik, evrenselliğe genişletilmiş kendine has özellik, tüm beden ve ruhun çileci ideale tabi kılınması, ölüm pülsiyonu kültü, değişik olanın yok edilmesi üzerine endekslenmiş teokrasi; kölecilik, sömürgecilik, savaş, çapul akınları, toplu savaş, cezalandırıcı savaş seferleri, cinayetler vs.

Hatırlatalım ki Musa bir Mısırlıyı kendi elleri ile öldürür. Ve Muhammed'de 624 yılında bedir savaşından itibaren (ölümlerin olduğu islamın ilk muhaberesi), 8 haziran 632'de ölümüne kadar düzenli şekilde birçok insanın öldürülmesinde yer alır. Savaşların, muharebelerin, çapulcu akınların, askeri müdahalelerin, kuşatma ve müslüman askerlerin diğer askeri başarılarının envanteri; Bedir (Mihca'nın ölümü, ilk müslüman şehit, peygamberin yoldaşı), Uhud 625 (Muhammed'in yaralanması, onlarca şehit), Hendek savaşı 627 (Yahudilerin likidasyonu), hendek çarpışması savaşı 627 ve hayberin fethi 629. Oysa maide suresinin 32. ayeti ''Bunun için israiloğullarına kitapta şunu bildirmiş idik; 'Her kim bir kişiyi bir kişi karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuğu olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.' And olsun ki peygamberlerimiz onlara apaçık delillerle geldiler de sonra içlerinden birçoğu, bütün bunların arkasından hâlâ yeryüzünde bozgunculuk ve cinayette çizgiyi aşmaktadırlar'' der. Kuran okuyucusunun uykularını hemen hemen hiç kaçırmaz.

Zira 250 civarında ayet (toplam 6235 üzerinden) kutsal savaşı, cihadı aklar ve meşrulaştırır. Hoşgörüye, başkasına saygıya, gönül yüceliğine veya din konusunda baskının(!) reddine davet eden 2-3 zararsız cümlenin bu kadar ayet arasında boğulup gitmesi doğaldır. Böyle bir kan okyanusunda, kim hâlâ şiddetten çok insanlığa davet eden 2-3 cümlenin üzerinde durma zahmetine katlanır? Öyle ki buna peygamberin biyografisi şahittir; Orda sürekli öldürmeler, kılıç ve cezalandırıcı savaş seferleri söz konusudur. O kadar fazla sayıda sayfa antisemitizme, onların mallarına el koyulmasına ve katledilmelerine davetiye çıkarır ki, bir müslüman savaşçı yahudileri kılıçtan geçirmeyi meşru saymasın.

Müslümanlar Alyans'ın cemaati yani yahudiler gibi düşünür;onlar da kendilerini seçkin halk, Allah tarafından seçilmiş ve tercih edilmiş halk olarak ilan ederler. Tevbe 19 ve aynı zamanda Ali imran 110. Halbuki elit statüsü için iki adaydan biri fazladır! Diğerlerinin alt ırk olduğuna, alt insanların varlığına inanmak, tanrının bir başka cemaatin aynı statü iddiasında bulunmasını yasaklayarak, insanlığın geriye kalanı içinden seçilmiş küçük bir cemaati ayrı tutup insanlar arasında bir hiyerarşi oluşturduğuna inanmak. İbranilerin kenan ülkesi halkına geçmişte duydukları kin, bugün filistinlilerin yahudilere karşı duydukları kini üretir. Her biri bunu kendini tanrı tarafından diğerine -diğerlerine- hükmetmekle görevli olduğuna inanıp, dolayısıyla onu katletmenin meşru olduğunu düşünerek yapar.

Zira islam özü itibarıyla metafizik, ontolojik, dini, dolayısıyla politik eşitliği reddeder. Kuran bunu öğretir; tepede müslümanlar, aşağıda yine de kitap ahalisinden oldukları için hristiyanlar, sonra devamında monoteist olduklarından aynı gruba dahil yahudiler. Nihayet müslümanlardan, hristiyan ve yahudilerden sonra dördüncü sırada genel lanetlenmişlik içinde ayırt edilmeden tüm kategoriler, inançsızlar, sadakatsizler, imansızlar, politeistler ve tabi ki ateistler. Öldürmeyi veya suç işlemeyi veya insanların katlini yasaklayan kuran kanunu sadece kısıtlayıcı şekilde cemaat mensuplarını ilgilendirir; ümmet. Yahudilerdeki gibi.

Sözde benzerlerin oluşturduğu müslüman cemaatinin içinde bile kalıcı bir hiyerarşi vardır; erkekler kadınlara, din adamları inananlara, sadık müminler dini ılımlı uygulayanlara, yaşlılar gençlere hükmeder. Falokrasi (erkek egemen yönetimi), teokrasi, jerontokrasi (yaşlılar yönetimi), kökenden gelme aşiret ve ilkel insan modeli 13 yüzyıldan beri sürüp gider. Bu model baştan aşağı aydınlanma çağından çıkmış toplumlarla bağdaşmaz. Müslüman kardeşliği bilmez; kendi dininden olanın kardeşi ama değeri olmayan, önemsiz veya berbat çok kötü insanlar olan diğerlerinin değil.
Doğada ahlak yoktur..

“İslam Dini ve Kur'an” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir