eLLahü ekber, Kebir, Ekber, Kübbar, Kübra

İslam dinine getirilen eleştiriler ve yanıtlar ile düzeyli tartışmalar.
Kullanıcı avatarı
Engse Hohol
Mesajlar: 182
Kayıt: Prş May 05, 2016 9:34 pm
Edilen Teşekkür: 17 kere
Alınan Teşekkür: 53 kere

eLLahü ekber, Kebir, Ekber, Kübbar, Kübra

Mesajgönderen Engse Hohol » Cmt May 07, 2016 9:03 am

Kebir = Büyük. (كَبِيرُ)
Ekber = Dahabüyük. (أَكْبَرُ)
Kübbara = Büsbüyük, Çokbüyük, Büyükce. (كُبَّارًا).
Kübra = Enbüyük. (كُبْرَى)

Bugünkü arapça dişil olana enbüyük anlamında, kübra sözcüğünü yeğler, erkil olana enbüyük anlamında ekber sözcüğünü yeğler. Kur'an da, "büyük" anlamındaki "kebir" sözcüğünün çekimlerinde enbüyük savı, bugünkü gibin eril ilen dişil ayırdına oturtulmamıştı anlaşılan. Çünkü kur'anda ekber sözcüğü enbüyük anlamında değil, dahabüyük anlamında kullanılmıştır hep. Oysa bugün, ekber sözcüğü erkil olanın enbüyüğüne, kübra sözcüğü ise dişil olanın enbüyüğüne deniliyor. Allah için kullanıldığında ise hiçbirşey değişmiyor. Çünkü ölçülebilir olanların atfından ölçüt alıyor sonuçta.

Taha 71
Qale amentüm lehü, kable en azene Kebiru-küm (كَبِيرُ). Alleme-küm el/es sihra.
Dedi inandınız ona, iznimden önce (Musa) Büyük-ünüz. Öğretti-size bir büyü.

Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Musa'ya) inandınız ha! O size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım"diyor bu ayette. Arapça'da kebir sözcüğünün nesneler üzerine alınan ölçüler ilen ilerleyerek, büyüklük ölçeklerine göre, kebir'in ardından gelen nesnel ölçülere gövdelenen ve onlara göre eylemsel çekimli tümcelere, Kebir, Ekber, Kübbara, Kübra - Büyük, Dahabüyük, Çokbüyük, Enbüyük biçimiyle nasıl konuşlandığını, ufak bir inceleme ile ortaya çıkartabiliriz. Bu inceleme için İbrahim iyibir elemandır.

Enam 76
fe lemma cenne aley-hi el leylü, raâ kevkeben.
böylelikle bürüdü üzerini-onun gece, gördü biryıldız.

kâle hâzâ Rabbi. fe lemmâ efele, kale la uhibbu el afiline
dedi bu Rabbim. böylelikle battı, dedi sevmem batıp gidenleri.

Enam 77
fe lemma rae el kamere bazigan. kale haza rabbi.
böylelikle gördü o ay'ı doğarken. dedi bu rabbim.

İbrahim, birbirinin ardınca, Yıldız (kevkeb), Ay (kamer), Güneş (şems)'in nesnel görüntüsüne bakarak, bir öncekinin küçüklüğünü, bir sonrakinin büyüklüğüne göre elemektedir. İbrahim, sığınılacak ilah arayışını, büyüklüğüne ulayu sürekliliğine göre yapmaktadır. İbrahimin bu yaptığı eleme oğurunda kullandığı sözcüklerin benzerini Muhammed, kasten veya kasıtsız, Ellah sözkonusu olduğunda da kullanılmıştır ankebut 45'de. Sonuç olarak İbrahim, güneşin nesnel öğesinin ölçüsel büyüklüğünü, ay ulayu (ve) yıldız ilen ölçekliyor ve güneşin dahabüyük (ekber) olduğuna karar veriyor Enam 78'de.

fe lemmâ rae el/eş şemse bâzigaten. qale haza rabbi haza ekberu. (أَكْبَرُ)
böylelikle gördü o güneşi doğarken. dedi bu rabbim bu dahabüyük.

İbrahim, son olarak güneşi, yıldız ilen ay'a ölçütle daha büyük olduğunun savını (ifadesini) ortaya atıyor. Elbette göreceli yalın bakışla bu doğru bir savdır. Ancak kütle olarak enküçüğü ay olduğundan dolayı, İbrahim, yaptığı arayışın sonucunda vardığı edimde, nesnelerin kütle ölçekli yanlışlığına karşın, yani ay'dan önce yıldızı küçük görmesi, kendisine ait bakış açısının yetersizliğindendir. Dünyadan bakıp gökyüzünde olanların ibrahim ile aralarındaki göreceli uzaklıktan ve 3 gök cisminin birbirlerine olan gerçek uzaklıklarından ötürü ibrahim'e öyle gözüküyor çünkü. Allahü ekber yapanlar aynı göreceliğin cisimsel yordamını, tanrılarına büyüklük sıfatını vermede kullanmışlar.

Örneğin, Tanrı hubel büyük (kebir) bir ilah ise, Tanrı allah ondan dahabüyük (ekber) ilah olmuş islami kronolojide. Nesnelerin büyüklüğü ilişkisinde kullanılan ekberin anlamı, eLLahü ekber'deki sözün amacını Araplara daha bir varsıl açıklıyor olmalı. Bir de Nuh 22'de kübbara vardır ki bu sözcük allah için kullanılmamış. Çünkü bunun kullanım yeri eylemsel öğelerdedir, nesnel öğelerde pek kullanılmasada ekber sözcüğünün nesnel öğelerde kullanıldığını enam 76- 78 arasındaki İbrahimin öyküsünden rahatlıkla anlayabiliriz.

Mekeru mekren kübbaran (كُبَّارًا).
Tuzak kurdular tuzak büsbüyük - büyükce.

Taha 23'de arapça'nın dilbilgisinde şimdilerde dişil olana enbüyük anlamında kullanılan kübra sözcüğü ilen şöyle deniliyor: "Sana, Enbüyük ayetlerimizden bazılarını gösterelim".

li nuriye-ke min ayati-na el Kübra (كُبْرَى)
göstermemiz için sana ayetlerimizden o Enbüyüğünü

Anlamların kopuk olmaması için önce ki ayetle bütün olarak bakarsak...
Taha 22: Elini koltuğunun altına sok ki, bir başka mucize olmak üzere o, kusursuz ve lekesiz beyazlıkta çıksın.
Taha 23: Ta ki sana, enbüyük (kübra) ayetlerimizden bazılarını gösterelim.

Son olarak Ankebut 45nci ayetinden bahsedersek eğer, kimilerinin "Ellah ile Ekber sözcükleri, kur'an da asla yanyana gelmiyor" iddiasını çürüttüğünü görmekteyiz. anlam kayması olmaması için dilbilgisinde virgül kullanımı'nın, ne oranda işe yaradığını görmemezlik etmeyeceğim ançıp (ama) Ellahın, zikir sonucu daha büyük olmasının da, nesnel büyüklüğünü dışlamadığını belirtmek istiyorum. çünkü her büyüklük, küçültülebilir, azaltılabilir, büyüklüğünün tüketilebileceği konumu da göstermektedir aynı oğurda.

Zikru allahi ekberu = Zikri allah'ın dahabüyüktür.
Allahü ekberin anlamını yeniden düşünç ediverme oğurunu (zamanını) gösteriyor bütün bunlar.

Mümin 10
magtu allahi ekberu min magtiküm enfuseküm.
allahın öfkesi sizin öfkenizden dahabüyüktür.

Allahın öfkesi, sizin birbirinize olan öfkenizden daha büyüktür! Burada 2 ayrı öfke var; biri ellahın öfkesi, diğeri insanın öfkesi. Bu 2 ayrık özne karşılaştırılarak, insan öfkesini bastıran allahın öfkesi büyük geliyor. Yani ekber ile ölçütlenen özne de var nesne de. Sağlam anlaşılır olması için tanrıların (öznelerin) adını değiştirip Ellah adını Zeus yapalım.

Zeus'u ekber denilince ne anlaşılır?
Zeus'un dahabüyük/enbüyük olduğu anlaşılır!
Zeus, kimden dahabüyüktür?
Zeus'un karşılaştırıldığı öteki özne (ilah) allah ise, Zeus'un allahtan dahabüyük olduğu anlaşılır.

Birşey, kendi kendine dahabüyük olamaz. Tekbaşına bir öznenin enbüyük/dahabüyük olması olanaksızdır. Çünkü birtane olup büyük olan birşey, geride bıraktığı büyük (kebir) öznelerin, özsel niteliklerini bastırmamış olacaktı ama allahü ekber nitelemesinde böyle bir durum yok; geride bırakılan büyük öznelerden ölçütle, dahabüyük (ekber) olması durumu var.

Kullanıcı avatarı
Engse Hohol
Mesajlar: 182
Kayıt: Prş May 05, 2016 9:34 pm
Edilen Teşekkür: 17 kere
Alınan Teşekkür: 53 kere

Re: eLLahü ekber, Kebir, Ekber, Kübbar, Kübra

Mesajgönderen Engse Hohol » Sal Ara 06, 2016 12:14 pm

Şeytanlar arasında da büyüklük çekimi var. Müminlerin kurban bayramı günlerinde taşladıkları 3 şeytan heykelleri, 3 şeytan cemreleri arasındaki büyüklüğe göre adlandırılmalarını incelemek yararlı olacaktır. Dileyen kişiler internette ( الجمرة الكبرى ) aramasıyla arapça sitelerdeki görsellere bakabilirler.

Müminler kurban bayramının birinci günü Büyük cemreye taş atarlar,
kurban bayramının ikinci günü Orta cemreye,
kurban bayramının üçüncü günü Küçük cemreye taş atarak putperest ibadeti yapmayı sürdürürler.

Resim

Ben büyük cemre ( الجمرة الكبرى ) 'nin arapçasını aratarak şu grafiğe eriştim örneğin. Araplar gizlemiyorlar pagan kültlerini. Allaha itibar ve yücelik katmak için arapça sözcüklerden kuran ayetlerinde a'lâ var (العلي), şamıh var ama ekber, allaha itibar ve yücelik katmak için var değildir. ( رَبِّهِ الْأَعْلَى ) Rabbi-hi el a’lâ yazması yetiyor zaten kuranda allahın yüceliğine, yetmediğinde ise (العلي) el a'lâ'ya yakın başka arapça sözcükler var (شامخ) utmost, (أعلى) onlar pekala işgörürdü. işte böylece, ekber sözcüğüyle, somut tanrılar arasından çekimlenerek erişilen enbüyük ilahın allah olduğu sonucuna varıyoruz.

Kullanıcı avatarı
Engse Hohol
Mesajlar: 182
Kayıt: Prş May 05, 2016 9:34 pm
Edilen Teşekkür: 17 kere
Alınan Teşekkür: 53 kere

Re: eLLahü ekber, Kebir, Ekber, Kübbar, Kübra

Mesajgönderen Engse Hohol » Sal Ara 06, 2016 12:23 pm

Büyüklük, sıfat olarak , ön-ek olarak ve zarf olarak 3 faklı türde kullanımı var ve yalnızca zarf olarak kullanıldığı türde soyuttur diğer 2 tür somuttur. Azamet, cüsse-kütle-ağırlık anlamını değil, ihtişam, görkem anlamlarını içinde varındırır. Hani hz adem'in allaha duası vardır ya; Allah'ım beni Muhammed hürmetine affet" der. Allah "sen onu nereden biliyorsun" diye sorduğunda, hz. adem "arşı azam'da senin mübarek adının yanında o'nun isminin yazılı olduğunu görmüştüm ve anladım ki uluhiyetinde teklifsiz biri varsa o Muhammed'dir" cevabını verdi ve bunun üzerine allah Hz adem'i affetti.

Resim

Apaçık görülüyorki putperestliğin zirvesi islam dinidir. İzlenebilir tarih aralığında putculuk, hiç olmadığı kadar islam ile doruğa ulaşmıştır. Ki buna ahzab 33'de "Cahiliye kadınları gibi kırıtarak yürümeyin, evlerinizde oturun" dönemine değin geçen, cahiliye dönemi adı verilen zamanlar da dahildir. 610 yılından önce müminler, şimdiki kadar putçu değillerdi. Allah'ın insan odaklı algısı vardır ve allahın metabolizması insan ölçekli zamana gerksinir. allaha atfedilen zaman ölçeği, imge üretimi konularrında insanların genetik mirasına sahip. arapların allaha ilgisini artırmak için devrin gerçekliğinin temsilcisi idealist kişiler (hilful fudul), aksiyonunun hareket noktası olarak, herşeye güç yetirme, herşeyi bilme ve time lords yeteneklerini bilgelik sanarak allaha atfetmişler.

Kullanıcı avatarı
Engse Hohol
Mesajlar: 182
Kayıt: Prş May 05, 2016 9:34 pm
Edilen Teşekkür: 17 kere
Alınan Teşekkür: 53 kere

Re: eLLahü ekber, Kebir, Ekber, Kübbar, Kübra

Mesajgönderen Engse Hohol » Sal Ara 06, 2016 12:30 pm

Araplar "gökyüzünde enbüyük uydu" derken bile أكبر الأقمار الصناعية في السماء diyorlar, ekber أكبر kullanarak. Günahlar arasından bir günah diğer günah ile kıyas olunuyor, diğer günah ile bir günah ölçütleniyor ve enbüyük günaha ekber deniliyor ayetlerde. Yine yaş büyüklüğünde de öyle... yaşça büyük olmak, küçük olan yaştan ölçüt alınır. işte böyle allah da diğer tanrılardan ölçüt alınarak büyükletiliyor islamda. konunun esası bu. allah soyut büyüklük içermiyor diyen yok burda. ekber sözcüğü somut ve soyut olarak her iki terimde de kullanılıyor. Gökyüzünde görülen cisimler yine birbirinden ölçütlenerek ibrahim tarafından tanrı sanılması ve ekber kullanılması bu yüzden.

Resim

Çoktanrıcılık islam kadar egemen olsaydı eminimki islam kadar çelişik görüntü sunmazdı. İslam kendi argümanlarıyla dalga geçiyor ya da kendi putperest ibadetlerini kasıtlı çarpıtıyor. Oysaki gerçekte putperestçe yapan - tapan her kimse o putperest'tir, pagandır. Dünya üzerinde islamdan başka nesnelere yönelerek ibadet eden putperest millet kalmadı neredeyse, hele de yönenilen nesnelere kutsallık yükleyerek allah öyle diyor diyerekten, taşlara ibadet eden millet yalnız müslümanlar kaldı.

Kullanıcı avatarı
Engse Hohol
Mesajlar: 182
Kayıt: Prş May 05, 2016 9:34 pm
Edilen Teşekkür: 17 kere
Alınan Teşekkür: 53 kere

Re: eLLahü ekber, Kebir, Ekber, Kübbar, Kübra

Mesajgönderen Engse Hohol » Sal Ara 06, 2016 12:35 pm

Felsefik açıdan evrenin hipotetik allahı, daha omnipotent bir allahın sadece sınamak için allahlık bahşettiği allahlardan biriyse, allah sınavı çoktan kaybetti. Ama müminler Allahü ekber demeye devam ediyorlar hergün 5 kez tekrarlayarak. Oysa allahü ekber dediklerinde, arap kültürünün başlangıcındaki ölçüt alınan aynı nitelikte başka ilahlar var olup, onlar ile kıyas edilen allah'ın dahabüyük - enbüyük ilah olduğuna varmaları sürecinin sonucudur allahü ekber. Örneğin çarşafıyla duş alan teyzenin yaşı 55 olsun ve orada üstsüz duran adamın yaşı da 35 olsun;

Resim

Çarşafıyla duş alan teyzenin yaşı 55 olsun. Üstsüz duran adamın yaşı 35 olsun. Teyze'nin yaşı ordaki adamdan daha büyüktür (عمر عمة أكبر من معدل الرجال). Yani bir kişiye ekber kullanılıyorsa, demekki kim için kullanıldıysa, aynı kişiden en az bir tane daha varki, o bir kişinin yaşından daha büyük yaşı olan başka birisi var. ilah olan allah ekber olduğuna göre, demekki aynı ilah niteliğinde olup allah'dan ilahça daha küçük kademede nitelenen ilahlar vardılar. allah bu en büyüklük, daha büyüklük yarışının galibi olarak, mücadeleden sıyrılıp allahü ekber olmuş.

Mehmet'in yaşı Kerem'den daha büyüktür. (محمد عمر كيرم دن أكبر) ... vesaire.
Hasan'ın yaşı daha büyüktür (عمر أكبر حسنه) ... vs.

Kebir olan = 1 Büyük (كَبِير)
Ekber olan = 1 taneden çok olup dahabüyük, (أَكْبَر) erkek cins çekimde enbüyük oluyor.

Biggest Passenger Airplane in The World: أكبر طائرة ركاب في العالم

Dünyanın enbüyük (أكبر) yolcu uçağı a380 ilk ticari uçuşunu Singapur - Sydney seferinde yapmıştır 2007'de.

Görülüyorki mesele manevi büyüklük değil, mesele birden fazla ilah olup onlar arasından (أَكْبَر) enbüyüğünün allah olduğunu iddia etmek. Allahü ekber maddi değil, manevi büyüklüktür demek entelektüel bir söylem olmuyor, duygusal bir söylem oluyor yalnızca. Bu da anlaşılır bir söylem islam açısından çünkü islamın yıkıma uğraması karşısında müslümanların, eLLahı ayakta tutundurabilmek için bahaneler üretmeleri ve yalanlar söylemeleri kaçınılmazdır.

Kullanıcı avatarı
Engse Hohol
Mesajlar: 182
Kayıt: Prş May 05, 2016 9:34 pm
Edilen Teşekkür: 17 kere
Alınan Teşekkür: 53 kere

Re: eLLahü ekber, Kebir, Ekber, Kübbar, Kübra

Mesajgönderen Engse Hohol » Sal Ara 06, 2016 1:09 pm

Müslümanlar Allahu Ekber diyerek birbirlerini öldürüyorlar. örneğin şu (Suriyeli şoförler kurşuna dizildi) görüntüde elkaide üyesi soruyor 3 kamyon şoförüne "sünni olduğunuzu nasıl kanıtlayacaksınız". 3 kamyon şoförü ise: Allahü Ekber yanıtını veriyorlar ama kurşunlanmaktan kurtulamıyorlar elkaide tarafından. Tekbir söylevinde Allahü Ekber söylemi, allahın emridir kur'an ayetlerine göre;

müddesir 3 : rabbeke fe kebbir - rabbini büyüklet, tekbir et
isra 111 : kebbir hu tekbiren - büyült onu büyükleterek, büyükleyerek

Ekberiyetin, kurandaki örneklerden de anlaşılacağı üzere cismani olmaktan çok manevi hususlarda kullanıldığı da zahirdir". Bu iddiayı her sözlük incelemesi çürütebilir, çünkü kur'an'a ve arapça'ya bakanlar, maneviyat üzerine söylemde;
greater, başlıca... major : عظيم 'aziym
maximal, yüce... chief : أعلى a'la

sözcüklerinin kullanılır olduğunu göreceklerdir. yalın gerçek altta görüldüğü gibidir;

small : صغير : sağiyr : küçük, ufak (sıfat)
smaller : أصغر : esğaru : dahaküçük (sıfat)
large : كبير : kebir : büyük, iri (sıfat)
larger : أكبر : ekber : dahabüyük, dahairi (sıfat)

İslam dininde teşrik tekbiri ve Şeytan Taşlama Remyi Cimar toteminin paganlıktaki kullanımının, tıpkı bugünkü islamdaki kullanımı ile aynı olduğunu ayırca anımsatmak isterim.

Kullanıcı avatarı
Engse Hohol
Mesajlar: 182
Kayıt: Prş May 05, 2016 9:34 pm
Edilen Teşekkür: 17 kere
Alınan Teşekkür: 53 kere

Re: eLLahü ekber, Kebir, Ekber, Kübbar, Kübra

Mesajgönderen Engse Hohol » Sal Ara 06, 2016 1:33 pm

Remyi Cimar nedir - Şeytan Taşlama nedir? Allah, İbrahim'e oğlu İsmail’i kurban etmesini emrettiğinde şeytan bu emri yerine getirmelerine engel olmaya çalışmıştı. Bunun üzerine İbrahim, eşi Hacer ve oğlu İsmail, şeytanın bu tuzağını fark edip onu taşlamışlardı. Remyi Cimar bu olayı sembolize ederek şeytana karşı direniş ve protesto temsili yapılır. Mina’da şeytanın taşlandığı Cemerat (şeytan taşlama heykeli olan cemre'nin çoğulu cemerat) diye anılan 3 şeytan yeri vardır.

1- Cemre-i Akabe : Büyük Cemre, Mina’nın Mekke istikametindeki sınırında yer alır. Bu cemreye Büyük Şeytan denir.
2- Cemre-i Vusta : Orta Cemre, Küçük Cemre'den sonra 150 metre mesafede yer alır. Bu cemreye Orta Şeytan denir.
3- Cemre-i Suğra : Küçük Cemre, Mescidi Hayf tarafındadır. Bu cemreye Küçük Şeytan denir.

Kaynakça; İman ve ibadetler ilmihali Sf.511-571 - Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.

Yebluganne indeke el kibere ehadu-hüma ev kilahüma...
(يَبْلُغَنَّ عِندَكَ الْكِبَرَ أَحَدُهُمَا أَوْ كِلاَهُمَا)
Erişir senin yanında yaşlılığa ikisinden-birisi veya herikisi...

İsra 23 ayetinde bir örnek daha: Kebber-(e\a) = Büyüttü, Kebbir = Büyükleyiver, "Kibere كِبَرَ ise "Yaşca büyüklük - Yaşlılık" demektir arapça'da. İslamın eLLaha tekbir getirme geleneği varolduğu sürece, eLLahın büyüklüğünün başka ilahlardan ölçüt alınmadığı savı islamda gerçek olamayacaktır. Güneş tanrısı (Amun-Amin) AmonRa'nın büyüklüğü, hiçbir ölçüt almadan büyüklenebilir ama arap tanrısı için bu geçerli değildir. Geçersizliğini, ellahı büyükledikçe büyüklemek yarışından anlayabiliyoruz.

Ve güncel yaşantımızda allahü ekber denilen allahın ne kadar büyük veya çürük bir tanrı olduğunu Flistin örneği kanıtlamaktadır. Arabçanın yavan bir dil olduğunu arapların bilimsel erkelerinin zayıflığı kanıtlamaktadır. Ayrıca ben müslüman değilim ki acze düşüp mucizeye sarılayım. Ya da mucizeye sarılıp acze düştüğümü kabulleneyim. Belirliği olan arap tanrısı allah'ın büyüklüğü olan diğer ilahlardan ölçüt alınarak enbüyüklüğünün savına kanıt, arapların dilinde ve kültüründe bulunmaktadır. Arap tanrısı allah'ın arap ırkçılığını beslemekten başka hiçbir olumlu iş'e yaramaması onun, muhammet ve yoldaşları tarafından kurgulandığını kanıtlamaktadır. Yinede Türk yurttaşlarının kavraması için dilbilim çerçevesinde kanıtlamak gerekiyordu ki, ben de bunu yaptığımı düşünüyorum.

Kullanıcı avatarı
Tumagü İskicap
Mesajlar: 81
Kayıt: Cum May 06, 2016 3:01 pm
Görüş: Panenteist
Edilen Teşekkür: 3 kere
Alınan Teşekkür: 31 kere

Re: eLLahü ekber, Kebir, Ekber, Kübbar, Kübra

Mesajgönderen Tumagü İskicap » Çrş Ara 07, 2016 10:24 am

Tarım devriminden sonraki binlerce yıl boyunca dini ibadetler, ayinler, tapınmalar, büyük ölçüde, insanların ilahi güçlere çeşitli kurbanlar verme karşılığında, tanrıların da insanlara tarlalarında bereketli hasatlar ve hayvanlarında doğurgan sürüler sözü bahşetmesi üzerinden gerçekleşmiştir. Tabiki Tanrı adına sözü bahşetmek bir insana düşmüştür. insanlar tüm yaşamlarını birkaç yüz kilometrekarelik antik şehir devletlerinin küçük yöresel topraklarında geçirdiği süre boyunca ihtiyaçlarının çoğu, tanrı öncülü yerel ruhlar tarafından karşılanabilirdi. Ancak antik şehir devletleri krallıklar şeklinde genişlemeye başlayınca, ticaret ağları ve kültürel değişkenliklerle karşılaşılınca, genişleyen krallığın topraklarında ve genişleyerek uzaklaşılan ticaret havzasının öte kentlerinde, yöresel tanrı otoritesine erişimsizlik hakim oldu, ayrılınan yöredeki ruhsal güçlere erişim sağlanamadı. Genişleyen krallığın tamamına erişebilen ruhsal varlıklarla iletişim kurabilme gereği duyulduğu için yöresel ruhlar, tek tanrı fikrine doğru genişledi.

Tüm bu süre içerisinde çoktanrıcılık, tektanrıcılıktan daha fazla hoşgörülü olmuştur. Çoktanrılı dinlerde "kafirleri nerde görürseniz öldürün, gavurlar aşağılıktır" şeklinde talimatlar yoktur. Çoktanrılı dinlerde misyonerlik ve cihad da olmamıştır. Aztekler hiçkimseyi huitzilopochtli'ye inanmaya zorlamamışlardı. mitolojilerde üstün bir otorite tarafından yaratılmak, insanların, bitkiler ve hayvanlar üzerinde hakimiyet kurabilme karşılığında, tanrılara sadakat sözü vermelerinin ardılıdır. Bu noktada islam dini çoktanrılı dinlerden farksız. İslam dini, İslami yasaların Muhammed'in kaprisi değil, mutlak, üstün ve tek olan tanrı allah tarafından buyurulmuş emirler olduğunu söyler durur. Mutlak, üstün ve tek olan allah, somali'de bangladeş'te insanların yaşamsal isteklerini ve ihtiyaçlarını görmezden gelerek, Muhammed'in her türlü kaygısını bertaraf etmek için her zaman koşuşmuş ve konuşmuştur. Arapların Arap olmayan uluslara da Tanrı adına Allah dedirtmek istemeleri hep bu büyüklük yarışından temel alıyor. Nasıl ki tezahürat yaparken en büyük beşiktaş diyebiliyoruz, tuhaf gelmiyor, Ebu Süfyan da Uhud savaşında en büyük hubel diye bağırmış, kimseye tuhaf gelmemiş. Ekber hubel, ekber allah, ekber manitu, tüm bunlarda putperestlik perspektifinden en büyüklerin yarışmasındaki amaç, kendi din tezahüratını parıldatmaktan öte bir şey değil.

Siyaset ehlinin bakışından, halkın yaşam tarzı siyasetçiyi gayet iyi besliyorsa, birbiriyle didişen dini inançlar ve toplumsal yapı, siyasetçiye, siyasi dinamik sağlıyorsa, o zaman islamsız-allahsız, dinsiz-tanrısız yaşamanın riskini almaya ne gerek var! Biz Türklerin sahiplendiği islam dininin kök sahipleri, islamı doğru anlıyor ve uyguluyorlar. Siyasetle totaliteyle yerleşip oturmak için islam dini bulunmaz bir nimettir. Hiç bir Arap kralı veya Emiri bu nimeti terk edemez. Şeytan ile Hz.İbrahim öyküsüne inanmasa bile bir Kral veya Emir, o ritüeli yapar ve yapıyor. Son hacda şeytan taşlama ayininde Arap Prensi Muhammed bin Salman oradaymış. Arap aristokrasisi varsayalım islama inanmasalar bile, himmet için müslüman kalmaya ve islam ayinlerini yapmaya mahkumdurlar. İslam dini bu imkanı-cezayı Araplara vermiş. Arapların islam anlayışına sempati duymayan hatta sessiz düşüncelerinde iğrenen müslümanlar, ümmetin mezhep kalıplarının içerisinden baktığı sürece, islami totaliteyi eleştirebilecek argüman bulamayacaklardır.


“İslam Dini ve Kur'an” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir