İslamcılar Sebe suresi 28.ayeti anlamından saptırıyorlar

İslam dinine getirilen eleştiriler ve yanıtlar ile düzeyli tartışmalar.
Kullanıcı avatarı
cernomirdin
Mesajlar: 59
Kayıt: Pzt Şub 29, 2016 10:16 pm
Görüş: deist
Alınan Teşekkür: 29 kere

İslamcılar Sebe suresi 28.ayeti anlamından saptırıyorlar

Mesajgönderen cernomirdin » Sal Mar 01, 2016 1:00 pm

Kuranın bütün kavimlere ve bütün dillere gelmediğini anlayan müslüman mollalar bunu örtbas etmek için çeşitli hilelere baş vurmaktadırlar.Bunlardan biride SEBE SURESİ 28 NOLU AYETTE geçen kâffeten kelimesine bilerek yanlış anlam vermeleridir.
Önce kısaca Kuran’ın tek kavim için olduğunu görelim.Sonrada kâffeten kelimesini nasıl hileli kullandıklarına bakalım.
كِتَابٌ فُصِّلَتْ آيَاتُهُ قُرْآنًا عَرَبِيًّا لِّقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
kitâbun=kitap
fussilet=açıklandı
âyâtu-hu=ayetleri
kur’ânen=Kur’ân
arabiyyen=arapça
li=için
kavmen=tek kavim,bir kavim
ya’lemûne=bilir olmak,bilecek olmak
Bu kitap ayetleri Arapça olarak açıklanmış bir Kurandır.Bir kavmin bilecek olması için(Fussilet 3 Kuran)
Görüldüğü gibi ayet bütün kavimler içindir dememiş.Bütün diller içindir dememiş.
Bir kavmin dili göz önünde bulunduruluyor,bir kavmin bilmesi göz önünde tutuluyor.Bütün kavimlerin bilmesi yada bütün kavimlerin dilleri göz önünde tutulmuyor.
O kendisinin düzenleniş amacı hakkında sadece Arap diline ve Arap Kavmine yönelik ifadeler kullanır.
Bu ayetteki TEK KAVİM İÇİN(Lİ KAVMİN-لِّقَوْمٍ) sözü tercümelerde görmezden gelinir.
Ve ayetteki YA’LEMU(يَعْلَمُونَ) kelimesi BİLEN DURUMUNA GELME anlamındadır ve ayette tek kavim kelimesiyle bağlantılı kullanılmıştır.
Fussilet 3 nolu ayet Meryem 97 nolu ayetle birlikte okunursa durum daha iyi anlaşılır:
(Meryem suresi 97 nolu ayet Kuran bütün kavimleri uyarman içindir dememiş.Tek kavmi uyarman içindir demiş.)
Biz o Kur’ân’ı senin lisanınla kolaylaştırdık ki, onunla inatçı bir kavmi müjdeleyesin ve uyarasın.(MERYEM 97 KURAN)
Bu kitap ayetleri Arapça olarak açıklanmış bir Kurandır.Bir kavmin bilecek olması için(Fussilet 3 Kuran)
Gönderilen mesajın ve peygamberin diliyle sorumlu tutulacak kavmin dilinin farklı olmaması gerektiğini,aynı olması gerektiğini söyleyen ayetlerde vardır Kuran da:
Her kavme başka değil,sadece o kavmin kendi diliyle seslenen o kavmin kendi içinden bir peygamber yollarız.Böylelikle onlara anlatabilir(İBRAHİM 4 KURAN)
O zaman Türk kavmine sadece Türkçe konuşan bir peygamberle,Türkçe inen bir mesajla seslenmesi şarttır.Böyle bir Tanrı Türk Kavmine de Türkçe inmeyen bir kitapla,Türk olmayan bir peygamberle seslenmek istemeyecektir.
Bu ayet aşağıdaki gibi de tercüme edilebilir.Her iki tercümede aynı kapıya çıkar.
Biz bütün peygamberleri başka değil;sadece kendi kavminin diliyle kendi kavmine yollarız.Böylece onlara anlatabilsin.(İBRAHİM 4 KURAN)
Gönderilen peygamber ile gönderildiği kavmin,sorumlu tutulacak kavmin dili aynı olmalı,farklı olmamalı diyor İbrahim 4 nolu ayet.
Yani hiç bir peygamber kendi dilini anlamayan yabancı kavimlere yollanmıyor.Hepsi kendi dilini anlayan kendi kavmine yollanıyor sadece.Böylece her kavim kendi dilini konuşan kendi içinden bir peygamberden mesaj dinliyor.Yabancı dilde bir mesajdan sorumlu tutulmamış oluyor.
Peki bunun aksi olursa ne olur?O zaman yabancı dilde inen mesaja itiraz hakkı doğuyor Kurana göre.
Eğer onu Arapça bir Kuran kılmasaydık,neden dilimizde inmedi,Arap olana Arapça olmayan bir kitap yollanırmı hiç derlerdi(FUSSİLET 44 KURAN)
O zaman Türklerinde neden dilimizde inmedi?Türk olana Türkçe olmayan kitap yollanırmı hiç? deme hakları vardır.
Hatta Araplar bizden öncekilere inen kitaplar bize yabancıydı,okunuşları dilimize yabancıydı demesinler diye Kuran’ın indirildiğini söyleyen ayetler vardır.
“Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okunmasına yabancıydık” demeyesiniz diye.(ENAM 156-kuran)”
Arap Kavmi bize kendi dilimizde kitap inmedi,okunmasına yabancı olmadığımız kitap inmedi demesinler diye Kuranın indirildiği böylece belirtiliyor ayetlerde.Peki o zaman Türklerin de neden bize kendi dilimizde kitap inmedi,okunmasına yabancı olmadığımız kitap inmedi deme hakları vardır.
O senin için ve kavmin için bir zikirdir.Sen ve Kavmin ondan sorumlu tutulacaksınız(ZUHRUF 44 KURAN)
Yine bütün kavimler ondan sorumludur dememiş.Bütün kavimler ondan sorumludur demeyi unutmuş olmalı.
Kuranı pürüzsüz bir Arapçanın dışında indirmedik ki,korunabilsinler(ZUMER 28 KURAN)
O halde Türklerin korunabilmesi için de pürüzsüz Türkçe bir kitap inmelidir.Kuranın mantığına göre bu böyle olmalıdır.
###############################################
وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا كَافَّةً لِّلنَّاسِ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
ve mâ erselnâ-ke=seni gönderişimiz,göndermiş olmadık
İlla=den başka,bunun dışında
kâffeten=bütünü,toplamı,hepsi bundan ibaret
li en nasi=insanlar için
beşîren=müjdeci
ve nezîren=uyarıcı
ve lâkinne=ancak
eksere=pek çoğu,ekseriyeti
en nâsi=insanların
la ya’lemune=bilmemektedirler
Seni gönderme amacımızın tümü(kaffaten);insanlara uyarıcı olmandan ibarettir.Başka şey için değildir(Sebe 28-KURAN)
Burada bir hile yapıyorlar ve kaffeten(tümü,hepsi) kelimesini getirip insanlar kelimesine monte ediyorlar.Böylece ayeti SENİ BÜTÜN İNSANLARA GÖNDERDİK şeklinde çeviriyorlar.Bu tutarsız ve hileli bir çeviridir.
Bu ayeti Türkçe bilen bir Arap arkadaşımla hem Türkçe olarak hemde Arapça olarak detaylıca konuştum.Asıl konuyu kendisine anlatmadan sadece bu ayetten ne anladığını sordum kendisine.Onun verdiği cevap bu ayetin MUHAMMED’İN BÜTÜN GÖREVİNİN ELÇİLİK,UYARICILIK YAPMAKTAN İBARET OLDUĞU şeklindeydi.Baktım ayetteki KAFFATEN(bütün) kelimesini BÜTÜN İNSANLAR şeklinde almıyordu Arap arkadaş.Arkadaşım olan bu Arap ayetteki KAFFETEN(bütün) kelimesini MUHAMMED’İN BÜTÜN GÖREVİ,BÜTÜN GÖNDERİLİŞ AMACI şeklinde alıyordu.Yani ayetteki KAFFETEN kelimesini Muhammed’in gönderiliş amacıyla birleştiriyordu ve öğle anlıyordu.Muhammed’in Bütün(kaffeten) gönderiliş amacı,bütün(kaffeten) görevi şeklinde alıyordu bunu.Neden kaffeten kelimesini ayetteki Lİ EN NASİ(İNSANLAR İÇİN,İNSANLARA) sözüyle birleştirmediğini sordum.Çünkü malum bizim tercümanlar kaffeten kelimesini insanlar kelimesiyle birleştiriyorlardı.
Bana kasıtlı hareket etmeyen hiç bir Arabın bunu böyle anlamayacağını,bu ayetteki kaffeten kelimesinden bütün insanlar anlamını asla çıkarmayacağını,kaffeten(bütün) kelimesi ile li en nasi(insanlar) kelimelerini birleştirmeyeceğini söyledi.Sebebini sorunca aşağıdaki açıklamaları yaptı:
1-AYET İTİRAZ CÜMLESİDİR:
Ayet itiraz cümlesidir.Ayetteki İLLA(BAŞKA DEĞİL,BUNUN DIŞINDA DEĞİL) kelimesi itirazdır ve ayetin itiraz amaçlı olduğunu gösterir.Uyarıcı olmanın dışındaki gönderilme amaçlarına itiraz ediyor.Onun için bütün gönderiliş amacı(kıffaten) uyarıcı olmasından ibarettir diyor.Yoksa bütün insanlara gelmedi iddiasına cevap vermiyorki kıffaten diyerek bütün insanları kast etmiş olsun dedi.Ve ayeti Rad Suresinin 7 nolu ayetiyle karşılaştırırsam durumu daha iyi anlayacağımı söyledi.
Seni gönderme amacımızın tümü(kıffaten);insanlara uyarıcı olmandan ibarettir.Başka şey için değildir(Sebe 28-KURAN)
Senden mucize istiyorlar.SEN SADECE BİR UYARICISIN.Bütün kavimlerin her birinin kendi uyarıcısı(hidayetcisi) vardır(Rad 7-KURAN)
Ve şunu ekledi;vurgulanan hangi insan zümresine gönderildiği değil gönderiliş amacının neyle sınırlı olduğudur.Vurgu en büyük tefsirdir bazen.
Oysa bizim tercümanlar bu ayeti sanki TEK KAVİM İÇİN GELMEDİM itirazında bulunmuş gibi algılıyorlar ve öğle tercüme ediyorlar.Çünkü tek kavme özel olduğunu bilinçaltında anlamışlar ve bilinç altları bunu örtbas etmeleri gerektiğinin farkında.
Halbuki ayet gönderiş sebebimiz başka bir şey için değildir cümlesiyle başlıyor.Yani ayetin itirazı gönderiliş amacının kapsamıyla ilgilidir.
Hangi insan zümresine gönderildiği konusunu açıklayan ayetler başka kısımlarda geçemektedir halbuki.Buda Arap dilini konuşan Arap Kavmiyle sınırlandırılmış bir zümredir.
Kuranı pürüzsüz bir Arapçanın dışında indirmedik ki,korunabilsinler(ZUMER 28 KURAN)
O halde Türklerin korunabilmesi için de pürüzsüz Türkçe bir kitap inmelidir.
O senin için ve kavmin için bir zikirdir.Sen ve Kavmin ondan sorumlu tutulacaksınız(ZUHRUF 44 KURAN)
Bütün kavimler ondan sorumludur demeyi unutmuş olmalı.
Seni ataları uyarılmamış olan o bir kavmi uyarman için gönderdik(YASİN 6 KURAN)
Yine bütün kavimleri uyarman için gönderdik demeyi unutmuş galiba.
Kuranı anlayabilmeniz için Arapça indirdik(YUSUF 2 KURAN)
Şimdi bu ayeti Japonlara uygulayın;ey japonlar,Kuranı anlayabilesiniz diye Arapça indirdik.
Kitabı sana başka şey için değil,sadece kendi arasında ihtilaf yaşayan tek kavim için(li kavmin) uyarı,hidayet ve rahmet olarak indirdik.İman etsinler(NAHL 64 KURAN)
Kuranın iniş amacının tek kavmin sorunlarını çözmekle sınırlı olduğunu açıkça söylediği için,bu ayeti asla doğru çevirmeyeceklerdir.
Kuranın bütün amacının tek kavmin sorunlarını çözmekten ibaret olduğunu söylüyor bu ayet.O sebeple Nahl 64.ayetini asla doğru çevirmeyeceklerdir.Ayetteki bütün kelemeleri aşağıda veriyorum.
وَمَا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ إِلاَّ لِتُبَيِّنَ لَهُمُ الَّذِي اخْتَلَفُواْ فِيهِ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
ve mâ enzelnâ=ve biz indirmedik,aleyke el kitâbe=sana kitabı,illâ=den başka,li tubeyyine=açıklaman için,lehum=onlara,ellezî ihtelefû=ihtilafa düşmüş/düştükleri, fî-hi=ona dair/onun hakkında,ve huden=ve hidayet,ve rahmeten=ve rahmet,li kavmin=tek kavim için,yu’minûne=iman
2-BÜTÜN İNSANLAR ANLAMI VEREBİLMEK İÇİN ”Lİ KAFFATEN NASU” DEMESİ GEREKİRDİ:
Ayette Lİ(İÇİN) sözü kaffetenden önce gelseydi o zaman bütün insanlar demiş olurdu.O zaman kaffeten(bütün) sözü insanlar(nasi) sözüyle birleştirilmiş olurdu.Ama ayette kaffeten kelimesindde önce değil sonra Lİ(için) sözü kullanılmış.Yani kaffeten ile nasi kelimesini birleştirmek yerine ayrıştırmış oluyor ayet.
3-AYET BÜTÜN İNSANLARIN HEPSİ DEMEK İSTESE ”KULLİ EN NASİ” YA DA ”EN NASE CEMİAN” DERDİ:
Bir insanı öldüren bütün insanların hepsini öldürmüş gibi olur.(Maide 32-KURAN)
katele en nâse: insanları öldürdü
cemîan:bütün hepsini
Musa asayla taşa vurunca sular fışkırdı ve bütün insanlar(kulli en nasi) o sudan içtiler(BAKARA 60 KURAN)
4-ZATEN BÜTÜN İNSANLARA UYARICI OL DİYE GÖNDERİLEMEZDİ:
Zaten bütün insanlara uyarıcı olamazdı.Bütün insanlara ulaşamadığı gibi bütün insan dillerinide bilmiyordu.Bir ingilize,bir Eskimoya,bir Moğola nasıl uyarıcı olabilecekti ki?
Onların haklı olduğunu,Muhammed’in bütün kavimlerin bütün insanlarını uyarmaya gönderildiğini farz edelim.O zaman Dünyadaki bütün kavimlerin konuştuğu bütün dilleri bilen,bütün dünyadaki kavimleri tek tek gezip uyaran bir Muhammed karşımıza çıkmış olur.
Her Peygamber başka kavimlerin diliyle değil sadece kendi kavminin diliyle kendi kavmine gönderildiğine göre(İbrahim 4 KURAN),bütün kavimlere yollanması için bütün kavimlerin dillerine vakıf olması gerekirdi.
Gidip uyardığı yabancı kavimlere ne diyecekti?
Çinlilere gittiğini farz edelim ve onalara aşağıdaki ayetleri okuduğunu farz edelim;
Ey Çinliler,eğer onu Arapça bir Kuran kılmasaydık,neden dilimizde inmedi,Arap olana Arapça olmayan bir kitap yollanırmı hiç derlerdi(FUSSİLET 44 KURAN)
Ey Çinliler,Kuranı pürüzsüz bir Arapçanın dışında indirmedik ki,korunabilsiniz(ZUMER 28 KURAN)
Ey Çinliler,SİZİN anlayabilmeniz için Kuranı Arapça indirdik(YUSUF 2 KURAN)
Eğer ayet onların anladığı gibi olsaydı işte ortaya böyle bir saçmalık çıkmış olurdu.
Artı o zaman bazı ayetlerde şimdiki gibi olmazlardı:
O senin için ve kavmin için bir zikirdir.Sen ve Kavmin ondan sorumlu tutulacaksınız(ZUHRUF 44 KURAN)
Onlar haklı olsaydılar o zaman bu ayet;o bütün kavimler için bir zikirdir derdi,bütün kavimler ondan sorumludur derdi.
#################################################
Aslında Kuran BÜTÜN İNSANLAR derken bile BİR KAVMİN BÜTÜN İNSANLARInı kasteder.
Musa asayla taşa vurunca sular fışkırdı ve bütün insanlar(kulli en nasi) o sudan içtiler(BAKARA 60 KURAN) Şimdi bütün insanların o suyu içmesi ne anlama geliyor?Çinden Brezilyaya kadar bütün insanlar mı?Yoksa sadece Musa nın kavminden olan bütün insanlar mı? Açıkça bütün insanlar diyerek tek kavmin bütün insanları kastediliyor.Musa kavminden olan bütün insanlar.Aynı şey muhammed içinde geçerlidir.Kuran insanlara gönderdik derken Muhammedin kavminden olan insanları kastediyor.
Allah dedi ey Musa;seni her insanın başı olarak seçtim.Gönderdiklerimle ve sözlerimle(ARAF 144 KURAN)
Şimdi ne diyelim?Musa bütün yeryüzü insanlarının başınamı getirildi?Elbetteki hayır.Yine bütün insanlardan kasıt Musa kavminden olan insanların tamamıdır. Aynı şekilde Muhammedi insanlara yolladık derkende;kendi kavminden olan bütün insanlara gönderdik demiş oluyor. Bütün kavimlerin bütün insanlarına değil.Nasılki Musa sadece kendi kavmi olan insanlara gelmişse,Muhammed de sadece lisanı Arapça olan insanlara gelmiştir:
Bundan önce bir rahmet ve önder olan Musanın kitabı var.Buda LİSANI ARAPÇA OLAN KİMSELERİ uyarman için indirilen bir kitaptır(AHKAF 12 KURAN)
Musa nın kitabı Arapça olmadığı için,Araplar ondan sorumlu değiller.
TANRI'NIN VERDİĞİ GÜVEN İÇİNDE.ONUN KORUMASI ALTINDA.

JackinÇikolatası
Mesajlar: 79
Kayıt: Çrş Mar 02, 2016 1:18 am
Görüş: olmak yada olmamak
Edilen Teşekkür: 2 kere
Alınan Teşekkür: 2 kere

Re: İslamcılar Sebe suresi 28.ayeti anlamından saptırıyorlar

Mesajgönderen JackinÇikolatası » Çrş Mar 02, 2016 5:51 am

geç bunları geç boşboğaz seni

Kullanıcı avatarı
hector
Moderatör
Mesajlar: 223
Kayıt: Cum Eki 16, 2015 8:26 pm
Görüş: Agnostik Ateist
Edilen Teşekkür: 204 kere
Alınan Teşekkür: 178 kere

Re: İslamcılar Sebe suresi 28.ayeti anlamından saptırıyorlar

Mesajgönderen hector » Cum Mar 04, 2016 10:28 pm

JackinÇikolatası yazdı:geç bunları geç boşboğaz seni

Terbiyesizlik yapmanın anlamı yok. Beğenmiyorsanız siteye girmeyin.
Dünya benim tasarımımdır. Arthur Schopenhauer

MİND
Mesajlar: 15
Kayıt: Sal Tem 11, 2017 3:45 pm
Görüş: AGNOSTİK

Re: İslamcılar Sebe suresi 28.ayeti anlamından saptırıyorlar

Mesajgönderen MİND » Sal Tem 18, 2017 7:58 pm

Seni ancak bütün insanlara(kaffeten li en nasi) uyarıcı ve müjdeci olarak gönderdik-Sebe 28 KURAN
1-Büyük dilbilimci,Arapça gramerin büyük ustası denilen Zemahşeri,bu ayetin bütün insanlar şeklinde anlaşılmasının imkansız olduğunu söylemiştir.
2-Tefsirciler,bu ayetin Arap kavminin bütün insanlarını kastettiğini söyler.Tefsirciler bu ayete bütün yeryüzü insanları anlamını vermenin,evrensellik karşıtı ayetlerle çelişki yaratacağını söylemiştir.(Bu ayete evrensellik anlamı vermek,İbrahim 4,Fussilet 44,Zuhruf 44 gibi evrensellik karşıtı ayetleri çöpe atmış olmak demektir)
"Bütün insanlara" şeklinde çevrilen "kâffeten li en nâsi" ifadesi:Zemahşerî "bütün insanlara" tarzında yorumlanmasını Arap dili kurallan açısından hatalı bulur. Kaffeten=toplamak,toplu hale getirmek,toplu harekettir.Yada amacın toplamı,toplam amaç anlamında kullanılır.
''Bu ayetteki kaffeten li en nasi kelimelerini birleştirerek okumak ve bütün insanlar anlamı vermek Arap dili kurallarına aykırıdır.''(Zemahşeri,el Keşşaf Tefsiri-Sebe 28)
https://docs.google.com/file/d/0B8HCvt9Lvb2aUC0yTktKZmh0YUU/edit
Zemahşeri kaffeten kelimesinin toplayıp birleştirme eylemini anlattığını,bununda peygamberin uyarıcılık ve müjdecilik görevlerini toplayıp birleştirme anlamında kullanıldığını söyler.İnsanlar kelimesine yönelik değil,göreve yöneliktir bu kelime.Ve eğer Zemahşeri'nin tespitini temel alırsak ayet aşağıdaki gibi okunur:
Sana verilen görevin toplamı(kaffeten);insanlara uyarıcı ve müjdeci olmaktan ibarettir-Sebe 28 KURAN
Ve bu ayeti bu şekilde anlayan tefsirciler bunu aşağıdaki ayetlerlede karşılaştırmışlardır:
Resül'ün görevi sadece tebliğ(müjde ve uyarı) yapmaktan ibarettir-Maide 99-KURAN
....Buna karşı peygamberlerin vazifesi, ancak açık-seçik bir tebliğden(uyarı ve müjdeden) ibarettir-Nahl 35 KURAN
Benim görevim,yalnızca Allah’tan olanı ve O’nun gönderdiklerini tebliğ etmektir....Cin 23 KURAN
Yani buradaki kaffeten kelimesinin;Toplam görevinin,yapacağı işin toplamının anlatmak ve uyarmak olduğuna işaret ettiğini söyleyen tefsirciler vardır.
SORULMASI GEREKEN SORU:Kuran peygamberin gönderildiği insanlar dediği zaman;bütün kavimlerin bütün insanlarınımı kastediyor yoksa bir kavmin bütün insanlarınımı kastediyor?Bu soru tefsir ekollerinde tartışılmıştır.
Sebe 28.ayeti bütün insanlar şeklinde çevirsek bile;bir kavmin bütün insanlarımı yoksa bütün yeryüzü insanlarımı demek istediğini nasıl ayırtedeceğiz?
Sonuçta Kuran bütün insanlar derken bile bir kavmin bütün insanlarını kastediyor:
Musa asasıyla taşa vurunca sular fışkırtı ve bütün insanlar(külli en nasi) o suyu içtiler-BAKARA 60 KURAN
Şimdi bütün insanların o suyu içmesi Çinden Brezilyaya kadar bütün yeryüzü insanlarının o suyu içmesi demekmi?Yoksa sadece Musa'nın kavminden olan bütün insanların o suyu içmesimi?
Ve Baghawi tefsiri bu soruyla ilgili aşağıdaki bilgiyi veriyor:
" كان النبي يبعث إلى قومه خاصة وبعثت إلى الناس عامة "
''Bir peygamber kendi kavmi için,kendi kavmine gönderilir ve bu ayet peygamberin kavmine yönelik yazılmıştır''-Baghawi tefsiri,Sebe 28 ayeti
http://quran.ksu.edu.sa/tafseer/baghawy/sura34-aya28.html#baghawy
Bu durumda ayetin anlamı aşağıdaki gibi oluyor:
Peygamberi (bir kavmin) tüm insanlarına gönderdik;konuşmak ve uyarı sağlamak için-SEBE 28 KURAN
Yani sadece Kureyş kabilesine değil,sadece Mekkelilere değil,Arap kavminin tamamına gönderdi.Arap kavminin bütün insanlarına.
Aslında Baghawi burada İbrahim 4.ayete ve Zuhruf 44.ayete gönderme yapmış oluyor.Bu ayetler peygamberin görevini Arap kavmiyle ve Arap diliyle sınırlıyor.İbrahim 4 bir ilke koyuyor ortaya:kavmin diliyle peygamberin dili aynı olmalıdır.Farklı olmamalıdır.O halde bütün insanlar dediğinde bile bir kavmin bütün insanlarını kastetmiş oluyor.
Biz her peygamberi başka değil,sadece kendi kavminin diliyle kendi kavmi için göndeririz.Böylece onlara anlatabilmesini mümkün kılarız-İBRAHİM 4 KURAN
Muhammed'de Arap kavminin diliyle Arap kavmine gitmiştir.Ve bunu Zuhruf 44'le karşılaştıralım:
Kuran senin için ve kavmin için bir öğüttür.Sen ve Kavmin ondan sorumlu tutulacaksınız-ZUHRUF 44 KURAN
Bütün kavimler içindir demiyor.Bütün kavimler ondan sorumludur demiyor.Neden?
Kuran bütün yeryüzü insanlarını kastetme eğiliminde değildir.Öyle olsaydı Zuhruf 44 şimdiki gibi olmazdı.Kuran bütün kavimler içindir derdi,Kuran'dan bütün kavimler sorumludur derdi.
Kuranı senin lisanınla(Arap lisanıyla) kolaylaştırdıkki onunla inatçı bir kavmi uyarabilesin-Meryem 97 KURAN
Bütün kavimleri uyarman için dememiş.İnatçı olan o bir kavmi uyarman için demiş.Kolaylaştırılmış Arap lisanıyla anlatılanı zar zor anlayan bir kavimden söz edildiği açık.Peygamberin görevi kendi kavmiyle ve kendi diliyle sınırlıdır.
Ve onu emin bir ruh indirdi-Şuara 193 KURAN
Uyarıcılardan olabilmen için-Şuara 194 KURAN
Apaçık Arap lisanıyla-Şuara 195 KURAN(Bi lisânin arabiyyin mubîn)
Demekki apaçık Arap lisanında inmese Arap kavmine uyarıcılık yapamayacaktı.O halde Japon kavmine uyarıcılık yapmak içinde apaçık Japonca inen bir kitap gerekiyor.Uyarıcılardan olabilmen için,apaçık Arapça indirdik.Buda demektirki;sadece Arapça inen bir kitapla uyarıcılık yapabilir,sadece Arapça konuşanlara uyarıcılık yapabilir.Apaçık Japonca inen bir kitaba sahip olmadığı için Japon kavmine uyarıcılık yapamaz.
SEBE 28 İLE FURKAN 56 KARŞILAŞTIRMASI:
Sebe 28.ayetle Furkan 56.ayet neredeyse birbirinin aynıdır.İkiside aynı şeyi anlatırlar.Hatta Furkan 56.ayet tamamıyla Sebe 28.ayetin içinde yer alır.
Ve mâ erselnâke illâ mubeşşiran ve nezîrâ.(Furkan 56-KURAN)
Ve mâ erselnâke illâ kâffeten lin nâsi beşîran ve nezîran...(Sebe 28-KURAN)

http://www.kuranmeali.org/25/furkan_suresi/56.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx
Bizim seni gönderme sebebimiz;uyarıcı ve müjdeci olmanın dışında başka şey için değildir.(Furkaan 56-KURAN)
Bizim seni gönderme sebebimizin toplamı(kaffeten);insanlara uyarıcı olman dışında başka şey için değildir(Sebe 28-KURAN)
Uyarıcılık dışında beklentisi olanlara cevaptır iki ayette.İki ayet aynı şeyi anlatıyor,aynı şeyi vurguluyor.
Kuran bütün insanlar içindir deme kaygısı gütmez.Öyle olsaydı Furkan 56.ayettede insanlar kelinmesinin geçtiğini görürdük.Ve bütün insanlar içindir deme kaygısı olsaydı;Zuhruf 44.ayet bu günkü gibi olmazdı,bütün kavimler ondan sorumludur şeklinde olurdu.
Akıl akılsızlıktan üstündür.Bilgi bilgisizlikten üstündür.(King Salomon)

MİND
Mesajlar: 15
Kayıt: Sal Tem 11, 2017 3:45 pm
Görüş: AGNOSTİK

Re: İslamcılar Sebe suresi 28.ayeti anlamından saptırıyorlar

Mesajgönderen MİND » Cmt Ağu 05, 2017 2:22 pm

Sebe 28.ayetteki,''Bütün insanlara" şeklinde çevrilen "kâffeten li en nâsi" ifadesi,bütün insanlar şeklinde anlaşılamaz.(Zemahşeri,El Keşşaf tefsiri)
Büyük dilbilimci Zemahşerî;"kâffeten li en nâsi" ifadesinin "bütün insanlara" tarzında yorumlanmasını Arap dili kurallan açısından hatalı bulur.Zemahşeri bunu bir saptırma olarak görür.Ayeti anlamından saptırma.Ayet bütün insanlar demeyi hedeflemiyor.
1-İllede bütün insanlar deyimini kullanmak isteseydi külli en nasi derdi.Kaffeten li en nasi demezdi.
Musa kavmi için suya kavuşmak istiyordu.Sonra asasıyla taşa vurunca sular fışkırtı ve bütün insanlar(külli en nasi) o suyu içtiler-BAKARA 60 KURAN
Kaffeten kelimesi küllihum(bütün hepsi) ile aynı anlama gelmez.
2-Kaffeten kelimesini li en nasi kelimesiyle birleştiremezsiniz.
Bu iki kelimeyi birleştirerek okumamız istenseydi,kaffeten li en nasi demezdi,li kaffeten nasi derdi.Yada ala kaffeten nasi derdi.Li(içindir) sözü kaffetenden önce gelirdi,kaffeten kelimesinden sonra gelmezdi.
3-Kaffeten eylem bildirir,eylemle ilgilidir.(Sebe 28. ayette kaffeten kelimesinin sonuna ti eklenerek kelime dişil hale getirilmiştir.Kaffeten kelimesinin bu dişil hali,pantolonun iki paçasını bir araya getirmek,pantolonu toplamak anlamındada kullanılır.Yani fiilldir,eylem bildirir,eyleme yöneliktir)
Kaffeten=toplamak,toplayıp bir araya getirmek,toplam görev,toplam eylem.
Zemahşeri kaffeten kelimesinin eylem ifade etiiğinin,eyleme yönelik olduğunun farkındadır.Zemahşeri İnsanları bir araya toplamak anlamı verir bu kelimeye.Harekete yönelik,eyleme yönelik bir anlam verilmesi gerektiğini söyler.Peygamberin görevine yönelik bir anlam verilmelidir.Peygamberin hareketine yöneliktir bu kelime.
Ve Zemahşeri;kaffeten kelimesi illede insanlarla ilgili kullanılacaksa aşağıdaki gibi kullanılabileceğini belirtir.Göreve yönelik anlamlardan biride aşağıdaki anlamdır.
Uyarı ve müjde yapabildiğin insanlardan inanmış olanları aynı inanç etrafında toplamak(kaffeten) için görevlendirildin-Sebe 28 KURAN
Ve buradan bile uyarı yapabildiği kendi kavminin insanlarını birleştiren,uyarı yapamadığı yabancı kavimlerin insanlarını toplayamayan,birleştiremeyen anlamı çıkar.Çünkü onların dillerini bilmiyor ve onları birleştirip toplayamaz.Çince ve Japonca bilmiyordu.
Kuran’ın anlattığına göre Arap kavmi kendi içinde bölünmüş bir kavimdir.Ve Kuran’ın bütün düzenleniş amacıda kendi içinde bölünen bu kavmi bileştirmektir,toplamaktır.Bu kavmin kendi içinde yaşadığı iç ihtilaflara son vermektir.Kavmin ihtilaflı insanlarını,bir araya gelemeyen insanlarını bir araya toplamak.
Kitabı sana başka şey için değil,sadece kendi arasında ihtilaf yaşayan tek kavim için(li kavmin-لِّقَوْمٍ) uyarı yapasın diye indirdik.Hidayet ve rahmet olarak,iman etsinler-NAHL 64 KURAN
NOT:Ayetin Arapça metninde Lİ KAVMİN(TEK KAVİM İÇİNDİR-لِّقَوْمٍ) sözü var ama ayetin Türkçe tercümelerinde yok,özenle üstü örtülmüş.Üstelik ayet sadece tek kavim içindir(li kavmin-لِّقَوْمٍ) demiyor,kavmin özelliğinide veriyor:kendi içinde bölünmüş bir kavim,kendi içinde ihtilaf yaşayan bir kavim.(اخْتَلَفُواْ-ihtelefu=kendi içinde ihtilafa düşmüş,bölünmüş)
Bunu Sebe 28 ile birlikte düşünürsek,Peygamberin görevi kendi içinde ihtilaf yaşayan bu kavmin insanlarını birleştirmektir,toplamaktır.İhtilafa son vermektir.
”Bu Kuranı sesin lisanınla(Arap lisanıyla) kolaylaştırdıkki onunla İNATÇI OLAN BİR KAVMİ uyarabilesin.Meryem 97,Kuran”
Akıl akılsızlıktan üstündür.Bilgi bilgisizlikten üstündür.(King Salomon)

Brainstorm
Mesajlar: 15
Kayıt: Pzr Eki 18, 2015 11:52 pm
Görüş: Freethinker
Edilen Teşekkür: 1 kere
Alınan Teşekkür: 2 kere

Re: İslamcılar Sebe suresi 28.ayeti anlamından saptırıyorlar

Mesajgönderen Brainstorm » Pzt Ağu 14, 2017 11:52 pm

Güzel tespitler... aslında dini dayatmalardan kurtulmak için toplumun dinden tamamen vazgeçmesine gerek yok. İslamın kavimsel ve tarihsel olduğu iyi anlatılabilirse, müslümanlar da batılı hristiyanlar gibi özgürleşecek, kendilerine ve çevresine zulmetmekten vazgeçecektir.


“İslam Dini ve Kur'an” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir