Münafıklık ve Takiye yapmak

İslam dinine getirilen eleştiriler ve yanıtlar ile düzeyli tartışmalar.
Kullanıcı avatarı
Bayrak
Mesajlar: 60
Kayıt: Sal Şub 02, 2016 11:57 pm
Görüş: Agnostik Ateizim
Edilen Teşekkür: 88 kere
Alınan Teşekkür: 37 kere
İletişim:

Münafıklık ve Takiye yapmak

Mesajgönderen Bayrak » Prş Şub 04, 2016 11:36 pm

Münavık: Müslüman olmadığı halde, müslümanları aldatmak için müslüman görünen kimselere münafık denir.

NİSA 4/88. Ey müslümanlar! Münafıklar hakkında iki fırka olmanız da niye? Allah onları, yaptıklarından dolayı başaşağı etmiştir. Allah’ın saptırdığını siz mi yola getirmek istiyorsunuz? Allah’ın saptırdığı kimseye sen hiç yol bulamayacaksın.

NİSA 4/89. Onlar kendileri inkar ettikleri gibi, keşki siz de inkar etseniz de eşit olsanız isterler. Allah yolunda hicret etmedikçe onlardan dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları tutun, bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan dost ve yardımcı edinmeyin.

NİSA 4/90. Ancak, sizinle kendileri arasında anlaşma olan bir millete sığınanlar yahut sizinle savaştan veya kendi milletleriyle savaşmaktan bıkarak size başvuranlar müstesnadır. Allah dileseydi onları üzerinize çullandırırdı da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış teklif ederlerse Allah onlara dokunmanıza izin vermez.

Takiye: Kelime anlamı “örten”, “koruyan” olan “takiye”, Kur’an’daki Nahl suresinin 106. ayetine dayanarak, Müslümanın zorlayıcı nedenlerle inancını inkar edebilmesi veya gizleyebilmesi anlamına gelir:

ALİ İMRAN 3/28. Müminler, müminleri bırakıp kafirleri dost edinmesinler; kim böyle yaparsa Allah katında bir değeri yoktur, ancak, onlardan sakınmanız hali müstesnadır. Allah sizi Kendisiyle korkutur, dönüş Allah’adır.

NAHL 16/106. Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah’ı inkar edip, gönlünü kafirliğe açanlara Allah katından bir gazap vardır; büyük azap da onlar içindir.

Tüm İslam alimleri bu ayetin Ammar bin Yasir’in başından geçen şu olayla ilgili indiği konusunda görüş birliğindedir:

Müşrikler bir gün Ammar bin Yasir’i yakalayıp, onu putları ilah olarak kabul edip onları yüceltmeye ve Muhammed’i tahkir etmeye zorlamışlardır. O kadar zorladılar ki, Ammar bin Yasir istediklerini yapmak zorunda kalmıştır. Muhammed’e geri döndüğünde, ona tüm olayları anlatmıştır. Muhammed kendisine “Kalbinde ne hissediyordun?” diye sordu. Bunun üzerine Ammar dedi ki, “Benim kalbim sonuna kadar Allah’ın dini ile doludur”. Bunun üzerine Muhammed dedi ki, “Münafıklar senden bir daha aynısını söylemeni isterlerse, söyle.” Bunun üzerine şu ayet inmiştir: (Nahl/106. ayet).

Görüldüğü gibi Birkimse zorda kalıp sırf canını, malını, ırzını, namusunu ve sahip olduğu değerleri müslümanların gazabından, caniliğinden, saldırısından ve hertürlü kötülüğünden korumak için inancını gizlemek zorunda kalırsa bu MÜNAFIKLIK oluyor!!!!

bunu yapmak zorunda kalanlar müslüman inancına göre öldürülmesi isteniyor

Ama aynı nedenlerle bir müslüman inancını gizlemek zorunda kalırsa buda TAKİYE oluyor!!!! Bunu yapmakta hak ve helal görülüyor

Bu ikiyüzlülük değilmidir

Bence arada fark yok çünkü bildiğim kadarıyla Takiyye kelime anlamıyla “Aldatma” demektir. Münafıklar da sonuçta Müslümanları aldatıyor.

Ama Münafıklık ta İslamın uygulamalarının zorunlu sonucudur. Mesela adam Ateist olmuş ise, Şeriat hukukunun olduğu ülkede yaşıyorsa Müslüman gibi davranmak zorunda çünkü İslama göre mürtedler öldürülüyor. Adam canından olacağına Müslüman taklidi yapar daha iyi.

Takiyye de bir aldatma ama şu şekilde, adam bazı şeyleri gizleyebilir mesela bir dinci ben laikliği savunuyorum diyorsa bu takiyyedir laikleri İslama çekebilmek onları İslama ısındırabilmek için yalan söylüyordur. Takiyye de sonuçta İslamın zorunlu sonucudur çünkü İslam gibi bir dini yayabilmek için onu olduğundan farklı olarak sevimli gösterme zorunluluğu vardır. “Dinde zorlama yoktur” , “Herkesin dini kendine” diyerek İslamı özgürlükçü bir din gibi gösterip İslama çekebilirsin ve tebliğ aşamasında Tevbe suresini anlatacak değilsin. Fakat Tevbe suresi İslamın gerçek yüzüdür. Müslüman olmayanlara nefes aldırmazsın. Bu sure özgürlükleri yok sayar.

İster Münafıklık ister Takiyye olsun her iki aldatma türü de İslamın zorunlu sonucudur. Böyle bir din işte. Buna da insanlar Tanrı sözü diye inanır ..

TAKİYE MESELESİ (islami bakış)

Soru: “Son birkaç yıldır Türkiye’de takiye kavramı değişik vesilelerle kullanılmaktadır. Laiklik felsefesini savunan politikacılar, İslamcı olduğuna inandıkları muhaliflerini takiye yapmakla suçlamaktadırlar. (…) Bazı dini cemaatlerin liderleri, İslam fıkhı ile izah edilemeyecek davranışlarda bulunmaktadırlar. Onlara niçin böyle davrandıklarını sorduğumuz zaman, fiillerini ruhsat veya takiye ile izah etmektedirler. (…) Takiyenin mahiyeti nedir? Hangi hallerde takiye yapılabilir?”

CEVAP: Lugatta ihtiyat, korku ve gizlenme manalarına gelen takiye; mükellefin, mecburiyet karşısındaki durumu ifade eden bir kavramdır. Bazı fakihler, “Bir mü’minin ölümden ve işkenceden kurtulmak için, olduğundan başka türlü görünmesi ve davranmasına takiye denir”(1) tarifini benimsemişlerdir. Hukuku hafife alan ve hevalarını kanun haline getiren iktidar sahipleri; Müslümanların haklarını tahrip ederlerse, onlara karşı takiye yapılabilir. Zira Kur’an-ı Kerim’de, “Mü’minler, mü’minleri bırakıp kafirleri veli (dost) edinmesinler. Kim böyle yaparsa, Allah katında bir değeri yoktur. Ancak onlardan sakınmanız müstesnadır…”(Al-i İmran Suresi: 28) hükmü beyan buyurulmuştur. Hayatından endişe eden ve ikrah-ı mülci’ye müptela olan Müslümanların takiyye yapmaları ve ruhsatla amel etmeleri caizdir.(2) İmam Hasan el-Basri (rha), “Müslümanlar için takiye ruhsatını kullanmak kıyamete kadar caizdir. Ancak bu ruhsatın kafirlere müdahane (dalkavukluk) ve şirin görünmek için kullanılması haram olur”(3) diyerek bir inceliğe işaret etmiştir. Hanefi fukahası, ikrah-ı mülci halinde zalim iktidarlara karşı takiye yapılabileceğini esas almıştır. Zira sultandan (iktidar sahiplerinden) gelen ikrah, hem sabit hem sahihtir. Ruhsat ile amel edilebilir.(4) Zorlandığı şeyi yapan bir Müslüman, ruhsat ile amel ettiği için, ahiret ahkamı açısından günahkar değildir. Resul-i Ekrem (sav)’in, “Yanılmanın, unutmanın ve zorlandıkları şeyi yapmalarının günahı ümmetimin üzerinden kaldırılmıştır” (5) buyurduğu malumdur. Herhangi bir ülkede yaşayan Müslümanlar, takiye yapma mecburiyetinde kalıyorlarsa, orada zalim bir iktidarın varlığı sözkonusudur. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

(1) İmam-ı Serahsi- El Mebsut- Beyrut: ty, C: 24, Sh: 45 vd.
(2) İmam-ı Cessas- Ahkamu’l Kur’an- Beyrut: 1335, C: 2, Sh: 9.
(3) İmam-ı Kurtubi- El Camii Li Ahkami’l Kur’an- Kahire: 1967, C: 4, Sh: 57.
(4) İmam-ı Serahsi- A.g.e., C: 24, Sh: 47-49.
(5) Nureddin El Azizi- Şerhu Camiu’s Sağir, Kahire: 1324, C: 2, Sh: 294; ayrıca Sünen-i İbn-i Mace-İst: 1401, K: 10, Bab: 16

Kullanıcı avatarı
Tumagü İskicap
Mesajlar: 81
Kayıt: Cum May 06, 2016 3:01 pm
Görüş: Panenteist
Edilen Teşekkür: 3 kere
Alınan Teşekkür: 31 kere

Re: Münafıklık ve Takiye yapmak

Mesajgönderen Tumagü İskicap » Cmt Haz 18, 2016 1:08 pm

"solunum yolunda ve böbrekte sıkıntısı var, kızını bize ulaştır"

Cemaat'in kapatılan Samanyolu TV frekansını alarak yayın yapan Derya TV'de Osman Özdemir, "Hizmet Bahçesi" adlı programında, canlı yayında hastayı hiç görmeden hastalık teşhisi yaptı. Ama hastanın kız olduğu ona söylenmişti. Bu adamlara müşteri gelmese bunlar ne takiye yapardılar ne de şifacı olarak canlı yayında hastalık teşhisi. Bütün suç cemaatte. Zerre kadar acımıyorum ama malesef olan çocuklara oluyor. Çocuklara acıyorum tabiki. Adam çocuğunun böbreğindeki hastalığı, kerameti var sandığı evliyaya götürüyorsa, demokratik bir toplumda kimse ona engel olamaz. Evliyalar, islami çağdaşlığın versiyonu olarak yaşayacaklar bir şekilde.

Kullanıcı avatarı
Cercis Hz Circis
Mesajlar: 11
Kayıt: Cum Oca 06, 2017 10:44 pm
Edilen Teşekkür: 2 kere
Alınan Teşekkür: 3 kere

Re: Münafıklık ve Takiye yapmak

Mesajgönderen Cercis Hz Circis » Cum Eyl 01, 2017 3:59 pm

Müşrik putperestler Muhammed'e demişlerdi ki; 1 yıl sen bizim ilahlarımıza ibadet et, sonraki 1 yıl biz senin ilahına ibadet edelim, ortada bir yerde anlaşalım. Yani sen bana, ben sana. Siz bize sonraki yıl biz size ama önce siz bize. Daha sonra kim kiminkini beğenirse çoğunluğu sayarız ve beğenisi az olan azınlık, çoğunluğunkine doğru eğilmeyi kabul ederek memnun olacak ve taşkınlık yapmayacak bundan sonra. Müşriklerin bu fevkalade teklifini Muhammed kabul etmedi ve oturdu kafirun suresini yazdı. Baştan sona kadar HAYIR ayetleriyle dolu bir sure böyle yazıldı. Müşriklerin "ben sana, sen bana, siz bize sonra biz size ama önce siz bize" lafları muhammed'in öyle zoruna gitmiş ki kafirun suresinde ardısıra Nhaayııır Nolamaaaz diye haykırmış adeta. Etrafındaki sahabe uyarmasa, La ene La entum diye diye sureyi bitirdiğini anlamayacaktı belkide.


“İslam Dini ve Kur'an” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Google [Bot] ve 1 misafir