Mutlak Kudret Çıkmazı

Psikoloji, Felsefe, Sosyoloji, Antropoloji vb.
Kullanıcı avatarı
Lexion
Moderatör
Mesajlar: 75
Kayıt: Cum Eki 30, 2015 8:55 pm
Görüş: Septik-Nihilist
Edilen Teşekkür: 63 kere
Alınan Teşekkür: 87 kere

Mutlak Kudret Çıkmazı

Mesajgönderen Lexion » Cum Ara 25, 2015 4:45 pm

Sevgili Agnostik.net takipçileri,

Bu konu üzerinde Tanrının kadir-i mutlak olduğu, her şeye gücü yettiğine dair görüşü açık açık tartışacağız, didikleyeceğiz. Sizlerinde katılımı ile bu tartışmayı güzel yerlere getireceğimize inanıyorum.

Dinin inançlar içinde tanrının her duaya cevap verebileceği, her şeyden üstün olduğu, yapamayacağı şeyin olmadığının, kudretinin, bilgisinin her şeyin üstünde olduğu, yapamayacağı şeyin olmadığı üzerinde sıkça durulur.

Geleneksel semavi inanca göre tanrı evrene her an müdahale etmektedir, evrende gerçekleşen şeylerin de sebebi odur. Bir galaksiden atoma kadar her şey tanrının kudreti altında şekillenmekte ve gelişmektedir. Bunlara ek olarak kutsal kitapta da sürekli tanrının gücüne ve kuvvetine atıf yapıldığından böyle bir tanrının inananlar üzerinde ‘sonsuz güçlü bir tanrı’ tasavvuru uyandırması doğaldır.

Fakat bu madde içerisinde de görüş ayrılıkları vardır: Tanrının her şeye gücü yetmesi mantıksal açıdan tutarsız şeyleri de mi içine alır yoksa her şeye gücü yetmek derken sadece mantıkça çelişmeyen şeyler mi kastedilmektedir? Tanrı her şeyi yaratabilir derken ‘yedi kenarlı üçgen’, ‘ağrı oluşturan ağrı kesici’, ‘ölen bir ölümsüz’ yaratabilir demeyi de kastediyoruz muyuz? Peki ya tanrının yıkamayacağı bir duvar yaratması mümkün müdür? Bu ve buna benzer sorular arttırılabilir. Bununla beraber mutlak kudret argümanı şu şekilde formülize edilmiştir:

1. Tanrı kaldıramayacağı bir taşı ya yaratabilir ya yaratamaz.

2. Eğer Tanrı kaldıramayacağı bir taşı yaratabilirse, o zaman o mutlak kudretli değildir.

3. Eğer Tanrı kaldıramayacağı bir taşı yaratamazsa, o zaman o mutlak kudretli değildir.

4. O halde Tanrı mutlak kudretli değildir(1).

Bu argümana genel olarak iki tür cevap verilmiştir. Kimi felsefeciler ‘Tanrı mantık kurallarının üzerindedir’ diyerek ‘Tanrı imkânsız şeyleri de yapabilir’ görüşünü savunmuşken kimi felsefeciler ‘Bu gücü yetme sıfatı yalnızca gerçekleşmesi imkânsız olmayan şeyler için geçerlidir, dolayısıyla tanrı imkânsız şeyleri yaratamaz ama bu onun sıfatından bir eksiltme yaratmaz, tanrı yapılabilecek her şeyi yapabilir, imkânsız şeyleri yapamaz’ görüşünü savunmuştur. O halde mutlak kudret argümanına karşılık olarak şu iki ana cevap sunulabilir:

a) Tanrı gibi bir varlık, mantık kurallarının da yaratıcısıdır. Bu sebeple bizim imkansız olarak gördüğümüz şeyler Tanrısal bağlamda imkansız değildir. Yani tanrı için mantık kurallarından bahsedilemediğinden ötürü O, hem kaldıramayacağı bir taş yaratıp hem de onu kaldırabilir.

b) “Dört kenarlı üçgen” gibi kavramların varlığı, bu kavramların iç çelişki üretmelerinden dolayı mümkün değildir. Yani bu kavramlar “imkansızdır.” Bir şeye imkansız demek o şeyin “yapılamayan” olduğunu söylemeye eştir. Bu durumda Tanrı'nın yapılamayan şeyleri yapamaması onun kudretindeki eksiklikten kaynaklanmaz. İmkansız şeyler, tanrının acizliğinden dolayı değil, kavramların tutarsızlığından kaynaklanır. “Her şeyi kaldırabilen gücün kaldıramayacağı taş” kavramı de benzer şekilde tutarsızlık içerir ve bu sebeple Tanrı'nın bunu yaratamaması problem oluşturmaz(2).

Bu iki cevap bir teistin mutlak kudret paradoksuna dair tutunduğu en genel iki tanımı ifade ediyor. Buna ek olarak ortaya atılıp, felsefi düzeyi çok düşük olan olası cevaplara değinmeyeceğim. Peki ya bu iki cevap paradokstan kurtulmaya yeter mi? Öncelikle (a) cevabına göz atalım. Tanrının mantık kurallarının dışında olması ve varlığının mantık kurallarıyla bağdaşamıyor olabileceğine dair sunulan bu iddia, bir teistin savunması gereken iddialardan birine benzemiyor.

Zira Tanrı'yı mantık kurallarının dışına atmak, onun hakkında konuşmayı imkansızlaştırır. Fakat buna rağmen kişinin inancı bunun tersi yönündedir: Kutsal kitaplar Tanrı hakkında savlarda bulunur. Mantık kurallarının dışında olan bir Tanrı, kavranılması imkansız, üzerine konuşulması olanaksız bir Tanrı'dır. Düşünsenize, Tanrı'nın tek ve gerçek din gönderdiğini iddia ediyorsunuz ve karşı dindeki kişi de sizin inanışınızın tersi yönünde tek Tanrı'nın kendi tanrısı olduğunu iddia ediyor. Bu durumda karşı tarafla iletişim içinde olmak imkansızdır zira Tanrı hem bir hem çok olabilir! Bu muhakkak monoteist bir inançlının pozisyonu olmayacaktır.

Benzer şekilde mantık kurallarının dışında olan bir Tanrı'dan bahsediliyorsa, bir inançlının bir ateiste karşı çıkmasının hiçbir anlamı yoktur, zira Tanrı mantık kurallarına tabii değilse “hem var hem yok” olabilir. Tanrı hem ahlaklı hem ahlaksız olabilir. Tanrı hem her şeyi biliyor hem de hiçbir şeyi bilmiyor olabilir. Tanrı hem güvenilir hem güvenilmez olabilir. Bu tür bir Tanrı modeli savunusuyla teist, hiçbir Tanrı modeline ve dini duruşa karşı kendini savunamayacak konumda olur. Bu tür bir inanç şüphesiz ki saçmadır. Zira bu söylendiği anda bir ateistin neden yanlış olduğuna dair hiçbir sav da öne sürülemez. Sonuçta az önce de bahsettiğim gibi, eğer çelişmezlik yasası(bir şey hem 'A' hem 'A değil' olamaz, ifadesiyle özetleyebileceğimiz mantıksal yasa) yoksa Tanrı varken, aynı zamanda var olmayabilir.

Bu durumda (a) iddiasının bir teist tarafından o kadar da kolay kabul edilemeyeceği aşikardır. Zaten çok da kabul görülen bir yanıt değildir. Buna rağmen (b) yanıtı, temelinde, tutarlı bir Tanrı tasavvuru oluşturmak için ideal görüşü ortaya koyar. Tanrı “üç kenarlı kare” ya da “evli olan bekar” yaratamaz çünkü bunlar “yaratılabilecek” türden şeyler değildir. Bu durumda Tanrı'nın her şeye gücü yettiğinden bahsetmek, Tanrı'nın mantık kuralları dahilinde olan her şeyi yapabileceğini söylemeye eşdeğerdir(3). Buna rağmen mutlak kudret argümanının “taş paradoksu versiyonu” Tanrı'nın kudret sıfatının bu versiyonundan sıyrılmış olduğunu savunanlar olacaktır.

Zira “yaratıcısının kaldıramayacağı taş yapmak” ifadesinde herhangi bir tutarsızlık yoktur. O halde hiçbir mantıksal yasa ile çelişmediği için, Tanrı, bunu yaratabilmelidir. Eğer yaratırsa da onu kaldıramıyor olması gerekir ki bu mutlak kudretten bekleyeceğimiz bir durum değildir. Mutlak kudret paradoksunun bu versiyonuna dair getirilen en popüler çözüm George Mavrodes'a aittir(4). Bu çözüme göre her ne kadar “yaratıcısının kaldıramayacağı taş” kavramı salt bu şekilde bırakıldığında çelişki üretmese bile, bu yaratma işlemi “her şeyi kaldırabilen güç” tarafından gerçekleştirildiğinde çelişki üretir.

Zira “her şeyi kaldırabilen gücün kaldıramayacağı taş” ifadesi tutarsızdır. Bu sebeple bahsi geçen eylem, Tanrı'nın kendi sıfatlarıyla çeliştiğinden dolayı Tanrı bunu yaratamaz ve buna rağmen onun sıfatlarında herhangi bir eksiklik olmaz. Bu durumda Mavrodes, Tanrı'nın kaldıramayacağı taş kavramını tıpkı üç kenarlı kare kavramı gibi çelişkili bir ifade olarak görmüştür çünkü Tanrı'nın sıfatlarıyla çelişki içindedir. O halde denebilir ki Tanrı'nın kudretinden bahsederken diyebiliriz ki Tanrı mantık kuralları dahilinde olan ve sıfatlarıyla çelişmeyen her şeyi yapabilir ve bunun dışında kalan “şeyler”in Tanrı tarafından yapılamıyor olması Tanrı'nın kudretini etkilemez. Zira bunun dışında kalan şeyler mantıksal açıdan tutarlı şeyler değildir.

Fakat bu görüşün de bazı problemleri vardır. Örneğin “Tanrı, kendi sıfatlarıyla çelişen eylemlerde bulunamaz” ifadesi, mutlak kudret argümanı bağlamında iki farklı sonuca yol açacaktır; ya “her şeyi kaldırabilen gücün kaldıramayacağı taş” fikri çelişkilidir ya da “her şeyi yaratabilen gücün yaratamayacağı taş” fikri... Taş paradoksu bağlamında sunulan genel eleştiri, “her şeyi kaldırabilen gücün kaldıramayacağı taş” kavramını tutarsız bulduğu için imkan dahilinde bulmuyordu.

Eleştiriye göre, Tanrı'nın kaldıramayacağı taş ideası, Tanrı'nın sıfatlarıyla uyuşmuyordu ve bu sebeple Tanrı'nın bu taşı yaratamaması, gücündeki eksiklikten kaynaklanmıyordu. Fakat buna benzer şekilde farklı bir teist çıkıp “her şeyi yaratabilen gücün yaratamayacağı taş” fikrini çelişkili bulduğu için Tanrı'nın bu yaratabileceğini savunabilir. Kısaca “Tanrı'nın mutlak kudretinden bahsederken, onun, sıfatlarıyla çelişmeyecek her şeyi yapabileceğinden bahsederiz. Tanrının kudret sıfatı, onun her şeyi yaratabileceği anlamına da gelir. Bu sebeple 'Tanrının yaratamayacağı taş' fikri çelişkilidir. Dolayısıyla Tanrı kaldıramayacağı taşı yaratabilir. Fakat bunu kaldıramaması onun kudretinde bir eksikilik yaratmaz.

Tanrı her taşı kaldırabileceğini söylerken, mantıksal tutarlılık taşıyan her şeyi kaldırabileceğini söyleriz. Oysa 'kaldırılamayacak taş'ı kaldıramamak Tanrı'nın gücünde bir eksiklik yaratmaz. Bu sebeple Tanrı, kaldıramayacağı bir taşı yaratabilir ve bunu kaldıramaz. Buna rağmen gücünde bir eksiklik olmaz.” görüşünü savunan bir teist çıkabilir. O halde mutlak kudret paradoksuna dair:

b1-) Tanrı 'her şeyi kaldırabilen' sıfatına sahip olduğu için “Tanrı'nın kaldıramayacağı taş” fikri çelişkilidir. Bu sebeple Tanrı'nın sıfatlarına uyumlu olmadığı için, Tanrı kaldıramayacağı bir taş yaratamaz ve bu durum Tanrı'nın kudretine etki etmez, çünkü eğer yaratırsa kendi sıfatlarıyla çelişir.

b2-) Tanrı 'her şeyi yaratabilen' sıfatına sahip olduğu için “Tanrı'nın yaratamayacağı taş” fikri çelişkilidir. Bu sebeple Tanrı'nın sıfatlarına uygun olduğu için, Tanrı kaldıramayacağı bir taş yaratabilir fakat buna rağmen onu kaldıramaz çünkü kaldırırsa Tanrı kendi sıfatıyla (her şeyi yaratabilme sıfatıyla) çelişmiş olur. O halde kaldıramayacağı bir taşı yaratmak Tanrı'nın mutlak kudretine etki etmez, çünkü eğer kaldırırsa kendi sıfatlarıyla çelişir.

...gibi iki olası cevapla karşı karşıya kalmış oluruz. Doğal olarak bu tablo sonrasında “Tanrı'nın mutlak kudretinden bahsederken onun her şeyi kaldırma sıfatını temel alıp yaratma eyleminin buna uygun olarak işlediğinden mi bahsetmek isteriz yoksa onun her şeyi yaratma sıfatını temel alıp kaldırabilme eyleminin buna uygun olarak işlediğinden mi bahsetmek isteriz?” sorusunu sormamız gerekir. Bu durumda Tanrı'nın gücü, “Her şeyi kaldırabilen ve yaratma eylemi buna göre sınırlı olan” Tanrı modeli ile “Her şeyi yaratabilen ve nesneleri kaldırma eylemi buna göre sınırlı olan” Tanrı modeli olarak ikiye ayrılabilir.

Fakat dikkat edilirse bu ikisi de mutlak kudret değildir. Tanrı'nın kudretinin sıfatlarıyla uyumlu olması, Tanrı'nın kudretinden ne anladığımıza göre değişir. Eğer siz Tanrı'nın sıfatını “her şeyi kaldırabilme” olarak ele alırsanız yaratma eylemini buna uygun olarak düzenleyebilirsiniz. Benzer şekilde Tanrı'nın sıfatını “her şeyi yaratabilme” olarak ele alırsanız “nesneleri kaldırma” eylemini buna göre düzenleyebilirsiniz. Fakat bir bütün olarak mutlak kudretten bahsedemezsiniz zira mutlak kudret, “her şeyi yaratabilme” ve “her olası nesneyi kaldırabilme” sıfatlarını içinde barındıran bir bütündür.

Yaratma ve nesneleri kaldırma sıfatlarından biri mutlak olarak ele alınıp diğeri buna göre şekillendirilebilir fakat bir bütün olarak mutlak kudret tutarlı bir görüş oluşturamaz. Bu sebeple bir teist, Tanrı'nın kudretinden bahsederken onun “çok şeye” gücü yetmesinden bahsetmeli ve bu gücü sonsuzluk seviyesine çıkarmamalıdır. Bir alternatif olarak mutlak kudret argümanı üzerine tartışmalar devam edebilir. Etmelidir de...

NOTLAR:

1- J. L. Cowan, "The Paradox of Omnipotence Revisited," Canadian Journal of Philosophy 3, no.3 (Mart 1974): 435-445; Martin ve Monnier, The Impossibility of God s. 337 içinde yeniden basılmıştır.

2- George I. Mavrodes, Some Puzzles Concerning Omnipotence, Philosophical Review, Vol. 72, No. 2 (Apr., 1963), pp. 221-223

3- Bkz. Thomas Aquinas, Summa Theologica

4- Bkz. Mavrodes, A.g.m

5- Alfa Centauri
"Evolution is suicide. Because eventually you realize that life is stupid and pointless."

“Sosyal Bilimler” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir