Evrim ve Tiktaalik

Darwin'in doğal seçilimle Evrim teorisiyle ilgili tüm tartışma başlıkları.
Kullanıcı avatarı
Philae
Mesajlar: 28
Kayıt: Pzr Ara 27, 2015 9:51 pm
Görüş: Ateist
Edilen Teşekkür: 24 kere
Alınan Teşekkür: 28 kere

Evrim ve Tiktaalik

Mesajgönderen Philae » Pzt Ara 28, 2015 11:13 pm

Tüm canlılar milyarlarca yıl boyunca sadece su altında yaşamıştır. Sonrasında yaklaşık 365 milyon yıl kadar önce, canlılar karada da yaşamaya başlamışlardır.

***

Kaya sütunlarının içerisinde yer alan çeşitli fosil türleri ardışık bir düzeni takip eder. Biz de katmanların arasında yer alan canlıların kalıntılarıyla bugünkü canlıları karşılaştırarak söz konusu canlı türlerinin neye benzedikleri hakkında detaylı tahmin yapabiliriz. Fakat biz bunu yaparken, canlıların kendilerine özel olan özelliklerini karşılaştırmayız. Doğru bir tahmin için, farklı türler arasındaki ortak özellikleri buluruz.

Örneğin: araştırma bölgemiz hayvanat bahçesi olsun.

Hayvanat bahçesindeki her canlının bir başı ve iki gözü vardır. Bu gruba "tüm türler" denir.
tüm türler denilen başı ve iki gözü olan canlı türlerine kol ve bacak gibi uzuvlar eklersek buna da "uzuvları olan tüm türler" deriz.
başı, gözü, uzvu olan canlı türünün alt kümesinin büyük bir beyne sahip olduğunu, iki ayağı üzerinde durduğunu, yürüdüğünü, konuştuğunu ekleyelim. işte bu alt küme biz oluyoruz, insanlar...

Resim


bu sıralamaya göre uzuvları olan tüm türlerden önce, başı ve iki gözü olan tüm türlere rastlanacağını söyleyebiliriz. çünkü canlılar zamanla evrimleşerek yeni özelliklerini oluştururlar. bu sayede bulundukları kayaların yaşlarını belirleyerek sonuçları kaydederiz.

memelilerin kökenini araştıracaksak, erken mezozoik döneme ait kayaları inceleriz. ve bu kayalar da yaklaşık 210 milyon yaşındadır.
primatların kökenini araştıracaksak, kaya sütununun daha üst seviyelerinde yer alan yaklaşık 80 milyon yaşındaki kretase dönemine bakarız.

365 milyon yıllık fosil:

Cambridge üniversitesi'nden Jenny Clack ve ekibi, Grönland'da yaklaşık 365 milyon yaşında olan kayalardan amfibik canlılara ait fosil çıkarmıştır. boyunları, kulakları ve dört ayakları bulunan bu canlılar balıklara benzememektedir.

ancak 385 milyon yaşındaki kayaların içinde görüntü itibariyle balıklara benzeyen eksiksiz balık fosilleri bulmak mümkündür. bu balıkların yüzgeçleri, konik başları ve pulları vardır ancak boyunları yoktur. bu bilgiler ışığında balıklardan karada yaşayan hayvanlara geçilmesine ilişkin kanıt elde etmek için yaklaşık 375 milyon yaşındaki kayaları incelemeye odaklanmak şaşırtıcı değildir.

Resim

***

FOSİLLER:

Fosilleri muhafaza etmek için en ideal kaya türü sedimanter veya tortul kayalardır. Kireçtaşı, kumtaşı, silttaşları veya şeyyler. Bu kayalar volkanik ve metamorfik kayalarla karşılaştırıldıklarında nehir, göl ve denizlerin hareketleri gibi nispeten daha ılımlı süreçlerden geçerek oluşmuşlardır. Hem hayvanların bu tür kayaların oluşturdukları ılımlı ortamlarda yaşama ihtimali daha fazladır. Hem de kayaları oluşturan tortullaşma süreçleri fosillerin kayalar içinde korunması için ideal ortamlar yaratmaktadır. Örneğin, bir okyanus ya da gölde asılı kalan parçacıklar sürekli olarak dibe çöker. Bu parçacıklar zamanla dipte birikir ve üstlerine binen yeni katmanlar tarafından sıkıştırılır. Kademeli sıkıştırma, kayaların içinde uzun vadede gerçekleşen kimyasal süreçlerle birleştiğinde söz konusu kayaların içinde kalan iskeletlerin fosilleşme ihtimalini arttırır. Genel kural, akarsu ve nehirlerdeki suyun akışı ne kadar sakin olursa fosillerin o kadar iyi korunacağıdır.

Her kayanın anlatacağı bir hikaye vardır. Geçmiş dönemlerdeki iklim ve çevre şartlarına dair deliller bulmamızı sağlar. Örneğin, Everest dağının zirvesine yakın konumlarda, 8000 metreden yüksek irtifalarda eski çağlardan kalma bir denizin tabanına ait kayalar bulunmuştur. Dağın kuzey yüzüne giderseniz "Hillary Step" adlı meşhur duvar görüş açısına girmeden hemen önce fosilleşmiş deniz kabuklarını bulabilirsiniz. Benzer bir şekilde araştırma yapılan kuzey kutbu bölgesinde hava sıcaklığı kış mevsiminde -40 derece olmaktadır. Buna rağmen bazı bölgelerde bazı kayaların içinde Amazon'a benzeyen tarih öncesinden kalma tropik bir nehir deltasının kalıntılarına rastlamak mümkündür; Sadece sıcak ve nemli ortamlarda yaşayan bitki ve balıkların fosilleşmiş kalıntıları gibi.

İdeal fosil arama sahaları, az miktarda toprak ve bitki örtüsü ile kaplı olan ve insan etkilerine mümkün olduğunca az maruz kalan alanlardır. Fosillerin önemli bir bölümünün Gobi Çölü, Sahra Çölü, Utah eyaleti, Grönland gibi Kuzey kutup bölgesindeki çölleşmiş bölgelerde keşfedilmesi şaşırtıcı mıdır?

Kuzey kutup bölgesi, her kış, hava sıcaklığının -40 derece kadar düştüğü, güneşin hiç batmadığı yaz aylarında ise hava sıcaklığının 10 dereceye çıktığı yerdir. Bunun sonucunda oluşan donma-çözülme döngüsü yüzeydeki kayaların ve fosillerin parçalanarak ufalanmasına sebep olur.

"Tiktaalik" Keşfi

2004 senesinin sonbaharında kayadan yavaşça çıkan şey balıklar ve karada yaşayan hayvanlar arasındaki bağı oluşturan olağanüstü bir geçiş türüydü. Balıklar ve karada yaşayan hayvanlar arasında birçok açıdan birbirlerinden farklıdır.

1) Balıkların koni biçiminde başları olmasına rağmen karada yaşayan ilk hayvanların başları çoğu açıdan timsahların başlarına benzer. (Başları yassıdır ve gözleri başın üstündedir.)
2) Balıkların boyunları yoktur: Omuzları bir dizi kemiksi levha ile başlarına bağlıdır. Bu soydan gelen diğer tüm hayvanlar gibi karada yaşayan ilk hayvanların da başlarını omuzlarından bağımsızca hareket ettirebilmelerine olanak tanıyan boyunları vardır.
3) Balıkların gövdeleri, karada yaşayan hayvanların aksine pullarla kaplıdır.
4) Ayrıca önemli farklardan bir diğeri de karada yaşayan hayvanların el ayak parmak ve bilekleri gibi uzuvları varken, balıkların sadece yüzgeçlere sahip olmasıdır.

Gel gelelim yeni bulduğumuz bu yaratık, iki tür arasındaki keskin ayrımı ortadan kaldırmıştı. Yaratığın sırtı balıklarınki gibi pullarla kaplıydı. Perdeli yüzgeçlere sahipti. Öte yandan, karada yaşayan ilk hayvanlar gibi yassı bir başı ve boynu vardır. Yüzgeçlerinin içine bakıldığında üst kol, ön kol hatta bileğin bazı parçalarına denk gelen kemikler görülebiliyordu. Eklemleri de vardı. Bu yaratık omuz dirsek ve bilek eklemlerine sahip bir balıktı. Tüm bu anatomik yapılar perdeli yüzgeçlerinin içindeydi.

Yaratığın karada yaşayan hayvanlarla paylaştığı ortak özelliklerin neredeyse tamamı ilkel görünüyordu. Örneğin, balığın üst kol kemiğinin şekli ve çeşitli çıkıntıları kısmen balık kısmen amfibik canlılarınkine benziyordu. Aynı şeyi kafatası ve omuz şekli içinde söyleyebilirdik.

Fosili bulmak, altı sene almıştı. Bulunan bu balık bir geçiş türüydü. Hem de balık, dünya tarihinin doğru zaman diliminde, doğru bir eski çağ ortamında bulmuştuk. Yani 375 milyon yaşındaki kayalarda...

Resim

Balığa; Tiktaalik yani büyük tatlısu balığı ismini verdik.

Tiktaalik'in boynunu düşünelim:

Tiktaalik'ten önce yaşayan tüm balıklarda kafatasını omuzlara sabitleyen bir dizi kemik bulunmaktaydı. Yani balık gövdesini çevirdiğinde kafasını da çevirmiş oluyordu. Fakat Tiktaalik'te baş ve omuz birbirinden farklı hareket edebiliyordu. Başın gövdeden bağımsız hareket edebilmesi amfibik hayvanlar, sürüngenler, kuşlar ve insanlar dahil tüm memelilerin ortak özelliğidir.

Aynı analizi bilekler, kaburga kemikleri, kulaklar ve iskeletimizin diğer parçaları için de yapmak mümkündür. Tüm bu özelliklerin kökenleri de bunun gibi bir balığın geçirdiği dönüşümlere dayandırılabilir. Bu fosil, "Australopithecus afarensis" (meşhur LUCY) gibi afrikalı hominidler (Büyük insansı maymunlar) kadar geçmişimizin bir parçasıdır. Lucy'i incelediğimizde çok gelişmiş primatlar olarak geçirdiğimiz dönemin tarihini daha iyi anlayabiliriz. Tiktaalik ile de balık olarak geçirdiğimiz dönemin tarihine ışık tutuyoruz.

Resim

KENDİ ALINTILARIMLA KAYNAK: Neil Shubin / İÇİMİZDEKİ BALIK kitabından...

Kullanıcı avatarı
hector
Moderatör
Mesajlar: 223
Kayıt: Cum Eki 16, 2015 8:26 pm
Görüş: Agnostik Ateist
Edilen Teşekkür: 204 kere
Alınan Teşekkür: 178 kere

Re: Evrim ve Tiktaalik

Mesajgönderen hector » Sal Ara 29, 2015 8:58 pm

Philae ,

Timsah'ın atası bu olsa gerek :).

Yaşadıkları bölge ile ilgili bir bilgi var mı ? Timsahlar genelde sıcak bölgelerde yaşıyor , tiktaalik'te aynı şekilde mi acaba ?
Dünya benim tasarımımdır. Arthur Schopenhauer

Kullanıcı avatarı
AgnostikBey
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 305
Kayıt: Cmt Eki 03, 2015 8:44 pm
Görüş: Agnostik
Edilen Teşekkür: 230 kere
Alınan Teşekkür: 199 kere

Re: Evrim ve Tiktaalik

Mesajgönderen AgnostikBey » Sal Ara 29, 2015 9:55 pm

Aslında tüm dört uzuvlu canlıların atası Hector, biz de dahil :)
"Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır." Mustafa Kemal Atatürk

Kullanıcı avatarı
hector
Moderatör
Mesajlar: 223
Kayıt: Cum Eki 16, 2015 8:26 pm
Görüş: Agnostik Ateist
Edilen Teşekkür: 204 kere
Alınan Teşekkür: 178 kere

Re: Evrim ve Tiktaalik

Mesajgönderen hector » Sal Ara 29, 2015 10:04 pm

Evet aynen öyle . Aslında ben direk dedesi diyecektim :D.
Dünya benim tasarımımdır. Arthur Schopenhauer


“Evrim ve Yaşam Bilimleri” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir