Bulunan En Eski Şempanze Fosilleri

Darwin'in doğal seçilimle Evrim teorisiyle ilgili tüm tartışma başlıkları.
Kullanıcı avatarı
AgnostikBey
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 305
Kayıt: Cmt Eki 03, 2015 8:44 pm
Görüş: Agnostik
Edilen Teşekkür: 230 kere
Alınan Teşekkür: 199 kere

Bulunan En Eski Şempanze Fosilleri

Mesajgönderen AgnostikBey » Cum Şub 26, 2016 6:34 pm

Kenya Rift Vadisi yakınlarında bulunan şempanze (Pan) cinsine ait fosiller tam 545.000 yaşında.

Antropolog Sally McBrearty ve Nina G. Jablonski tarafından 2004 yılında gerçekleştirilen kazıda, Kenya Baringo ili Turgen Tepeleri'nde bulunan diş fosillerinin yapısı, araştırmacılara göre bonobolara (Pan paniscus) nazaran bayağı şempanzeninkileri (Pan troglodytes) daha yakından andırıyor. Yıllardır insansıların gelişim sürecini bulunan fosillerle önümüze seren Rift Vadisi, anlaşılan aşılamaz bir geçit olmayıp Orta Pleistosen dönemi boyunca (780,000 - 130,000 y.ö.) hem Homo cinsine hem de Pan cinsine ev sahipliği yapmış durumda.

Umuyorum ki, Afrika'nın sadece çok miktarda insansı fosili içeren doğu kısmında değil, tüm kıta genelinde başlayacak çok geniş kapsamlı kazı çalışmalarıyla bulunacak yeni fosillerle yaklaşık 6 milyon önce "Hominini" oymağı (tribe) içerisinde ayrıldığımız düşünülen Pan cinsinin o dönemlerdeki durumu, içerdiği olası soyu tükenmiş türleri ve evrimin söz konusu bu cinslerde (bizim için australopithecus ve de pan) yüzbinlerce yıl içerisinde açtığı ayrım daha açık anlaşılabilir olacaktır.

daha detaylı bilgi için,
http://news.bbc.co.uk/2/hi/science/nature/4201666.stm
"Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır." Mustafa Kemal Atatürk

JackinÇikolatası
Mesajlar: 79
Kayıt: Çrş Mar 02, 2016 1:18 am
Görüş: olmak yada olmamak
Edilen Teşekkür: 2 kere
Alınan Teşekkür: 2 kere

Re: Bulunan En Eski Şempanze Fosilleri

Mesajgönderen JackinÇikolatası » Cum Mar 04, 2016 2:22 am

genel anlamıyla fosil, uzun zaman önce yaşamış canlıların yapılarının, doğal koşullar altında korunarak günümüze kadar ulaşan izidir. Fosiller, kimi zaman organizmanın bir parçasının kimi zaman da canlının hayattayken bıraktığı izlerin (bunlara iz fosil denir) günümüze kadar gelmesidir. Ölen hayvan ve bitkilerin, çürümeden korunarak, yer kabuğunun bir parçası haline gelmesiyle fosil oluşur. Fosilleşmenin meydana gelebilmesi için, hayvanın veya bitkinin -üzerini çoğunlukla bir çamur katmanının örtmesiyle- ani ve hızlı bir şekilde gömülmesi gerekir. Bu gömülmeyi genellikle kimyasal bir süreç takip eder. Bu süreçte yaşanan mineral değişimleriyle de koruma sağlanmış olur.

Fosiller, canlılık tarihinin en önemli delilleridir. Dünyanın çeşitli bölgelerinde elde edilmiş yüz milyonlarca fosil bulunmaktadır. Fosillerin sağladığı temel bilgi, canlılığın tarihi ve yapısı hakkındadır. Milyonlarca fosil, canlılığın aniden, kompleks yapısıyla, eksiksiz olarak ortaya çıktığını ve milyonlarca yıl boyunca hiçbir değişikliğe uğramadığını göstermektedir. Bu da canlılığın yoktan var edildiğinin yani yaratıldığının önemli bir delilidir. Canlıların aşama aşama oluştuğunu, yani evrim geçirdiğini gösteren ise tek bir fosil dahi yoktur.

huş ağacı yaprağı, kurbağa, fosil
Montana'da bulunan ve Paleosen döneminden (65.5 - 55 milyon yıl) kalma bu huş ağacı fosili üç boyutludur.

50 MİLYON YILLIK KURBAĞA FOSİLİ
50 milyon yıl önce yaşamış kurbağalarla, günümüzde yaşayanlar arasında bir fark yoktur.

Evrimcilerin ara fosil olduğunu iddia ettikleri fosil örnekleri yalnızca birkaç tanedir ve bunların geçersizliği de bilimsel olarak ispatlanmış durumdadır. Aynı zamanda yine Darwinistlerin ara fosil olarak dünyaya tanıttıkları bazı örneklerin sahte çıkması da, bu konuda sahtekarlık yapacak kadar çaresiz olduklarını gözler önüne sermektedir. 150 yılı aşkın süredir, dünyanın dört bir yanında yapılan kazılarda elde edilen fosil kayıtları, balıkların hep balık, böceklerin hep böcek, kuşların hep kuş, sürüngenlerin hep sürüngen olduğunu ispatlamıştır. Canlı türleri arasında bir geçiş olduğunu -yani balıkların sürüngenlere, sürüngenlerin kuşlara dönüştüğü gibi- gösteren tek bir tane bile fosil görülmemiştir. Kısaca, fosil kayıtları, evrim teorisinin temel iddiası olan, türlerin uzun süreçler içinde değişimlere uğrayarak birbirinden türediği iddiasını kesin olarak çürütmüştür.

fossil layers
1- Canlının ölümünden sonra ilk aşamada, yumuşak dokuları deforme olmaya başlar, geriye yalnızca kemikler ve dişler gibi sert kısımlar kalır. Kemiklerin deforme olmaması içinse, gömülmenin çok hızlı olması gerekir.
surface.

2- Aradan geçen uzun dönemler sonunda kemikler, çökeltinin alt katmanlarına gömülür. Kemikler, yeraltı sularında bulunan minerallerle yer değiştirmeye başlar. Ve canlının cesedi fosilleşir.
surface.

3 - As the land above is slowly eroded away, the rock layer in which the fossil formed starts to proceed towards the surface.

4- Arazinin yavaş yavaş hareket etmesiyle, fosilin oluştuğu kaya katmanı yeryüzüne doğru çıkmaya başlar.

Fosiller canlılık hakkında verdikleri bilginin yanı sıra, kıta tabakalarının hareketlerinin yeryüzü yüzeyini nasıl değiştirdiği, Dünya tarihinde yaşanan iklimsel değişikliklerin neler olduğu gibi yeryüzünün geçmişiyle ilgili de önemli bilgiler sunarlar.

yengeç fosili
38-23 milyon yıl öncesine ait yengeç fosili

Fosiller, antik Yunan döneminden beri araştırmacıların ilgisini çekmiş, ancak 17. yüzyıl ortalarından itibaren fosillerin incelenmesi bir bilim dalı olarak gelişmeye başlamıştır. Araştırmacı Robert Hooke'un eserlerini (Micrographia (Mikrografi), 1665; Discourse of Earthquakes (Deprem Konuşmaları), 1668), Niels Stensen'in (Nicolai Steno ismiyle bilinir) çalışmaları takip etmiştir. Hooke ve Steno'nun fosiller üzerinde çalışma yaptıkları dönemlerde, düşünürlerin büyük bir kısmı fosillerin gerçekten yaşamış canlıların izleri olduğuna inanmıyorlar, doğanın bir şekilde canlıları taklit ettiğini iddia ediyorlardı. Fosillerin gerçek canlıların izi olup olmadığı yönündeki tartışmanın temelinde, fosillerin bulunduğu yerlerin dönemin jeolojik bilgileriyle açıklanamaması vardı. Fosiller genelde dağlık bölgelerde bulunuyor, ancak örneğin bir balığın nasıl olup da su seviyesinden bu kadar yüksek bir mekanda fosilleşmiş olabileceği teknik olarak açıklanamıyordu. Steno, tıpkı geçmişte Leonardo Da Vinci'nin öne sürdüğü gibi, tarih boyunca su seviyesinde geri çekilmeler olduğunu iddia ediyordu. Hooke ise, dağların okyanus tabanlarındaki depremler ve iç ısınma nedeniyle oluştuğunu söylüyordu.

trilobite fossil
Resimde görülenler Ordovisyen döneminde (490 - 443 milyon yıl) yaşayan trilobit ve Silüryen dönemde (443 - 417 milyon yıl) yaşayan bir tür karındanbacaklı (gastropod) fosilidir. Bu fosillerden, söz konusu kayaların, ortalama 448 - 442 milyon yaşında olduğu tahmin edilebilmektedir.

Hooke ve Steno'nun, fosillerin geçmişte yaşamış canlıların izleri olduğunu ortaya koyan açıklamalarının ardından, 18. ve 19. yüzyılda jeolojinin de gelişmesiyle, fosil toplama ve araştırma sistemli bir bilim dalına dönüşmeye başladı. Fosillerin sınıflandırılması ve yorumlanmasında, Steno'nun belirlediği prensipler izlendi. Özellikle 18. yüzyıl itibariyle madenciliğin gelişmesi ve demiryolları inşaatlarının artması, yer altının daha çok ve daha detaylı incelenmesine imkan tanıdı.

Modern jeoloji, yeryüzü yüzeyinin "tabaka" adı verilen katmanlardan oluştuğunu, bu tabakaların, kıtaları ve okyanus tabanını taşıyarak Dünya üzerinde hareket ettiğini, tabakalar hareket ettikçe Dünya coğrafyasında değişiklikler olduğunu, dağların da büyük tabakaların hareketleri ve çarpışmaları sonucunda meydana geldiğini ortaya koydu. Dünya coğrafyasında uzun zaman dilimleri içinde meydana gelen değişimler, şimdi dağlık olan bazı bölgelerin bir zamanlar sularla kaplı olduğunu da gösteriyordu.

Fossils, amber, winged ant
20-15 Milyon Yıllık Kanatlı Karınca

Canlıların üzerini ağaç reçinesinin kaplamasıyla oluşan amber içindeki fosiller de, evrim teorisini yalanlamaktadır.

Böylece kaya katmanlarında bulunan fosillerin, yeryüzünün farklı dönemleri hakkında bilgi edinmenin önemli yollarından biri olduğu ortaya çıktı. Jeolojik bilgiler, öldükten sonra çökeltiler içinde korunan canlı izlerinin yani fosillerin, çok uzun dönemler içinde, kayaların oluşumu sırasında yeryüzünün kabuğuna doğru yükseldiklerini gösteriyordu. Fosillerin bulunduğu kayaların bazıları, yüz milyonlarca yıl öncesine aitti.

Yapılan araştırmalarda, belli fosil türlerinin yalnızca belli katmanlarda ve belli kaya tiplerinde bulunduğu gözlemlendi. Üst üste gelen kaya katmanlarının her birinde kendisine has, o katmanın bir tür imzası olarak nitelenebilecek fosil grupları olduğu görüldü. Bu "imza fosiller", hem zaman dilimlerine göre hem de mekana göre farklılık gösterebiliyordu. Örneğin, aynı döneme ait bir fosil yatağında, biri eski bir göl yatağı diğeri de mercan kayalığı olan iki farklı çevre koşulu ve tortuyla karşılaşılabiliyordu. Ya da bunun tam tersine, birbirinden kilometrelerce uzakta iki farklı kayalıkta, aynı fosil "imzasıyla" karşılaşmak mümkündü. Bu izlerin sağladığı bilgilerle, günümüzde halen kullanılmakta olan jeolojik zaman çizelgesi tespit edildi.

deniz yıldızı, karides, fosil
250-70 milyon yıl önce yaşayan karideslerle günümüzde yaşayan karidesler aynıdır. Milyonlarca yıldır değişmeyen karidesler, evrimin hiçbir zaman yaşanmadığını göstermektedir. (Solda)

490-443 milyon yıllık deniz yıldızı fosili, yüz milyonlarca yıldır aynı olan deniz yıldızlarının evrim geçirmediklerini söylemektedir. (Sağda)




Avustralya'daki Ediacara fosil oluşumunda, çalışma yapan bir araştırmacı.



satellite, Earth, image trilobite, Ordovician
(Sol Resim) Yeryüzünün uydudan görünüşü.

(Sağ Resim) Kayaların oluşum tarihini tespit etmekte kullanılan, yaşı belirli fosillere indeks fosilleri denir. Bu fosillerin çoğunluğu, sadece belli bir dönemde yaşayan, yaygın olarak rastlanabilen ve kolay tanımlanan fosillerdir.



historical, formation, Himalayas
Jeolojik araştırmalar, yeryüzü tabakalarının hareket ettiklerini ve dağların, büyük tabakaların hareketleri ve çarpışmaları sonucu oluştuklarını ortaya koymuştur. Yukarıdaki çizimde Himalayaların tarihsel oluşumu anlatılmaktadır. Bundan yaklaşık 145 milyon yıl önce Avrasya'ya doğru hareket etmeye başlayan Hindistan bölgesinin, Avrasya'ya ulaşmasıyla birlikte deniz zemini Avrasya'nın altına girmiştir. Avrasya'yla iyice kaynaşan Hindistan, deniz zemini katmanlarının kıtalar arasında sıkışmasına neden olmuş ve sıkışan katmanlar yukarı doğru itilerek, bugünkü Himayaların yeryüzüne çıkmasına neden olmuştur.

A) Hindistan,
B) Avrasya,
C) Hindistan,

D) Avrasya,
E) Denizin Kara altına girmesi,
F) Hindistan,

G) Deniz Katmanları,
H) Himalayalar,
I) Sıkışmanın Katmanları yukarı itmesi



fossil, evolution


Darwinistler, canlıların milyonlarca yıl içinde küçük değişimler geçirerek, birbirlerinden türediğini iddia ederler. Bilimsel bulguların çürüttüğü bu iddiaya göre, balıklar sürüngenlere, sürüngenler kuşlara dönüşmüştür.

Bu durumda, milyonlarca yıl sürdüğü varsayılan söz konusu değişim sürecinin fosil kayıtlarında pek çok delili olması gerekir. Yani, yarı balık yarı kertenkele, yarı örümcek yarı sinek, yarı kertenkele yarı kuş olan pek çok garip varlığın fosillerinin yüzyılı aşkın bir süredir yoğun olarak devam eden araştırmalar sonucunda ortaya çıkması gerekir. Ancak, yeryüzünün neredeyse tümü kazılmış olmasına rağmen, Darwinistlerin, türler arasında sözde geçiş sürecini gösterebilecekleri bir tane bile fosil yoktur.

Öte yandan örümceklerin hep örümcek, sineklerin hep sinek, balıkların hep balık, timsahların hep timsah, tavşanların hep tavşan, kuşların hep kuş olarak var olduklarını gösteren sayısız fosil örneği vardır. Yüz milyonlarca fosil, canlılığın evrim geçirmediğini, yaratıldığını ispatlamaktadır.

Fosil bulgularının gösterdiği gerçek, bu çizimlerde yer alan hayali canlıların hiçbir zaman yaşamadığıdır. Canlılar, sahip oldukları tüm özelliklerle birlikte fosil kayıtlarında bir anda belirmekte ve o türün yaşamı devam ettiği müddetçe de hiçbir değişikliğe uğramamaktadır.

JackinÇikolatası
Mesajlar: 79
Kayıt: Çrş Mar 02, 2016 1:18 am
Görüş: olmak yada olmamak
Edilen Teşekkür: 2 kere
Alınan Teşekkür: 2 kere

Re: Bulunan En Eski Şempanze Fosilleri

Mesajgönderen JackinÇikolatası » Cum Mar 04, 2016 2:33 am

Çad'da bulunan yeni bir kafatası fosili, evrim teorisini savunanları çıkmaza soktu. Darwinist bilim adamları, bu fosilin evrim teorisini kökünden sarstığını itiraf ediyorlar. "Maymundan insana uzanan evrim zinciri" masalı, bir kez daha çökmüş durumda.



Orta Afrika ülkesi Çad'da bulunan yeni bir kafatası fosili, evrim teorisinin insanın kökeni hakkındaki iddialarına yeni bir darbe indirdi. Dünyaca ünlü bilim dergilerinde ve gazetelerde geniş yer verilen bu yeni fosil, Darwinistlerin 150 yıldır ısrarla savundukları "insanın maymun benzeri canlılardan evrimleştiği" iddiasını kökünden sarsmış durumda. Fransız bilim adamı Michel Brunet tarafından keşfedilen fosile Sahelanthropus tchadensis adı verildi.



Ve bu fosil, Darwinizm dünyasını birbirine kattı. Dünyaca ünlü Nature dergisi, fosili duyuran haberinde, "bulunan yeni kafatası, insanın evrimi hakkındaki düşüncelerimizi tamamen batırabilir" itirafında bulundu. (1)



Harvard Üniversitesi'nden Daniel Lieberman, bu yeni bulgunun "küçük bir nükleer bomba kadar etkili olacağı"nı söyledi. (2)



Bunun nedeni, bulunan sözkonusu fosilin 7 milyon yıl yaşında olmasına rağmen, "insanın en eski atası" olduğu iddia edilen ve 5 milyon yıl yaşındaki Australopithecus türü maymunlardan (evrimcilerin bugüne kadar temel aldıkları kıstaklara göre) daha "insansı" bir yapıya sahip olması.



Evrimciler, 1920'li yıllardan bu yana, söz konusu Australopithecus türü maymunların bazı özelliklerinin insana benzediğini iddia ediyor ve bu nedenle bu soyu tükenmiş canlıları sözde "insanın en ilkel atası" olarak gösteriyorlardı. Bu iddianın geçersizliğini gösteren pek çok delil ortaya çıkmış, örneğin Australopithecusların iddia edildiği gibi dik yürümedikleri, aynen diğer maymunlar gibi eğik bir yürüyüşe sahip oldukları 1990'lı yıllardaki bazı araştırmalarla ortaya çıkmıştı. Yeni bulunan Sahelanthropus tchadensis isimli fosil ise, Australopithecuslardan 2 milyon yıl önce yaşamış bir başka maymun türünün, evrimcilerin kıstaslarına göre daha "insansı" olduğunu gösteriyor. Yani tüm "evrim şeması"nı bozuyor.



Konunun aslı ise şu:



Geçmişte yaşamış ve bugün soyu tükenmiş olan pek çok farklı maymun türü vardır. Bunların bazılarının kafatası veya iskelet yapısı kısmen insanlara benzerlik göstermektedir.

Ama bu benzerlikler bu canlıların insanlarla bir ilgisi olduğu anlamına gelmez. Evrimciler ise, bu soyu tükenmiş canlılara ait kafataslarını, teorilerinin gerektirdiği gibi art arda dizerek bir tür 'maymundan insana giden merdiven' oluşturma çabasındadırlar. Ancak bu konudaki araştırmalar derinleştikçe, ortada böyle bir merdiven bulunmadığı, sadece farklı dönemlerde farklı maymun türlerinin yaşadığı anlaşılıyor. Bunun sonucunda ise insanın arkasında hiç bir evrim süreci bulunmadan yeryüzünde bir anda ortaya çıktığı, yani yaratıldığı ortaya çıkıyor."



Washington'daki George Washington Ünivesitesi'nden evrimci antropolog Bernard Wood'un yeni bulunan fosil üzerine yaptığı açıklama ise, bu görüşü doğruluyor:


"Üniversiteye başladığım 1963 yılında, insanın evrimi bir merdiven gibi görülüyordu. Bu merdivenin basamakları, maymundan insana doğru ilerleyen ve her aşaması bir öncekinden daha az maymunsu olan bir seri ara formdan meydana geliyordu... Ama şimdi insanın evrimi (karmakarışık) bir çalıya benziyor... Fosillerin birbirleriyle nasıl bir ilişkisi olduğu ve herhangi birisinin gerçekten insanın atası olup olmadığı hala tartışmalı." (3)


Yeni bulunan maymun fosili konusunda Nature dergisinin editörü ve önde gelen bir paleoantropolog olan Henry Gee'nin yaptığı yorumlar da son derece önemli. Gee, The Guardian gazetesinde yayınlanan yazısında, fosil üzerinde yapılan tartışmalara değiniyor ve şöyle yazıyor:


Sonuç ne olursa olsun, bu kafatası, bir kez daha ve kesin olarak göstermiştir ki, eskiden beri kabul edilen (insanla maymun arasındaki) 'kayıp halka' düşüncesi saçmadır.... Şu an çok açık olarak görülmelidir ki, zaten her zaman için son derece sallantılı olan kayıp halka düşüncesi, artık tamamen geçerliliğini yitirmiştir.


Kısacası sık sık gazetelerde veya dergilerde gördüğümüz "maymundan insana uzanan evrim merdiveni" çizimlerinin hiç bir bilimsel değeri yok. Bunlar sadece evrim teorisine körü körüne inanmış olan çevrelerin propagandası. Bu propaganda yürütülürken, bir taraftan da evrim teorisiyle çelişen bilimsel deliller toplumdan gizleniyor. Amerikalı biyolog Jonathan Wells, Amerika'da büyük bir tartışma başlatan "Evrimin İkonları: Bilim mi Efsane mi, Evrim Hakkında Öğrettiğimiz Pek Çok Şey Neden Yanlış" adlı 2000 yılı basımı kitabında bu propaganda mekanizmasını şöyle özetlemekte:


"Toplumun geneli, insanın kökeni hakkındaki derin belirsizliğe dair bilimsel uzmanların yaptıkları açıklamalardan çok nadiren haberdar edilir. Bunun yerine, şu veya bu kimsenin en son teorisi ile besleniriz ve bize bizzat paleoantropologların bunun üzerinde anlaşamadıkları gerçeği aktarılmaz. Ve tipik olarak, teori mağara adamlarının veya "bol makyajlı" insan atalarının hayali resimleri ile süslenir... Görünen odur ki, bilimin hiç bir alanında bu kadar az bir malzeme üzerine bu kadar fazla bir kurgu yapılmamıştır. " (4)


Ancak artık Darwinizm efsanesi çökmek üzere. Bilim geliştikçe, bir 19. yüzyıl hurafesi olan Darwinizm'in yanlışlığı daha da açık şekilde ortaya çıkıyor. Ve bilim dünyası, en önemli gerçeğin farkına varıyor: İçinde yaşadığımız evreni ve içindeki canlı-cansız tüm varlıkları Allah yaratmıştır.
Kaynak:harunyahya.org/

Kullanıcı avatarı
AgnostikBey
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 305
Kayıt: Cmt Eki 03, 2015 8:44 pm
Görüş: Agnostik
Edilen Teşekkür: 230 kere
Alınan Teşekkür: 199 kere

Re: Bulunan En Eski Şempanze Fosilleri

Mesajgönderen AgnostikBey » Cum Mar 04, 2016 8:06 pm

fikir sahibi olmadan bilgi sahibi olmak gereksiz;
bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak tehlikelidir.

Konfüçyüs


Bu özdeyişi sindirene kadar oku, sonra kitabının da dediği gibi tekrar oku. Bu zamanda cahilliğin lüzumu yok.
"Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır." Mustafa Kemal Atatürk


“Evrim ve Yaşam Bilimleri” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir